grafspee
0 şiiri ve 64 yazısı kayıtlı Takip Et

Lala saitana



Lala saitana

Oldukça heyecanlıyım. Çünkü birazdan insanlık tarihinin uzun süredir hayalini kurduğu bir deneyimi yaşayacağım. Her ne kadar bu deneyimin sonucu muamma olsa da ulvi bir amaç uğruna gerçekleştiğine inandığımdan her sonucu göze aldım. Umarım görevimi yerine getirip sağ salim geri dönebilirim.

...

Yaklaşık seksen iki yıldır burada yaşıyoruz, yani Europa’da. Sanırım dokuzyüzaltmış Dünya yılına denk geliyor. Bundan tam seksen iki Europa yılı önce atalarımız Dünya’dan bir felaket sonucu ayrılmak zorunda kalmışlar. Bize öğretilenlere göre nereden geldiğini tespit edemedikleri bir virüs, bir anda tüm dünyayı etkisi altına almış. Olaylar öyle çabuk gelişmiş ki, o yıllarda sadece Europa’yı dünyalaştırma projesinde çalışan ekip ve aileleri sağ kurtulabilmiş. O dönemde henüz dünyalaştırma projesi tam tamamlanamasa da, gezegen yüzeyini kaplayan buzların büyük bir bölümü eritildiğinden ve atmosfer yoğunluğu yaşanabilir seviyeye geldiğinden, ayrıca mevcut bir yerleşim kurulu olduğundan çok büyük bir problem yaşamamışlar. Tek korkuları "kızıl şeytan"ın onları burada da bulmasıymış. Yaşanan felaketi böyle isimlendirmişler.

Dünyadan kaçıştan sonra bir kez bile dönüp son durumu araştırmaya cesaret edememişler. Çünkü hastalığı buraya da taşımaktan korkmuşlar. Ancak geçmiş zaman anlatıları ve o dönemde kaydedilen kayıtlar araştırıldığında, hastalığın ilk olarak Dünya’nın en kalabalık bölgelerinden birinde Hindistan denilen bir yerde baş gösterdiği sonucuna ulaşılmış. Özellikle "kızıl şeytan" isminin kırmızı derili bir yaratıktan ötürü konulduğu söyleniyordu. Kaynaklar hastalığın bu yaratıktan yayılmış olabileceği görüşünde hem fikirdi. Hastalığa gelince bu bir tür kan hastalığıydı. Virüs tüm dünyayı sarmadan kısa bir süre önce yapılan yayınlarda virüsün kanın mevcut yapısını bozduğu ve başta bir tür trombositopeni belirtisi gösterdiği ancak sonrasında tüm vücudun rengini kan kırmızına döndürerek insanı saldırganlaştırdığı belirtilmiş.

Geçmişe yönelik tüm bu araştırmalar sürerken büyük bir keşif gerçekleşti. Işık hızını aşabilen gezegenler arası seyahat edebilecek bir araç üretilmişti. Ancak daha sonra yapılan küçük bir deneyde farkedildi ki araç ışık hızını aştıktan sonra zaman kavramı kayboluyor ve hatta geri gidebiliyordu. Bu sonuca da aracı Jüpiter çevresinde kullanarak, Jüpiter yüzeyindeki fırtınanın seyri izlenerek ulaşıldı. Tabi deneyler başarıya ulaştığında ortaya ilk atılan fikir Dünya’nın sonunu getiren hastalığın, özellikle hastalığı başlatan yaratığın (tabi böyle bir yaratık gerçekten varsa) ortadan kaldırılmasıydı. Bu görev için iki bilim adamı üç asker ve bir mekik pilotundan oluşan bir grup oluşturuldu. Mekiği kullanacak olan bendim. Eğer anlatıldığı gibi bir yaratık varsa askerler onu yokedecek, eğer yoksa bilimadamları geliştirdikleri termal bir tarayıcıyla virüsün kaynağını araştıracaktı. Çünkü vücut sıcaklığının anormal seviyelere ulaştığı kaydedilen bilgiler arasındaydı. Benim görevimse sadece götürüp getirmekten ibaretti, tabi bir bakıma en önemlisiydi. Böylelikle gerekli hesaplamalar yapıldıktan sonra belirlenen süre ve hızımızın bizi malum olayların başladığı tarihten bir kaç ay öncesine götürmesi planlandı.

...

Planlandığı gibi belirlenen tarihlerde Dünya’ya ulaştık. Hindistan denilen bölgenin kuzey taraflarında gezegenin en yüksek arazilerine yakın bir yere iniş yapalı otuzyedi Dünya günü geçti. İniş yaptığımız günlerde burası bizim için tam bir cennetti. Dikkat çekmemek için yerel kıyafetlere büründük. Atmosfere uyum ve solunum konusunda sıkıntı yaşayacağımız belirtilmişti. Ancak hesapların tutmadığını gördük. Atmosfer yoğunluğu kan basıncımızın dengesini bozmuş, metabolizmamız ve ciğerlerimiz uyum sağlayamamıştı. Ayrıca gezegende mevcut olan bakteri ve virüslere karşı bağışıklığımızın olmadığını kötü tecrübelerle farkettik.

