Hüma Efkan
743 şiiri ve 78 yazısı kayıtlı Takip Et

Mutluluğa dair ütopyalarımız



MUTLULUĞA DAİR ÜTOPYALARIMIZ

MUTLULUĞA DAİR ÜTOPYALARIMIZ

Kadınım,
O gün mutlaka gelecek!
Genlerin ürkekliğe ve kuşkuculuğa kodlanmış ve sen, temiz bir aşkın meyvesi olarak dünyaya geleceksin.
Annen gözünden bile sakınırkan, dokunmaya kıyamazken o narin tenine, baban; saçının bir tek teli için dünyayı yakmayı göze alacak!

Hergün biraz daha büyüyüp serpilirken, annen ve baban, temkinli olmayı, ürkekliği ve bir felsefeci edasıyla kuşkucu olmanı nakşederek işleyecek beynine. Telkinli öğretilerle attığın her adımda, korkudan yüreğin bir serçe misali pır pır edecek belki de! Kimileri adına korunma içgüdüsü diyecek. Ama sen yine de büyüyeceksin.

Kadınım,
O gün mutlaka gelecek!
Ve sen, karşı cinsten gördüğün, tanıdığın ilk erkeğe, yani babana aşık olacaksın. Karmaşık duygulara bürünecek, olanlara hiç bir anlam veremeyeceksin. Babanı, annenden dahi kıskanacaksın. Zaman ilerledikçe, daha da büyüyüp serpileceksin, derken okul yılları başlayacak.

Başka sosyal çevreler, başka kimlik ve başka kişiliklerle tanışacaksın. Belki de baban dışında ilk defa bir erkeğe aşık olacaksın. İşte o gün babana beslediğin aşkın çok daha farklı bir aşk olduğunu anlayacaksın. Ama genlerine kodlanmış ürkeklik, kuşkuculuk bir gölge gibi hep yanıbaşında olacaktır. Bir güven arayışına girecek, hayatına almak istediğin erkeği, ardı arkası kesilmeyen testlere, sınavlara tabi tutacaksın.

Şansın yaver gitmiş ve hayatına almak istediğin erkek yaptığın sınavlardan başarıyla geçmişse, ki gönül verdiysen bu sınavda erkeğin başarısız olması mümkün değildir. Mutluluğu hak ettim. Artık onu dolu dolu yaşayabilirim diyeceksin! Ama nafile! Çünkü senin genlerin kuşkuculukla kodlanmıştır. Sen kainatın bu konudaki en büyük felsefecisisin! Huzurlu ve mutlu bir yaşam senin neyine?
Sen kodlanmışlığın gereğini yap.
Ürk,
Kork,
Kuşkulan ve olmadık şeyleri kafanda kurgulayarak hayatı kendine zehret! Öyle de olur. Kadın mısın, aksini beklemek zaten aptallık olur!

Seni duyar gibiyim. “Ben kendimle yüzleştim, ürkmüyor, hiçbir şeyden korkmuyor, hele hele bir erkeğin şemsiyesi altına sığınmayı hiç mi hiç düşünmüyor, kabul etmiyorum!” Diyorsun.

Bravo seni takdir etmemek mümkün değil. Birey olan bir kadına da yakışan budur. Ama unutma ki, bu da bir seçimdir bu ve tercihin bu yönde olursa, bu seçimin adı yalnızlıktır.

Hayatımda birileri olmayacak mı diye düşünme sakın. Elbette olacaktır. Ne var ki hayatında olacak birileri, bir erkek değil. Belki bir kedi, belki bir köpek, belki de kediler, köpeklerdir. Onların sana karşı yaklaşımlarını sadakat olarak niteleyecek ve mutlu olduğunu sanacaksın! Oysa ki, onların sadakati hayatına almış olduğun, alacağın erkekten farklı değildir. biri emeğini sömürür, diğeri bedenini. Hatta onların sadakati çok daha sahte ve riyalıdır. Yani çıkarcıdır. Yani yaşamsal gereksinimlerini temin için sadıktırlar! Ne var ki söz konusu kedi köpek olunca senin ne filozofluğun, ne de kuşkuculuğun hiç bir işe yaramıyor! Öyle ki bir kedinin, ya da bir köpeğin neden bu kadar sadık olduğunu kendine dahi sormaktan kaçınacaksın. Çünkü erkeğini suçlaman için elinde bir koz olmalıdır! O koz; “Bak bu kedi, bu köpek bile senden sadıktır." Deme hakkını kendinde görerek, erkeği aşağılamak ve kendini haklı çıkarmak! Dolayısıyla kodlanılmışlığın gereği kuşkuculuğunu pekiştirerek artan oranlı mazofeminist bir kimlik oluşturacaksın!

