Ayten Özgün
650 şiiri ve 13 yazısı kayıtlı Takip Et

Çocukluk anılarım



Biz çocukken her şey çok farklıydı,bir o kadarda güzeldi.Kış mevsimi çok sert geçerdi,kar
yağdığı zaman aralıksız günlerce yağar ,günlerce yerden kalkmazdı don oluşurdu,Ayaklarmız kaymasın diye ayakkabının üzerine eski çorap giyerdik,çatılardan damlayan sular donar buzdan sarkaç oluşurdu.Annemiz bizi uyarırdı sakın çatıların altından yürümeyin üzerinize düşer derdi.
Kış geceleri uzun olduğu için vakit geçmek bilmezdi,Aile dostlarımız vardı bazı günler akşam oturmasına giderdik.Sokak lambaları da yoktu o zamanlar elimizde fenerler bir yandan kar yağıyor düşe kalka ne can derdiyse akşam gezmesine giderdik,çocukluk işte çok hoşumuza giderdi.Koltuk
kanepe mi var yoktu,uzun uzun tahtadan yapılmış sedirler vardı üzerine Annemin beyaz örtüler
üzerine kaneviçe işlediği örtüleri sererdi..sedirlerin üstün de içi pamuk doldurulmuş minderler
vardı.Sobanın başında ’ki minderlere biz çocuklar otururduk .Demir dökümden sobalarımız vardi,
Kok kömür yada meşe odunu ile ısınırdık.Dışarıda lapa,lapa kar yağıyor içeride soba harı harıl yanıyor ,sobanın sıcağından yanaklarımız elma gibi kızarmış sobanın üzerinde kestaneler kızarıyor ,bir yanda fokur ,fokur kaynayan çaydanlık mis gibi demlenmiş çayın kokusu içeriyi sarmış,büyükler koyu sohbete dalmışlar,bizlerde sıra ile birbirimize masallar anlatır,kulaktan kulağa oynardık.Büyükler konuşurken araya girmezdik Babacığım çok kızardı büyükler konuşur-
ken sözlerini bölmeyin derdi izinsiz lafa karışmayın derdi,bağırma yoktu ama biz anne ve babalarımızın bakışlarından ne demek istediklerini anlardık.O zamanlardaki mutluluğu bir
daha yakalayamadım,Eskiden saygı ve sevgi vardı büyükler küçükleri sever korurdu,küçüklerde büyüklere saygıda kusur etmezdik nerede o günler hepsi anı oldu,Ben bez bebeklerle büyüdüm
Oyuncak çeşitleri yoktu ,plastik bebekler vardı erkeklerde bilye oynar topaç çevirirlerdi,telden
arabaları vardı onlarla oynarlardı.Bizler en ufak şeylerden mutlu olurduk ne kadar mutluyduk.
O dönemler ilkokullarda yerli malı haftası yapılırdı annelerimiz evde biz çeşit,çeşit kurabiyeler
kekler yapar meyveler koyardı sınıfımızda herkes getirdiğini çıkarır masasına hazırlardı,bölüşür
yerdik bayram havası içinde yediklerimizin tadına doyamazdık.Ne güzel oyunlar icat ederdik ve
bizler kavgada etmezdik daha gün içersin de ertesi günü ne oyunları oynayacağımızın planlarını
yapardık.Yazın komşularımızla toplanır bazı hafta sonları pikniğe giderdik ,piknik yerinde ateş yakmak yasaktı mangal sefası yoktu her şey evde hazırlanırdı börekler yapılır ,zeytinyağlı yaprak dolması sarılır ,patatesler ,köfteler kızartılır kaplara konur sabaha hazır edilirdi.Ağaçların altına yaygılar serilir sofralar kurulur oturup huşu içinde yerdik ,sonrası istop oynardık kim ebe olursa ceza verirdik ,salıncaklar kurulurdu sırayla sallanır dık,ne güzeldi o günler.O zamanlarda çamaşır makinesi ,buz dolabı.elektrik süpürgesi yok bilek gücü ile çamaşırlar leğenlerde elimizde çitele-
