ye yeter karaer
52 şiiri ve 53 yazısı kayıtlı Takip Et

Benim öyküm. tıp dünyasına, küçük sitemler.



  BENİM ÖYKÜM. TIP DÜNYASINA, KÜÇÜK SİTEMLER.

Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 27.2.2018 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.



2003 yılında 3 ay devam eden bir sorun yasadım, ateş ve öksürük vardı boğazım da kuruluk ağrı eşlik etti, bazı ilaçlar kullandım tahlil yapılmadı, sağlık ocakları ve özel hastanelerde muayene olmuştum. Anakarada bir sağlık ocağı hekimi tarafından yazılan ilaçlar sonucu iyileştim. Lakin boynumun sol tarafında badem büyüklüğünde beze oluştu ve aynı anda azda olsa ağrı vardı boğazımın iç tarafında sanki hava kaçıyormuş gibi sesler hissediyordum, çıtırtıya benzeyen bir ses.
İlerleyen yıllarda hep oradaydılar. Defalarca sordum gittiğim doktorlara bunun ne olabileceğini. Hiç biri bir fikir beyan etmedi veya kim ilgilenir bu durumla bilgi veren de olmadı. Bir tanesi geriden bakıp tükürük bezesi dedi, alay ederek. 9 yıl beraberce yaşadık o küçük bademle. 2012 yılında özel bir hastaneye gittim ultrason çekildi. Birde MR çekilmesi gerekiyordu, başka bir özel hastaneye yönlendirildim. MR çekildi, Doktor sonuçlara baktı tıp dilinde bir isimi vardı küçük bademimin, ama şimdi unuttum ne demişti. Zararsız bu büyümez dokunmayalım, büyürse alırız dedi ve sevinerek evime döndüm.
2017 kış aylarında 2 defa gribal enfeksiyona yakalandım, fena halde ağır geçti çok öksürdüm, lakin ilaç kullanmadım, iyileştim. Birde fark ettim ki o küçük badem hem ağrıyor hem de büyüdü. KBB bölümü; Üniversite prof ‘una muayene oldum. 2012 de çekilen ultrason sonuçlarımı gösterdim, doktor çok şaşırdı, kim çekti bunları neden müdahale dilmedi şimdiye kadar diye sinirlendi. Büyümez diyen meslek taşına kızdı. En kısa zamanda alınmalı dedi. O güne kadar halim selim duran bu arkadaş meğerse pekte masum değilmiş.
Prof dr, olası zararlarını anlat; -eğer alınmazsa büyüdükçe dilin dönmez olur sesin gider, kolun felç olur dedi. Öte yandan ameliyat riskliymiş çok büyüdüğü için, küçükken alınmalıymış, şimdi ölüm riski de varmış. - peki, ne yapmalıyım, diye sordum, karar senin seçimini yap gel alalım dedi. Ameliyat risklerini saydı; kolda felç ses kaybı ağızda felç olabilir diyordu. İyide arkadaş; işte hendek işte deve diyorsun bana kolay bir yolu yok mu bunun, hasta bu kadarda korkutulmaz ki.

Bir başkasına danışmalıydım bu kararı alamazdım, danıştım, her ameliyat gibi %5 riski var dedi, bu işi iyi bilen biri hiç risksizde yapabilirmiş. Kendime güvenim geldi, cesaretimi topladım ve işin ehli birini aradım ve buldum. İnternet yoluyla ulaşmıştım, bilgiye. Sorgu şuydu. Kim şah damarı tümörünü en kolay ameliyat ediyor ‘YUSUF KALKO’ Çıktı ekrana; Yorumlar ve konuşmaları bana çok güven verdi. Hemen aradım bilgi edindim. Bir hafta içinde İstanbul’a, hastaneye ulaştım, (oğluma teşekkür ediyorum.) Yusuf hocayı görmek çok güzeldi esperili bir kişilikti ve kendine güvenen bir havası vardı, insana pozitif enerji veriyordu, kırk yıllık arkadaş gibi samimi buldum. Bir hafta içinde ameliyatımı yaptı.
O beni korkutmadı, birazcık risk var biliyor musun diyecek oldu, - beni korkutma hocam riski biliyorum size güveniyorum, ALLAHIN DEDİĞİ olur dedim,- bende güveniyorum dedi.
Ameliyat sıradan bir olaydı o an benim için; cesaretime kendim bile şaşırdım çünkü güven vardı doktorla aramızda. ( Güvenin olmadığı yerde başarı olmaz) Masada ne kadar zaman geçti bilmiyordum, doktorun sesiyle irkildim; yine şakacı hali üstündeydi. ‘uyan, uyan, neler, neler yaptık’ duymadın diyordu. İçimden gülmek geldi; o an hiç ağrı acı yoktu, sorun solda olduğu halde sol elimle yara sargılarıma dokundum, sol bacağımda bir bandaj vardı, damar almışlar diye düşündüm.