Kadınım,
O gün mutlaka gelecek!
Ve sen, hiç olmadık bir zamanda, hiç olmadık bir yerde başka biriyle karşılaşacaksın. Adına aşk dediğimiz, özünde ise cinsellik, üreme ve çoğalma içgüdüsüyle, karşına çıkacak erkeğe. Tam olmasa da aşka, yani cinselliğe, üreme içgüdüsüne dair kurmuş olduğun hayellere yakın ve hatta daha abartılı ütopik söylemlerle sana arkadaşlık, ya da evlenme teklif edecek. O erkek ütopik hayallerini anlatırken, senin aklın başından çıkacak ve erkeğin ütopyalarının taaa merkezine yolculuk edecektir!

Ütopik dediysem o kadar da değildir. Çünkü sana nasıl ürkeklik, kuşkuculuk kodlandıysa, ona da bir kadın önünde; cüsseye, kabiliyete, yeteneğe bakılmaksızın, geleceğe dair ütopik megalomanlık, ütopik düşünceler kodlandı! Sana yalan konuşmadı. Sadece geleceğe dair düşlediği bir yaşamı sana anlattı. Ne var ki buna ne cüsse, ne kabiliyeti, ne yetenek uygun değildi!

Vaadedilenleri sıcak buldun, dudağında bin bir çiçeğin açtığı tebessümlerle erkeğin kadını olmayı seçtin!
Düğün dernek kuruldu, cümle aleme davetiyeler gönderildi. “Bakın biz bugün sevişeceğiz. Herkesin haberi olsun.” Denildi. Bu da sevişecek olmanıza yetmedi.

Her ikinize de resmi bir pezevenk gerekti. Hemen devletin kapısını çaldınız. Kapıyı size açan devlet babaya, utanmadan kızarmadan dediniz ki; “Bak devlet baba biz bugün sevişmek istiyoruz ve senden bu sevişmemizi onaylamanızı istiyoruz!”

Sağolsun, bir yerde seks olur da, devlet baba hiç orada olmaz mı? Hemen kırmızı cübbesiyle gönderdi bir pezevenk’i(!) (Şimdilerde tabii ki imam’ı.) Gerilerek oturur koltuğa. Hemen girerek söze. Sen A kızı. B, X oğlu Y ile sevişmeyi kabul ediyor musun? Tabi sevişmeyi duydun ya, dudakların kulaklarına varırcasına çığlık attın; “Eveeeeeeeeeeet. Pezevenk sormaya devam etti; “Sen X oğlu Y, A kızı B ile sevişmeyi kabul ediyor musun? Bir ara durdu erkek ve içinden mırıldandı. “Canıma minnet.” Sen şaşkın bakışlarla dönüp erkeğe baktın. Ne oluyor diye? Tam da o esnada durumu kurtarma adına erkek de öküz gibi böğürdü; “Eveeeet!”

Kadınım,
O gün mutlaka gelecek!
Peki o gün gelince herşey bitecek mi? Elbette bitmeyecek. Kuşkuculuk teorisi olduğu muddetce de bitecek gibi.

Sen artık Farabi, sen artık Konfüçyüs, Sokrates, Platon, İbni Sina va Descartes’ten daha popüler bir felsefecisin. Zaten Felsefenin temelini oluşturan kuşkuculuk bir tek sende kodlanarak tavan yapmıştır!

Cicim ayları geçer. O hergün işten aynı saate gelmesine rağman, “Neden geç kaldın?” Çiçek getirdiğinde; “Acaba ne halt etti ki, kendini affettirmek için çiçek getirdi?” Çiçek getirmezse; “Buca zamandır bana bir kere olsun çiçek almadın!” Dışarıda yemeğe çıkarmak istese; “ Ne gerek vardı bunca masrafa? Hijyen mi yemekler? Kim bilir hangi şartlarda yapılıyor? Yapanlar ellerini tuvalet sonrası yıkıyor mu?” Yemeğe götürmezse, veryansın edersin; “Bir gün olsun beni dışarıda yemeğe götürmedin!” Telefonla konuşur; Kiminle konuştun?” Dışarı çıkar arkadaşlarıyla buluşmak ister; Kim arkadaşın? Kiminle buluşacaksın? Ardı arkası kesilmeyen kuşkucu yaklaşımlar! Ve nihayet kuşkuculuğa birde güvensizlik eklemiş olursun!

Vesselam sevişerek mutlu olacağınız düşüncesi. Özgüvensiz bir ürkekliğe, kuşkuya, erkeğe olan güvensizliğe ve de inançsızlığa bırakır yerini! Sonuç koca bir yaşamdan geride kalan, kadın ve erkeğin Ütopik mutluluğu. Yani daha doğrusu, ayrılık ve mutsuzluk!

Efkan ÖTGÜN

Beğen

Hüma Efkan
Kayıt Tarihi:1 Ocak 2018 Pazartesi 23:25:51

MUTLULUĞA DAİR ÜTOPYALARIMIZ YAZISI'NA YORUM YAP
"MUTLULUĞA DAİR ÜTOPYALARIMIZ" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.