nirdi el süpürgesi ile süpürülür dü ,şimdi hepsi var olmayan elektronik eşya kalmadı ama hastalıklar çoğaldı eski tadımız da kalmadı.ne sevgi kaldı ne saygı kaldı ,herkes birbirine düşman kesildi ellerinden gelse bir kaşık suda boğacaklar ama kendileride bilmiyor nedenini ,yani insanlar toplu olarak duyarsızlaştılar .Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardı artık oda yok hatır
matır kalmadı ,Ya arkadaşlıklar ve dostluklar onlarda bitti Kaçıncı asırdayız medeniyet doruk noktasında olmalıyken maalesef eskilere gidildi yozlaştık medeniyet diye bir şey kalmadı bana göre,geçen gün ha
staneye gittim herkes numara alma sırasına girmiş yaşlı bir kadın ayağı sakat elinde baston ayakta zor duruyor bir Allah’ kulu çıkıp’ta teyze gel bekleme sıranı al demedi ,-
halbuki 65 yaş üzeri kişiler sıra beklemeyecek devlet hak tanımış,çok üzücü insanlık diye bir kavram kalmamış.Ya otobüsler içler acısı içler ben bu manzaralar karşısında kahroluyorum ,ama
İnsanların bulaşmak istemiyorum .Durakta otobüs bekliyorsunuz araç geliyor bir bakıyorsunuz küt bir ses araba çarpmışa dönüyorsunuz,Sizi hiçe sayan sizi ayaklarınızı çiğneyerek fark ettiği halde özür dilemeden arabaya binmeye çalışan bir delikanlı.Ayol bu nasıl delikanlı benim bildi-
ğim delikanlılar kimsenin kimsenin hakkına taciz etmeyen insanları koruyan ,gözeten mert kişi-
lere denir.Hadi bindi diyelim ön koltuklar yaşlı ve sakatlar için ayrılmış ayakta bir çok yaşlı insan varken ,sende hiç mi ar kalmamış utanmaz elinde telefonu kulağında kulaklık gözler kapa-
lı öyle yapmak zorunda gözlerini açarsa insanların ters bakışları ile karşılaşacak işine gelmiyor.
Birde bunlar Üniversite öğrencileri yazıklar olsun ,yarının avukatı,doktoru,öğretmeni,aklınıza
ne gelirse yani okumuş adam aydın kişi tabirde,yaa bu tipler on Üniversite bitirse ne olur bence bir hiç.on kişiyi bir araya getirin bir kişi etmez.Terbiyenin görgünün okulu yok eğitimi evden aileden alacak temel eğitim aileden olur,Üniversitede terbiye öğretmiyorlar yapacağı mesleğin inceliklerini öğretiyorlar.Gelelim apartman ilişkilerine merdivenlerden inerken karşılaştığınız apartman komşuları olur illa’ki insan bir tebessüm etmez’mi Allah’ın selamı sünnettir Öyle gözünüzün içine baka,baka inerler Bu nasıl insanlık ,facebookta selam sabah kırıla gidiyor ee
yüz yüze gelince neden yapmıyorsun ,inanın ben bu insanları çözemedim .Bunlar çok üzücü şeyler Çocuklara kabahat bulmamak lazım anası ne’ki danası ne olsun .yazacak o kadar çok şey var ki kafamda uyku rahatsızlığım var uzun yazamıyorum .Allah sonumuzu hayırlı kılsın .

Ayten Özgün






















muş minderler vardı.

Beğen

Ayten Özgün
Kayıt Tarihi:15 Mayıs 2017 Pazartesi 11:10:11

ÇOCUKLUK ANıLARıM YAZISI'NA YORUM YAP
"Çocukluk Anılarım " başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.




"Çocukluk Anılarım " başlıklı yazıya
yapılan yorumları sadece site üyeleri görebilir.
(Bu seçenek yazı sahibi tarafından yapılmıştır.)
Bu yazıya yapılan yorumları görmek için üye girişi yapmalısınız...

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.



Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.