İnişimizden sonraki on Dünya günü içerisinde bir bilim adamı ve iki askeri kaybettik. Solunum cihazları olmasına rağmen kan kusarak öldüler. Aldığımız ilaçlar ve iğneler muhtemel sonumuzu sadece biraz geciktiriyor gibiydi. Sağ kalan üç kişi virüsün kaynağını aramayı hızlandırdık. İnsanlarla mümkün olduğu kadar az etkileşime girerek, termal cihazlarla uzaktan insanlardaki anormal vücut sıcaklığı artışını taramaya başladık. Mevcut yaşam koşulları çok berbattı. İnsanlar burada devamlı hasta ve sağlıksızdı zaten. Vücut sıcaklıkları da bu hastalıklardan kaynaklı olarak çoğunlukla normalin üstündeydi ama bize belirtilen seviyelerde değildi.

Kırkıncı Dünya gününün akşamında kalan son asker de büyük acılar çekerek öldü. İki kişi kalmıştık ve şiddetli acılar çekiyorduk. Ancak neden bilmiyorum ben biraz daha iyi durumdaydım. Felaketin kaynağını tespit etmek sandığımızdan daha uzun sürmüş, hatta hayatlara mal olmuştu. Böyle giderse felaketin başgösterdiği zamanı kaçıracak, boşu boşuna buralarda ölecektik. Son kalan arkadaşıma biraz daha dayanmamız gerektiğini, önünde sonunda burada öleceğimizi, hiç olmazsa geleceği kurtarmamız gerektiğini ve ölümlerimizin boşa gitmemesini söyleyerek son iğneyi vurdum. Bu ona sadece bir gün kazandırabilmişti. Ertesi akşam tamamen yalnızdım.

İlginç bir şekilde şiddetli acılar çekmeme rağmen diğerleri gibi yığılıp kalmamıştım. Herkesten daha az ilaç kullanmama rağmen vücudum direniyor gibiydi. Sanırım bu işi bitirmek bana kalmıştı, belki de benim kaderimdi. Belki ismim bu şekilde tarihe kazınacaktı. Ama geleceği değiştirirsem beni hatırlayacak kimse de olmayacaktı. Olsun yine de Dünya’yı kurtarmak için yola devam etmeliydim.

...

Seksen üç Dünya günü geçmesine ve felaketin başladığı varsayılan bölgenin tamamına yakınını taramama rağmen hiç bir sonuca ulaşamamıştım. Daha da kötüsü bir çeşit başkalaşım geçiriyor gibiydim. Dün sudaki yansımama baktığımda derimin altındaki tüm kılcal damarlarımın şiştiğini ve rengimin kızıla döndüğünü farkettim. Artık insanlara görünemiyordum çünkü görüntüm onları korkutuyordu. Vücut direncim kırılmıştı ve mevcut besin kaynaklarının beni tatmin etmediğini farkettim. Çünkü bugün bir keçi yakaladım ve pişirmeden yedim. Daha çok kanını içtim demeliyim. Bunu yaparken kendimi kaybetmiştim. Trans halindeydim adeta. Bu vahşeti midem kaldırmamış ardından kusmuştum. Ancak açlığım dinmemişti.

Ertesi gün yapmakta olduğum görevi bırakmış tamamen açlığımı dindirmeye çabalamaya başlamıştım. Bulduğum her otu, her bitkiyi, yaprağı, böceği veya insanlardan çaldığım yiyeceği denememe rağmen hiçbiri işe yaramıyordu. Tamamen gözüm dönmüş gibiydi. İçimden bir ses intihar edip bu acıya bir son vermemi söylüyordu fakat yapamıyordum. Bir ara yine bilincimi kaybettim koskoca bir karanlık vardı. Daha sonra bir çığlıkla kendime geldim. Çevreme bakındığımda küçük bir köyde, bir ahırda olduğumu farkettim. Bir kadın kanlar içinde çığlık atarak kaçıyordu. Sakinleştirmek için peşinden koşup yakaladığımda her yerinin ısırıklarla dolu olduğunu farkettim ve kadını tuttuğumda kadının yüzündeki dehşet kanımı donduracak cinstendi.

Benim şaşkınlığımı fırsat bulup kurtulduğunda olanca gücüyle haykırdı. Kadının sözlerini duyduğumda olduğum yerde dizlerimin üstüne yığıldım ve acı acı gülümsedim. İmkanım varken hayatıma son vermem gerekiyordu. Gerçekten tarihi değiştirmiştim, mevcudiyetimle, yaptıklarımla ve neden olduklarımla.

