Hüma Efkan
742 şiiri ve 78 yazısı kayıtlı Takip Et

İçimizde kalan ukde



İÇİMİZDE KALAN UKDE

Yarım asırlık bir yaşanmışlığın, ardından, nedense dala tutunamaya çalışan yaprak misali savrulacağımı düşündüm. Ve yıpranan bedenim, yılların ağır yükü altında acımasızca ezilerek her an can vereceğimi sanırdım. Oysa öyle olmadı ve ben hala yaşıyorum!

Bahar aylarını geride bıraktığım bilinciyle, belki de son bir kez çıkıyorum gezintiye. Bana yarenlik eden bastonum da olmasa kim kavrardı elimi?

Hiç düşünmeden koyuluyorum yola. Gözlerim de görmüyor eskisi gibi. Kulaklarım çok cılız işitiyor kurumuş yaprakların hışırtısını!

Kendi kendime mırıldanıyorum; “seni gidi yaşlı, geçimsiz bunak, ne vardı ki, anlasaydın seni sevenleri ve sevdiklerini. Kıymetini bilseydin, dolu dolu yaşasaydın sana verilen o bergüzar ömrü! Bak, şimdi gökyüzüne bulut gelse, sızlayıp durur bu ağır cüsseni taşıyan dizlerin!”

Bir an duruyorum bir çınar ağacının altında. İç geçirerek soluklanıyorum. Her yer ıssız, kuş sesleri bile duyulmuyor eskisi gibi. “Aaaah keşke yaşasaydı. Keşke yanımda olsaydı. Elimden tutup ta bana yarenlik etseydi. Birlikte yaşayıp, yaşlansaydık sonbaharı.” Diyerek.

Çok geç artık! Elimi kavrayan biri olsa neye yarar bu yaştan sonra?

Ardından; “Hey sen yaşlı bunak, serüven yaşamanın zamanı değil!” deyip basıyorum kahkahayı. Ki adına kahkaya denirse. Çünkü yalnızsan, bir yanı buruk olur dudaklarındaki gülüşün.

Ve derken;

Biraz dinlenip kendime geliyorum. Mantıklı düşününce öyle oluyor sanıyorum. Ayaklarım altında çıtırdayan sararmış yapraklar inliyor adeta. Her nedense toprak ta küf kokuyor bu mevsimde. Bu bildiğim bir mevsim değil sanki. Tabi baharın tadı başka olur yanında biri varken.

Küf kokan toprak dedim ya, öyle bir ürperdim ki, ölümü hatırladım birden. o an bir telaştır iliklerimde hissettim. “Ya hazırlıksız yakalarsa ölüm! Ya kimseler bulamazsa ıssızlıkta çürüyen bedenimi! Sonra, ooof dirin ne işe yaradı ki? Ölün ne işe yarasın? Saçmalayıp durma bunak herif. Diye mırıldandım.

Yazık; düşünüyorum da, ne çok ertelediğim düşlerim varmış meğer benim. Hemen eve dönmeliyim. Belki de birer kahve içerek yalnızlığımla sohbet edip kendimle yüzleşmeliyim.

Kahretsin eskisi kadar hızlı da değilim. Hava da karardı. Ha yağdı ha yağacak diye hızlanıyorum. Uzunca bir yürüyüşün ardından, nihayet evdeyim.

- Hadi söyle yalnızlığım; “kahve mi içelim yoksa, çay mı demleyelim?

- Anlamadım.
- Çay mı? Yoksa kahve mi dedim.
- Farketmez.
- Sen de ben gibi yaşlı bunağın tekisin. Kahve ağır gelir. Biz çay demleyelim.
- Olur. Olur.
- Hem kahveye kadın eli değmeyince tadı mı olur.
- Doğru diyorsun vallahi.

İşte şimdi hazırım. Yarım asırlık ömrümde yapamadıklarımın kazasını kılmaya. Yaşayamadıklarımın acısını tespih tespih çekmeye hazırlanıyorum!

Kahretsin. Hınca hınç yaşamalıydım hayatı. Bedenim bu kadar ağır değilken sevmeliydim. Şimdi dizlerime ve o zavallı beynime hükmedemiyorum. İnsanın boynu nasıl da bükülüyor değil mi içinde yaşanmamışların ukdesi kalınca?

- Ooof bu ne kasvet böyle? Öyle bir matem havası estirdin ki, birçoğuna eşlik eden ben gibi bir yalnızlık bile yarından umudunu kesti
- Yok yok öyle deme. Yarınlar umuttur. Umut ise, mavi!
- Sonbahar olduğunu unuttun galiba.
- Olsun. Ben yaşlandım diye, ölümüm yakın diye mateme döndürme yüzünü.
- Öyleyse aç şu gramofonu da Münir Nurettin’den dinleyelim “Dönülmez akşamın ufkundayım.” Şarkısını. Düne geri dönülecekse, bana ne yaşayamayanların gözyaşlarından. Başlatma okunan şarkının nakaratına.
- Tamam, tamam kızma be dostum.
- Şimdi oldu.

“Nerede kalmıştık sahi? Hatırladım. “İnsan yaşayamadıklarını düşledikçe boynu bükülüyor.

Hayıflanıyorum geç kalmışlığa! Biliyor musun? Adeta insanın içine, içine çörekleniyor! Biliyor musun, dışa vurduklarımız, yaşayamadıklarımızın birer acı tortusudur! Onlara insancıklar “keşke” diyor. Ama ben keşke demeyeceğim. Bir isim buldum.
Mesela:
N’olurdu birbirimizi çok, daha çok sevseydik.
N’olurdu birer cerrah edasıyla birbirimizi ameliyat masasına yatırıp, daha ne kadar acı çektirebilirim noktasını aramasaydık,
N’olurdu birbirimizin içinde tespit ettiğimiz acılara neşter vurup, kökünden kesip atsaydık.
Ve o acıların yerine bir sonraki baharda patlayacak tomurları doğacak çiçeklerı ekseydik!

Güya şimdilerde aklı kemale ermiş, aynı zamanda da güçsüz düşmüş bedeni, aklını taşıyamayan yaşlı bir bunağım.

Şunu gerçekten bilmeni isterim; bizler, alın yazısı, kader dediğimiz uhreviyatın, öğretileriyle, daha olgunlaşmadan dalında çürüyen birer masum meyveleriyiz! Ne var ki olmuyor artık. Soluklanıyorsak hala, bize yüklenen bir misyon var mutlaka! Öyleyse ben tabuları yıkmaya hazırım. Yaşayamadıklarımı yaşamaya, dünde kalanları yarına taşımaya, aşka dair bütün kazaları kılmaya yemin ettim! Düş yakamdan yalnızlığım. Ben gidiyorum.

İsterse hazirun hakkını helal etmesin.

Beş vakit üstüne yeminler olsun ki, beş vakti hiç kaçırmadan ve zamanında, aşkı kazaya bırakmadan kılacağım!

Hadi siz de bırakın yaşamı hoyratça savurmayı. Gelin sizler de saf tutun. Düşleyerek cenneti aşkta, aşk ile severek, sevişerek yaşamayı hedefleyin!

Bırakın Deccal’i nefretiyle yansın.

Biz, aşkla içimizde yarım kalmış ukdeleri yaşayalım!

Efkan ÖTGÜN


Beğen

Hüma Efkan
Kayıt Tarihi:21 Mart 2018 Çarşamba 01:25:39

İÇİMİZDE KALAN UKDE YAZISI'NA YORUM YAP
"İÇİMİZDE KALAN UKDE" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.