Her şey yolunda galiba, diyerek gülümsedim. Bir süre ameliyat hanede dinlenme odasında kaldım. Yan tarafımda başka bir hastayı ayıltmaya çalışan hasta bakıcıyı dinledim. Ve benim gitme vaktimdi. Servis Odasına vardığımda sessiz ve sakindim. Kocam kızım oğlum oradaydılar sağ salim döndüğüme seviniyorlardı. Onların mutluluk dolu sesiyle huzur buldum. Hemşire ilgileniyordu, bir ara yastığımı düzeltsinler diye seslendim lakin ses yoktu. Ağzım zorlanıyordu, konuşamadığımın farkına vardım lakin hiç dert değildi, sağ salim oradaydım. Başımı kaldırdım, o anda midem bulandı ve öğürdüm hemşire kusmamı söyledi. Midem boşaldı lakin nefes alamıyordum, çırpındım, ne çıkıyordu nede geri dönüyordu. Ağzımı açtım ve nefes aldım, ağızdan alabildiğimi fark ettim ileriki krizlerimi daha kolay atlattım, bu durumu defalarca yaşadım. İnsan nefes alamayınca çok korkunç bir durum yaşıyormuş o gün tattım ölümün dehşetini, kalbim yerinden çıkacak gibi çarptı. Bir süre sonra doktorum geldi. Beni konuşturmaya çalıştı, sesimin olmadığını ve ağzımda sorun olduğunu gördü, yüzü değişti neşesi kaçtı; Biraz zorlayarak, ‘buda nazar boncuğu olsun diyordu’ sesi mahcuptu!

4. gün taburcu olacaktım, fena halde tansiyonum yükseldi. Uzun yıllardır kullandığım ilacımı ameliyat öncesi bırakmamı söylemişti doktorum, sebep bu olabilirdi, doktora hatırlattım, tekrar başlatıldım ve ek bir ilaç daha verildi normale döndüm. (oysa hemşireye defalarca sordum ilacıma ne zaman başlarım diye biz ayarlıyoruz demişti taburcu olmuştum çıkmaya hazırdım hala ilacım hakkında bilgi yoktu tansiyonun çıkmasa, biraz ihmalkârlardı galiba). Uçak yolculuğum oldukça sıkıntılı geçti, doktor raporu gerekirmiş risk almak istemiyordu hava yolu.

Hastanenin ihmaliydi bu, biz bilemezdik onlar defalarca hasta gönderiyor şehir dışına bilmeleri lazımdı. Kızım görevlilerle tartıştı az kalsın uçağı kaçırıyordum. Moralimi bozmamaya çaba harcadım, kendimi diş dünyaya kapattım, olanları görmemek için yüzümü eşarbımla sardım, o ara oldukça komik bir olay yaşadım.
Bacağıma biri bastonuyla dürtüyordu, zorla döndüm baktım yaşlı bir kadındı, başımla işaret ederek sordum, ‘saçın gözüküyor kapat’ diyordu, haklı bir tavırla; güler misin ağlar mısın elimle hadi be işareti yaptım, sustu. Son anda başardı kızım, kocam yanıma geldi ve koşar adımlarla yetişmeye çalıştık. Zavallı kızım anneme tekerlekli sandalye versinler diye haber vermişti ameliyatlı olduğumu, bileti alırken işaretlemişti. Oysa haberleri bile olmazdı başımı kapatıp kolaylıkla geçe bilirdim, sandalye vermedikleri gibi birde hızlı adım yürümek zorunda kaldım tansiyonum oynuyordu; uçaktan ininceye kadar ölüm korkusu yaşadım, ‘dikişler patlarsa sorumlu değiliz’ demişlerdi; endişe ortaya fırladı yok yere, oysa hiç korkum yoktu, tehlike olsa doktor göndermezdi herhalde diye güvenmiştim.

