Göktürkmen
40 şiiri ve 115 yazısı kayıtlı Takip Et

Çıkarsamalar-1



Çıkarsamalar-1

Türk Edebiyatı ve özellikle de çağdaş şiirinin şekillenmesi hakkında (düşün ve duyum dizgeleri inceleme sonucu) şunları çıkarsayabiliriz.

Edebiyat sözcüğü kavramsal olarak ’Tanzimi Dönem’e değin yoktur.

Bunu, Tanzimat Dönemi Osmanlı-Türk aydının doğuşuyla başlatabiliyoruz

İki grup etken ve devamında üçleme karakter başlatıcıyla biliyoruz.

Mithat, Ali ve Fuad paşaların hamiliği ve "düvel-i muazzama" sefirleri etkisindeki, ikinci eylemci trio.

Bunların Namık Kemal, Ziya paşa ve Şinasi olduklarını biliyoruz, ilk aydının doğuşu ve ruşeym halidirler.

Tanzimi aydın-münevver tipidir.

Edebiyat kavramını o dönemdeki hengamede bu ekip kavramasallaştırıp, literatüre sokmuştur.

Ondan evvel kavram tekrar yazıyorum; yoktur.

Buradaki konum ve durum Osmanlı-Türk Tanzimat Dönemi’ndeki eğitim, kültür ve sanat hegemonyasının bütünsel sınıfi olarak kimin ellinde olmasıyla çok ilintilidir.

Bir, tercüme odası.. ki, gayri müslüm ve dil bilen, komprador-levant ekalliyettir.

Düvel-i muazzamaya kafadan bağlı ve bağımlı ekip olmaktadır.

Türkçe (Osmani Türkçe anadilleri olmayıp) ikinci dilleri olanların estetik ve diyalektiğiyle, özgün gerçeğinden çok farkı bir Türk düşün-duyum bütünlüğü yaratılması durumu vakidir.

Osmanli dönemi Türk Edebiyatı kavramı böyle dinastik ve etnik dolgulanıp, dokundu.

Bu proto-koloniyal tekelci başlangıç, hiç bir zaman edebi ve felsefi anlamda özgün olma ya da özgüne varma tarihsellik niyetinde olmadı.

Olmaya da niyeti yok, bu nedenle bir Rus, Fransız, İngiliz edebiyatındaki devrim Türk Edebiyatı’nda yaşan(a)madı.

Yaşanması ihtimali, sömürge ve moda/aşırma tipi aydın ve edebiyat zinciriin kırmasıyla doğru orantılı mümkünlük arz ediyor.

Tercüme odasındakilerin birer birer imparatorluktan kendi ulus devletlerini kurarak kopmaları sonucu, iş görüntü Türk ve müslümanı olan ikinci jenerasyona kaldı, Tanzimi Meşruti sentezyel bir aydın tipidir.

Cumhuriye intikali ilginçtir.

Türklerin, bu sebepten sınıfsal bir edebiyat devrimine ihtiyaç duyduğu söylenebilir.

Bu cümleyi "1923 milli demokratik devrimi"ni sorgulayarak ve devrimin neden en yakındakilerce sarf-ı nazar edilmişliğine de bakarak yazmış oluyorum.

Bir de mutlaka tamamlanmasına.. tamamlanması gerici, etnikçi, mezhepçil karşı-devrimle mücadele gerektiriyor.

Kaydüşart ve elzemdir...

Formülasyonu; ekseriyetve ekalliyet çelişkisi nedenli falsifiye bir zahiri Türklük dışında, nihai amacının yokluğunu gösteriyor.

Türk kavrmını ısrarla Türkiyeliliğin, Anadoluculuğun, kimliksiz ümmetçiliğin üzerine bina etmesindeki dayatmanın temelinde kısaca bunlar var.

Olaylara ekseriyet ve ekalliyet çekişmesinin yaşandığı, dirhemlerin tonlardan ağır geldiği ve hiç bir tarih-toplumbilimsel yasanın işle(til)mediği yerden bakabilmek gerekiyor...