15 gün sonra kontrole geldim, hastaneden çok sıkıntı yaşadım, sürekli kusuyordum, serum verdiler ama fayda etmedi, işimiz bitti dışarı çıktım, öksürmem durdu, kusma falan kalmadı. Sonradan anladım ki hastane kokusu boğazıma iyi gelmiyordu. Sığara ve parfüm kokuları da öksürmeme sebep oluyordu. 15 gün boyunca da bu şikâyetlerim vardı ama kokudan olduğunu bilmiyordum. Verilen narkozdan dolayı bunları yaşadığım bilgisi verilmişti, hastaneden olduğum günlerde, asistan tarafından. Sıkıntı yaşıyordum ama sebebi ne bilinmiyordu, ameliyatın yan etkileri olarak kabul ettim.
6 ay sorgusuz yaşadım bu durumu, 4 kez KBB prof dr, tarafından kontrolüm yapıldı, ama bu öksürmem nedendir bir bilgi vermedi veya çare bulalım da demedi. Sadece sesime odaklı konuşuyordu, sıkıntılara sebep olarak alınan tükürük ve lenf bezelerimin sebep olduğu bilgisini verdi.

7. ay bitmek üzereydi hala midem boğazım aynı hızla rahatsızdı, boğazımın sol tarafından sürekli iltihap geliyordu iplik gibi ince lastik gibi kopmayan ilginç bir iltihaptı bu. Doktoruma anlatım, sebebinin bezelerimin olmayışı olarak ön görüyordu, midemden sürekli köpük halinde bir şeyler geliyordu kustuğumda, yediklerim değil daha fazla onlar geldi 7 ay boyu. Bu durum canıma tak etti, madem doktorum yol göstermiyor başımın çaresine bakmalıydım, üniversite hastanesine Gastaroloji bölümüne randevu aldım, endoskopi yapıldı ve Helikobakter bulundu 2 hafta antibiyotik tedavisi aldım. Bu defada candida mantarı yükseldi, devamında bir solüsyon verdi 2 hafta kullandım sorunların azaldığını fark ettim, bir kutu daha verildi ve midem boğazım şu an iyi durumda, öksürmem yok oldu, midemde ki sorunlar kalmadı, önceden dokunan yiyecekleri kolaylıkla tükete biliyorum. Hayatımda her şey yoluna girdi şükürler olsun.

2016 yılında bir bilgi edinmiştim. Kızım hastaydı ve Candida sebebiyle sorunlar yaşıyordu, bu durum genetik ola bilirmiş, bilgilere ulaştık, bir test önerdiler, bir bardak suya sabah aç karnı su dahi içmeden biraz Tükürükle yapılıyordu, denedim birkaç defa söylenilen belirtiler her defasında vardı. Bende ve çocuklarımın 3 dede vardı, çaresi sadece perhiz diyorlardı, ( Gasp diyeti)bazı yiyecekler içecekler Candida yükselmesine sebep oluyormuş, perhize başladım, tam olarak yapamıyordum ama en azından çok zararlı olanlardan uzak duruyordum.
Yasak olanlar zaten dokunan şeylerdi. Araştırdım gördüm ki yaşadığım sorunların ana kaynağı mantar çoğalması sebepmiş. Şeker ve nişasta içeren, bütün gıdaları menümden çıkardım.

Ara, sıra burnum kanıyordu, yok oldu, midem bağırsaklarım sakinledi, duygularım düzene girdi. Henüz 9 ay falan olmuştu perhize başlayalı, 5 kilo verdim, Ateş basmalarım yok oldu ve kalbimde düzensiz çarpıntıları vardı yok oldu, her şey gayet iyi gidiyordu, ameliyat olana kadar. Ameliyat sonrası dengem bozuldu, sorunlar ortaya cıktı, ama psikolojim iyi durumda kaldı, onu da kaybetseydim iyileşmek zor olurdu; Moralim hep yüksekti.

candida hakkında doktorlarıma bahsetmiştim ama üstünde durmadılar, verilen antibiyotikler tetikliyordu, perhizin bir faydası yoktu, en çok zarar veren antibiyotikti çünkü. Mantara karşı etkili olan solüsyon çok iyi geldi, sorunlarım yok oldu. Ek olarak Hindistan cevizi yağı, alıyorum sabahları aç karnıma, birde mide koruyucum var. Akşamları, probıotıc alıyorum, zencefil ve tarçının çayı olarak günde birer bardak tüketiyorum, kısacası kendime iyi bakıyorum. Sesim henüz tam açılmadı ama inanıyorum ki yakında, açılacak, inanmak en önemlisidir, güven paha biçilmez. KENDİME GÜVENİYORUM.