Bakabilmeliyiz...

Türkiye’de ve Türklere yönelik, bitevi sömürü tahkimatının bölümselidir.

Son söz: Türk Edebiyatı hem öz ve özgünü arama kaygısı olmayarak sürekli taklit eden ve hem de gayri Türklerin tekelinde olup, onların Türk takliti yaptıkları tuhaf bir edebiyat hali olmaktadır.

Ahmet Kutlu Ayyüce
27.12.2016

Beğen

Göktürkmen
Kayıt Tarihi:27 Aralık 2016 Salı 21:43:36

ÇıKARSAMALAR-1 YAZISI'NA YORUM YAP
"Çıkarsamalar-1" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Göktürkmen Yazının sahibi
31 Aralık 2016 Cumartesi 16:51:19
Reform ve revizyon sapmadır, deviasyondur.

Sosyalizmden sapmayı ve bozulmayı, fade eder.

Saint Simon, Charles Fourier, ve Robert Owen gibi ütopik sosyalistlerin finansörü hep aristokrasi ve burjuvaziydi, bu nedenle sapmadır.

Örnek olsun, Ekim devrimini ultra masonik (ullimmünati, Gül ve Haç) zenginler yaptırdı der gibidir.

Burjuvanın kapitalize oluşu, ilerici vasfını kaybetmesi filan, bu tipolojinin ilgi alanına girmez.

Ya da bir başka devrim olan bizim devrimimiz hakkında, İdris Küçükömer, Kemal Tahir, Nurettin Topçu ve Cemil Meriç gibi bir dönem solcu geçinmiş ahmak döneklerin, Mustafa Kemal ingilizciydi, kurtuluş mücadelesini İngilizler finanse etti demeleri gibidir.

Sol aslında sağdır, sağ da soldur demeleri gibidir...

Refom ve reformasyon, yeni format atmak anlamlı ve aynı zamanda teokratik bir anlamı çağrıştırdığını biliyoruz.

Reform ve rönesans gibi...

Reformatör, Sultan Hamid'i Sani'dir. Mahmud-u Adli'dir.

Sosyalizmin üst yapısallamış dezenforme halleri reform olmuyor, geriye gidiş nedenli olmuyor...

Şablon (sosyalist özgün) içindeki geri-ileri farkındaki durum-konum gibidir.

Göktürkmen tarafından 1/6/2017 6:36:06 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
Göktürkmen Yazının sahibi
29 Aralık 2016 Perşembe 20:59:34
Başka bir tarışma başlatma niyeti ile değil, konuyu saptırma amacımda yok ama şu tümceyi "Emperyalizm, kendisi için fayda sağlayacak her enstrümanı kendi hakimiyet bölgesinde kullanır k..." Anarşizmi de düşünerek sağlama yoluna gitsek, sağlama yolu burada teyit etmek anlamına geliyor.


Bunun nasıl sağlamasını yapabiliriz?

Sendikalizmi örnek vermişsiniz, sararmadığ taktirde liberal ve kapital devlet- toplumlarda göreceli ilericiliktir.


Benim devrim konusunda Lenin'e ilham olmuş-vermiş bilinmedik devrimcilerim var.

Milsalen "Gerçek sovyetleşme" tespiti (şura)lanma açısından, şimdilerin "reel sosyalizm" lafzından bile daha kapsamlıdır.

Sonra büyük ulus şovenizmi, enerjetik diyalektik.. .

Batı şablonu Marksist devrimin oralarda gerçekleşemeyip, teorik kalışı.

Devrimin başlangıcının Doğu toplumları oluşu...

Bütün-bölüm teorisi...

Bu nedenle temel çelişki açısından Doğu'nun-Batı'dan ileride ve ilerici olması.

Temel çelişkinin, asal çelişkiyle daha güçle devrimcileştirilmesi.

Doğu gericiliği ve feodalizminin pencesi altındaki köylülüğün sömürgeler enternasyoneli şeklinde devrime itici güç yapmak.

Kısaca, Lenin Stalin'e devrettiği ve onunda büyük halk-ulus şövenizmine kurban ettiği UKTH.nı uygulamak gibi...

Göktürkmen tarafından 12/30/2016 7:11:04 AM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


chaotica 30 Aralık 2016 Cuma 09:32:48
Sağlama yoluna giderken anarşizm ya da sosyalizm gibi tarihi kökleri olan dünya görüş biçimlerini toptancı anlayışla emperyalizmin oyuncağı olarak saptamak olmaz. Sosyalizm ve anarşizmin sahip çıktığı bazı değerler mevcut sistem tarafından kendisine uygun hale getirilebilir fakat bu anarşizmin de sosyalizmin de devrimci karakterine gölge düşürmez. Bakın bunu son derece alttan alarak, iyi niyetle ve inanarak söylüyor olmama karşın, temelde sosyalizmin sistem onarıcı, reformist ve revizyonist olduğunu bilerek söylüyorum; sosyalizmin aslında karşıt değil muhalif bir düşün silsilesi olduğunu ve Marx'ın yol yordam itibariyle nihai hedefinin kelimenin tam anlamıyla ütopya olduğunu bilerek söylüyorum.

Göktürkmen Yazının sahibi
29 Aralık 2016 Perşembe 13:34:17
Devlet için bir sürü tip var, sayabilme serbestimiz oluyor.

Hobbesyan, Hegelyan, Marksist...

Sosyalist, İslamik, dinastik...

Emperyal, kapital, liberal, teokratik gibi...

Marksist ve ulus devlet için ilerici karakterli toplumsal devrimlere ihiiyaç var.

Zorunluluk ve gerekirliktir.

Bir dizi ve dizge aşamalanmalı ve sınıfsal çelişkiyi belirginleştiren şablon ileberaber...

Zaten ulus olmadan, kapitalize olmadan Marksist devlet olamıyor.. kuramıyorsunuz.

Sizin anarşist devlet var veya yokluğu, bu aşamada arz-ı endam ediyor.

Yani ulusal sorunu (devlet aşamayla) çözdükten sonra, sosyalize ve marksize (komünal devlet) toplumsal yapıya geçiyorsunuz.

Buradan "halklar" kavramındaki deviasyon ile emperyal kapitalizmin multikültüralite önemsemesi, insan hakçılığı, devletin ve tarihin sonu karmaşaına düşüyorsunuz.

Emperylizme örtüşme oranınız, söylem biçeminiz aynılaşıyor ve artıyor.

Yani, o mu size geldi (ki, sanmıyorum) siz mi ona gittiniz (kuvvetle muhtenmel) griftliği oluşuyor.

Sorun burada...

Tapmpon ve maraba devlet oluşumları hariç, onlar gerici ve feodaliteye (etni, din, mezhep gibi olgulara) yazan devletimsi yapılar oluyor.

Ortak noktaları indirgemeci olursak, din-mezhep enlem-boylam temelliliktir.

Önerme-teorem olarak yazarsak ise:

Yapay devrim (hızlandırılmış devrim) diye bir kavram yok.. varsa karşı-devrim gibidir, hatta bizatihi öyledir.

Renkli devrimler gibidir.. devrim-restorasyon devrim dizgesindeki karşı devrim ve restoratiflik aşama belirsizliği oluyor.

Marks'ın dediği gibi, "karşı devrimde devrimdir" hali oluyor.. eskiye, geriye, klerikaliteye ve teokratiye, feodaliteye yazıyor.


Göktürkmen tarafından 12/29/2016 1:47:52 PM zamanında düzenlenmiştir.