24 yaşımda tanıştığım sorunlarım hayatım boyunca beni terk etmedi, katlanarak çoğalıyordu. Kaliteli bir hayatım yoktu, yokluk bilgisizlik, sağlığımı bozmuştu. Önceleri böyle düşünüyordum. Oysa şimdi anlıyorum, genlerim bu sorunları yaşamama yol açmış. Kardeşlerimde benim sorunlarıma benzer sorunlar yaşıyor çünkü. En fazla etkilenen ben oldum. Doğumlar kürtajlar, beslenme koşullarım, beni fazla etkilemiş! Her gittiğim doktor mutlaka antibiyotik veriyordu. Beslenme, koşullarım unlu gıdalardan oluşuyordu, patates, nişasta içeren gıdalar tüketmeye mecburduk, margarinler her alanda kullanılırdı, kızarta dahi yapılırdı. Bunların insan sağlığına çok zarar verdiğini kim bilebilirdi ki. Et’ i 2 -3 ayda bir ancak yiyebiliyorduk, düzensiz beslenme bağırsak dengesini bozuyormuş. Yıllar içinde çok sorun yaşadım, hiçbir doktor ne yaşadığımı açıklayamadı, çoğu sinirsel diyordu, bende inandım, çünkü ruh sağlığım da iyi değildi.

Gençlik yıllarımda, Çok sık öksürüğe yakalanıyordum. Sonraları sistik ortaya çıktı, mide bağırsak sorunları, başladı, kalbimde hızlı çarpmalar, sırt bel el ve ayak ağrılarım vardı, uykularım bozuldu, ellerim uyuşuyordu, aşırı stres yaşadığımda, bezen del, bazen kol bacak tutulmalarım vardı, zihnim hep puslu bulanıktı, nefes almakta zorlanıyordum, unutkanlık vardı, aşırı alıngan olmuştum, başım şiddetli ağrıyordu. Cinsel sorunlar yaşıyordum.

Her geçen gün yalnız kalmaya başladım, insanlara tahammül edemiyordum. Yatağımdan her gün yorgun kalktım, bedenimde titremeler vardı, ayakta duramaz halde gelmiştim. Bir mucize oldu, kitap okumaya başladım, devamında yazmak geldi. Okuduğum her kitap tesadüfen elime geçti. Holistik, bilgiler veren kitaplardı. Bilgilere ulaştıkça sorunumun ne olduğunu anladım. Antibiyotik’in zararlarını örgendim, margarin yağı kullanmayı bıraktım, midemin almadığı gıdalardan uzak durdum. 1996 yılında kendiliğinden iyileşme adlı 2 kitap okumuştum ruhumda ve bedenimde değişmeler başları iyiye gittiğimin farkına vardım. Yeşil reçete ilaç kullanıyordum, zamanla onu da bıraktım. 50li yaşlarıma gelmiştim sorunlarım azalmaya başladı. 2009 yılında yüz felci geçirdim. Şimdi farkındayım artık, bütün bunlar başıma neden geldi. Kökünde candida mantarı vardı. Ve tedavisini kimse bilmiyordu. Tam kesin bilgi olmasa da inanıyorum ki şah damarı tümürü olmamın sebebi de bu! CANDİDAYA DİKKAT!


Beğen

yeter karaer
Kayıt Tarihi:26 Şubat 2018 Pazartesi 18:29:43

BENİM ÖYKÜM. TIP DÜNYASINA, KÜÇÜK SİTEMLER. YAZISI'NA YORUM YAP
" BENİM ÖYKÜM. TIP DÜNYASINA, KÜÇÜK SİTEMLER." başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Den(iz)
27 Şubat 2018 Salı 10:55:11
Sevgili Yeter hanım; öykünüz gerçekten çok can sıkıcı.Yaşadığınız süreci düşünmek bile insanı dehşete düşürüyor. Çok çok ama çok geçmiş olsun.

Size bir sağlıkçı olarak tek yardımım küçük bir açıklama olacak. Şah damarı tümörü dediğiniz şey sanırım lenf nodülü idi. Evet candida buna sebep olur. Hatta o ilk başlarda anlattığınız boğazda kuruluk gibi şikayetlerin hepsi candida kaynaklı imiş gibi duruyor yazınızı okuyunca.

Bundan sonra sağlıklı ve mutlu bir hayatınız olmasını dilerim.

Sevgilerimle...


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


yeter karaer 27 Şubat 2018 Salı 11:09:33
Teşekkür ederim. arkadaş evet oladilir aynı zamanda lenf bezeside büyümüş tü alındı.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.