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


chaotica 29 Aralık 2016 Perşembe 13:51:59
Sevgili dostum nedir bu sosyalistlerin anarşistleri örgütleme gayreti :))) ?Anarşizmi konuşmuyoruz. Onu konuştuğumuzda hızlandırılmış devrim palavrasının sadece Türkiyeli sosyalistlere ait bir kavram olduğundan da bahsederiz. Emperyalizm, kendisi için fayda sağlayacak her enstrümanı kendi hakimiyet bölgesinde kullanır ki çokkültürlülük de bunlardan biri, feminizm, veganizm, ekolojizm gibi... Sendikacılık emperyalist kurumlar için emniyet sübabı olma noktasında bir gereklilik olduğu için vardır ve sırf bu yüzden işçi sınıfının sendikalizmden uzaklaşması gerektiğini söyleyebilir misiniz? Ya da sendikal mücadelenin Marxizme ters düştüğünü? Aynı durum çokkültürlülük için de geçerli. Bu arada çokkültürlülük için lütfen Osmanlı uygulamasındaki saçmalığını örnek göstermeyin. Zira biliyoruz ki hiçbir çokkültürlülük azınlıkları farklı renklerde giydirip öz tebaaya ait olmadığının altını çizmez.
Göktürkmen Yazının sahibi 29 Aralık 2016 Perşembe 13:57:28
Bu son yazdığınız, katkıya izin isteyerek sonra cevaplamayı öneriyorum.

Yani kimi işlerim dolayısıyla çıkmam gerekiyor.

Geniş daha açıklamalı bir cevabi katkım olacak.

Özür ve esenlikler dilerim...
Göktürkmen Yazının sahibi
29 Aralık 2016 Perşembe 12:28:48
Ben kendi yerelimi baz almıyorum.. kendimi örnekledim, sizin farklıdır, başkasının ki daha farklı.

Herkesin yereline saygılıyım, ırk diyorsunuz o hayvanidir, ben ulusal soruna yazıyorum diyorum, hatta aidiyet kavarmını öneriyorum.

Öyle ki, genomla değil, kültürle ve dilledir diyorum geçiştiriliyor.

Ulusal devrimini yapmış bir toplumu içindeki etni, cemaat, mezheplere atomize etmeyi anlamıyorum.

Hele bu atomize ettiğinizden devrimsiz ulus yapma fabrikasyonuna gitmeyi hiç anlamadığıma dikkat çekiyorum.

Devrimsiz ulus olamıyor.

Bu tarihen sabit, "tarihin sonu" "ulus devletin sonu" diyen hariç; onlarda malum ve mahluk kimseler zaten.

Bana gönderme yapılmış, bay keoma tarafından eklenen videodaki gibiler, hani...
.

Göktürkmen tarafından 12/29/2016 12:31:37 PM zamanında düzenlenmiştir.

3 cevap yazılmış Cevap Yaz


chaotica 29 Aralık 2016 Perşembe 13:15:11
Devrimsiz olmayan şey ulus değil modern devlettir. Aidiyetin olur şartı asimilasyondur ve bu aşamayı çözmek için doksan yıldır yanlış bir enstrümana başvuruldu. Olmadı/olmazdı da. Kaygınızı görüyorum ama atı alan Üsküdar'ı geçmiş, şimdi de Karadeniz'i kaşıyorken elimizdeki kartlara daha realist ve rasyonel gözle bakmak gerek gibi.
Göktürkmen Yazının sahibi 29 Aralık 2016 Perşembe 20:49:27
Verdiğiniz you tube linkte Allien filmi ve müziği çıkıyordu.

Bir de Ezgi hnma söylediğiniz anlaşılmaz şeyler olunca, akla direk gönderme-atıf geliyor.

Yoksa, sorun yok,...
Göktürkmen Yazının sahibi
29 Aralık 2016 Perşembe 12:10:42
Bir şeyi ısrarla anlatamamakta kalıyorum, diretiliyor.

Sizin de, benim de bir yerelimiz var..ben örneğin,Tatar-Türkmen karışığıyım, sonra Türküm ve insanım.

Dizge bu.. tümdengelim veya tikelgidim dizgeleyebilirsiniz, sarmal-sürekliliği var.

Ama aynı zamanda da hem kopuk/kompartmanist ve hem de münavebeli...

Evrensalite ya da üniversalitesi; yerelden, ulusaldan dizgelenip gidiyor.

İnsan gibi bir müddet sonra yereli ile üniversalitesi griftleşiyor.

Karışıyor...

Ulusalından, eğer varsa yaptığı devrimiyle farkını çıkarsamayla anlayabiliyorsunuz.

Devrim de tarihi, hem Darwinist bir de Freudiye ediyor.

Bunları din yerine koymamak kaydıyla...

Koydunuz mu, modern feodalitelin post hali oluyor.

Ulus ötesi ulusun sanayi tipi feodalizmi gibi...




Göktürkmen tarafından 12/29/2016 1:15:00 PM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


chaotica 29 Aralık 2016 Perşembe 12:17:20
İyi de Sevgili dostum referans noktası olarak kendi yerelini baz aldığında her şey yerelden genele yürümez/yürüyemez. Bunun istisnaları vardır hatta maalesef referans noktamız burası olduğunda "istisna"dan daha çoğunu bulamazsın. Salt istisnaları kaideye dahil etmek adına tespitte bulunurken bıyık altından "tü kaka" demeyi çok da anlamlı bulmuyorum.
chaotica
29 Aralık 2016 Perşembe 11:36:57
Sanat, taklit etmektir, diyor Aristo Poetika'da. Bu noktada kültür farklılaşsa da duygu (ve sistem) aynılığı/akrabalığından doğru yaşamın kağıda, müziğe, yontuya, tuvale dökümü, o ya da bu etnisiteye ne bağlı ne de ondan bağımsızdır. Batılı (modern) edebiyatın yansısının Osmanlı'daki zuhurunun kolonyal yapıyla ilişkilendiği nokta, İstanbul erkinin başının çok daha büyük dertlerle meşguliyeti noktasıdır. Yoksa emperyal yapının da o esnada (Türklere) kültür empozesi derdinde olduğunu düşünmek nazarımda çok isabetli bir tespit olmaz.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Göktürkmen Yazının sahibi 29 Aralık 2016 Perşembe 12:03:39
İletiniz okudum, sizin söylediğinize itimat ediyorum.

Siz yazma gereği duymuşsamız, doğru ve öyledir...

Esenlikle...


renbo
29 Aralık 2016 Perşembe 10:57:01
dışkvari kelimesel yan yana dizimselli çoktan seçmeli azduyumsal çok verimsel bir çalışmalasalı kılgılatmışsınız.

vikingvist bir olumsamalı duştançıkmalasallı dizgeler hep böyle oluyor azizim.
Türük yazınının bu bicemselli varoluşsalnda yenilistirmeli bu yazınsallığına deginmeniz kahtiricalin bu yükümselligini zıvanadan maçasal papazı çıkarttırıyor.
teşekkürlerim dilbest of the recordselliginize bir taltif değildir.
s.aleykum


renbo tarafından 12/29/2016 10:55:44 AM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Göktürkmen Yazının sahibi 29 Aralık 2016 Perşembe 11:01:23
Ehlen ve sehlen...
Aynur Engindeniz
29 Aralık 2016 Perşembe 10:30:08
Sayın Göktürkmen, sizi google'la ortaklaşa okuyoruz malum. Yahu, hepsine tamam da şu "dinstik" sözcüğünü aratınca böyle soket gibi elektronik bir şeyler çıktı. Yani ne demek istediğinizi anladım ama kelimeyi tek başına anlamlandıramadım. Bu uğraşlar neticesinde benim kafam çoban salata. Anladığımı da unutuyorum. Herkes şıp diye anlıyorsa da ben böyle Şekibe Teyze gibi kalıyorsam çok içerleyeceğim. Sen de anlamayıver derseniz ayrı tabi.
Yine de bir kısmını anladım sanırım.
Saygılar.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Göktürkmen Yazının sahibi 29 Aralık 2016 Perşembe 10:43:04
Maaslesef ben F klavye aşinası biri olup, Q klavye de kekeme olabilen biriyim. Dinastik doğru yazımıdır.

Anlamı sülale, kabile, aşiret oluyor, pardon...

Aynur hnm,şimdi olduğu yerde de düzelteceğim.
Göktürkmen Yazının sahibi
29 Aralık 2016 Perşembe 09:09:37
Keoma, çok ayıp ediyorsunuz...

Bu şekilde isim değiştirip, başka birileri imiş gibi saldırıya benzer türde yazmak, taciz etmek, bir tür hastalık oluyor.

Paranoid kişilik bozukluğu, multipolar kişilik bölünme yansısı gibi

Bir de en başta ne dediğiniz anlaşılmıyor, sayıklama ve saçmalama arası ve sorunlu dönemsellikte söylenen şeylerden oluşuyor.

Lütfen daha anlaşılır olalım, makul ve mantıklı olalım, son olarak insani tekamül ve tahammül denge koordine yazalım.

Bir de en önemlisi konu ile ilgili yazmaya çalışalım..

Göktürkmen tarafından 12/29/2016 11:04:37 AM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
Göktürkmen Yazının sahibi
29 Aralık 2016 Perşembe 09:04:04
Değerli Ezgi Deniz hanımefendi, bu yazı macerasında yola çıkış noktası şöyle başladı.

Yani insan kavramının belirleyenleri var, biliyoruz...

Biliyoruz ki, sonuçta hepimiz insanız ve insan kadarız ama belirleyenleri var ve kademelidir.

Birtengrı gözetiminde bir evrilme zorunluğundan gelen, belirleyen, bir de belirlenenliği kastediyorum.

Dil gibi, genom gibi, din gibi, sınıf gibi...

Sonra daha ileri aşama olarak, üçlemeyle yazalım yereli, ulusalı ve evrenseli hal oluyor.

Şudur, her insanın bir yereli var, ulusalı da, buradan evrensele varıyoruz.

Bölüm bütün kastı budur, açıklamış oluyorum.

İnsan tanımı ile bitişgendir.. grift, ayırmacı sınırları çok karışık, ayırım amaçlılığı izahlılık arzeden.

Ayrımcı demiyorum bakın , kateogorik, ve amprizme dayalı ve niyetli...

Dikkatimi çeken Türk edebiyatının ulusalı olmamasıydı, sahiden yoktu.

Adı var ulusalı yoktu.

Devrim dönemindeki sosyolojik dinamizm zamanı bile, çokmuş görünüyordu ama zorlamaydı.

Modern dönemlerde devrim sonrası ki, herhangi bir tür devrim yapmış olmak, bir halk için daha daha önemliydi.

Öyledir devrim yapmış halk olmak önemlidir.

İnsanı fabrike, ulus hali kurgucu edilgen tarih, dil yazımlarından koruyordu.

Ulusal demokratik devrim yapıyorsunuz ama Türk ulus kavramı kadük çıkıyor.

Ulusal sorun sorunlu, cümle bu...

Eksikli ve özürlü anlamındadır.

Kompartmanist, parçalı, iğreti gibi...

Yerele yazıyor, evrensele yazıyor ama Türk'e yaz(a)mıyor.

Türk'e klasik yazıyor; çoban, yağmacı, talancı.. bunu din ve fütühatla aklınca süslüyor ama alalıyor.

Överken dövmek ya da yermek gibidir.

Niyeti dinastik, etnik, mezhebik, cemaatik filan oluyor

Türk Edebiyatı'ında, edebiyatın eylemli oluşturcusu yazarlar, Türk'e dair yazmıyor.. eğer yazarsa istihfamla, aşağılama ve alay ile yazıyor.

Epistomolojik ve toplumbilimsel sorgulama ile yazanı da en ağır hakaretle karşılıyor.

Bir de en ırkçı, en şöven, en na-so, en faşist öngörüyle yazıyor.

Ama yazan, med döneminde ve Türk kökenli olmayan, Türk zahiri olmayı düşünen uyanık konumdadır.

Kraldan fazla kralcı veya Türk'ten evla Türkçü...

Irkla, öjeniteyle, şövenle yazıyor.

Ben şimdi bunları yazınca ırkçılık yapmış oluyorum?!


Göktürkmen tarafından 12/29/2016 1:46:48 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
Den(iz)
29 Aralık 2016 Perşembe 00:14:42
Edebiyatın insanlık var olduğundan bu yana olduğunu var sayarsak kavramsal olarak keşfi konusunda çok düşünmüyorum şahsen. Elbette kişisel uğraşınız takdir edilmeli... Edebiyat insanın kendini ifade edebildiği her şeydir bence.Duvar yazıları bile dahildir.Hatta bir alış veriş yapınca elimize tutusturdukları fişe baksanıza bir dizin halinde bir metin... :)

Emperyalizm olmasa idi şu sitede yazıyor olamazdık. Her ne kadar antiemperyal tutum içinde olsak da gerçek bu. Sonuç olarak edebiyatı bir yana koyamayız. İnsan etkilendikçe ve esiri oldukça edebiyat ne yapsın.

Yazılarınızı seviyorum...


Sevgilerimle...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Göktürkmen Yazının sahibi 29 Aralık 2016 Perşembe 11:03:32
Bilmukabil saygı ve dostlukla..

Vakit ayırıp okumanız ve bir de değerli yorum bırakmanızdan dolayı teşekkür ederim...
Göktürkmen Yazının sahibi
27 Aralık 2016 Salı 23:41:50
Sömürü kavramı geneldir...

Öyle ki, eşitlerarası sömürgenler içinde bile; başat sömürgen oluyor.

Bütünsel ve bölümsel ayrımını; sömürünün dünya ve yerel (Türkiye) ayrımı amaçlı olarak kullanmış oldum.

Türkiye üç boyutla sömürülen bir sömürgedir.

Sadece bayrak dalgalandırma bağımsızlığı olan bir sömürgedir.

Türkiye; Türk görünümlü ve Türklerin güçlü zamanlarında Türklerden daha şovenTürk, düşüş zamanlarda ise kendini açık eden, aslına rücu soysuz Anadolucu, Türkiyeli, neo Osmanlıcı bir kaht-ı rical tarafından sömürgeleştirilmiştir.

Türkiye sömürge ise, Türk edebiyatı dünden sömürge tipidir.

Başlangıcı zaten sömürgeleşme ve cezir zamanlardadır.

Aydını da sömürge tipidir, tarihselliğine koşuttur.

Bunları anlatmış oluyorum.


Göktürkmen tarafından 12/27/2016 11:55:47 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
Göktürkmen Yazının sahibi
27 Aralık 2016 Salı 23:09:27
Yazmak kutsal, elbette yorumlamak hürdür diyebiliyorum.

Ama dezentellekte ve falsifiye etmeden...

"Türkiye de ve Türklere yönelik bitevi sömürü tahkimi bölümselidir."

Genel emperyal, kapital ve koloniyal bir kural-yasanın Türkiye ayağındanki tespitten bahsetmiş oldum.

Tümce basitçe bunu yönelik formüle edildi.

Emperyalizm kendine doğru ve öznel kurgularla, nesnel ve bilimsel gerçek olguları çürütmeyi beceriyor.

Becermesi, tavsatması, yavaşlatması; odaklanma ve yoğunlaşmayı körgördürmesiyle kaim oluyor.

Kural, sömürüyü tahkim için yapay kurgulardan oluşan bir mekanizmanın sürgitliğidir.

Edbiyat ile ilgisi yazın-literatür olarak kaçınılmazlık arzediyor.

Esenlikle...

Cevap Yaz
Göktürkmen Yazının sahibi
27 Aralık 2016 Salı 22:00:16
Türk Edebiyatı hem /öz ve özgünü arama kaygısı olmayan sürekli taklit ve hem de Türk takliti yapılan bir edebiyat hali olmaktadır.


Göktürkmen tarafından 12/27/2016 10:49:39 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.