Kadın "Lala saitana!" diye bağırıyordu.

"Kızıl şeytan"

Beğen

grafspee
Kayıt Tarihi:12 Kasım 2015 Perşembe 11:35:22

LALA SAITANA YAZISI'NA YORUM YAP
"Lala saitana" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Den(iz)
23 Kasım 2016 Çarşamba 13:05:44
Tam benim tarzımda yazıyorsunuz.. Beklenmeyen yerden bitiş düdüğü .. Aslında dışa vurumları mızın kurgusal yansımaları...

Sevgilerimle...

Cevap Yaz
athena
26 Şubat 2016 Cuma 10:47:47
Bazen kendi içimizdeki canavarı görmeyiz, görmek istemeyiz, konduramayız kendimize kötülüğü, kötü olmayı çünkü yaşam amacımız iyi bir yaşam,veda ederkende iyi anılmak ya ardımızdan oysaki yaşam mücadelesinde farkında olmadan ya da farkına fazlasıyla vararak o kötü olan yanımızla hayatta kalırız kimi zamanda...kahramanımız dünyayı kurtarmak isterken dünyayı yok eden olma gerçeği ile karşılaşıyor oysaki filmlerde bir virüs ya da kimyasal bir rekasiyon nedeniyle form değiştiren tüm insanlar önce anılarını,hayallerini,insanlıklarını yitirirler ondan sonra yaptıklarından sorumlu hissetmezler kendilerini burda bir ironide var canavarımız başkalaşım geçirirken her adımda insanlığına tutunmaya çalışıyor, egosu yok, o dünyayı kurtarsa onu kimse hatırlamayacak ama önemli olan yinede insanlar diyebiliyor.İçinde çok katmanları olan düşündüren, herkesin kendi penceresinden payına düşenleri alabileceği,kalemine yakışır bir öyküydü.Tebrikler Fatih (y)

P.S: Geç okuma ve yorum için özür ama bir yerden başlamak lazım.Belki banada ilham gelir dileğimle...

Cevap Yaz
İsmailoğlu Mustafa YILMAZ
8 Aralık 2015 Salı 07:56:19
Her zaman olduğu gibi, eser güzeldi .
Gönlüne, ömrüne sağlık.
Kutluyorum beğeniyle tüm yürekten...
............................. Saygı ve Selamlar...

Cevap Yaz
Sihirli Kalem
7 Aralık 2015 Pazartesi 17:19:08
Uzun bir aradan sonra.
Karlı bir Doğu akşamında ne güzel oldu.
Açıkçası özledim bu kalemin yazılarını.
Ne iyi oldu..!
😊
Ellerine sağlık grafspee
Sevgiyle.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee Yazının sahibi 7 Aralık 2015 Pazartesi 22:57:02
çok teşekkür ederim. beğenmene sevindim. karlı akşamlarda ilhamın bol olsun inşallah, selamlar, saygılar.
İsmailoğlu Mustafa YILMAZ
27 Kasım 2015 Cuma 14:19:42
Taktir ettiğim denemelerden biri.
Beğendim.
Kutlarım.
...................... Selam selam...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee Yazının sahibi 27 Kasım 2015 Cuma 17:02:25
beğenmenize sevindim. çok teşekkürler, selamlar, saygılar.
Sakıncalı Piyade
17 Kasım 2015 Salı 14:24:37
bilimsel bilginin içerisinde enfes bir şekilde yoğurulduğu harika bir öykü. belki bir abartı ancak bilim kurgu ve gelecek distopyası içindeki en iyi yazarlardan Isaac asimow un tadını aldım.
bu konuyu daha da dallandırmanı ve isterim okumak zevkli olacak

4 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee Yazının sahibi 17 Kasım 2015 Salı 15:09:14
bilim kurgular, distopyalar, fantastik öyküler hep abartı değilmidir zaten. her ne kadar asimow'un yakınından bile geçemesem de elimden geldiğimce hayal kurmaya çalışıyorum.

evet aslında konu çok dallandırılabilecek gibiydi. ancak tefrikaların aralarına uzun zaman girdiğinden bir çırpıda çıkarayım dedim.

çok teşekkür ederim. selamlar, saygılar.
Sakıncalı Piyade 17 Kasım 2015 Salı 15:53:17
o zaman bekliyorum hayallerinizi. muhtemelen bilim kurgu kulübü adlı siteyi biliyorsunuzdur ancak bilmiyorsanız tavsiye edebilirim. öykülerinizi yayınlayacaklarına eminim. Daha çok okuyucu size güç verecektir ve size fikirde verebilirler. bilim kurgu konusunda Türkiyedeki en güzel oluşumlardan biri. tekrar tebrik ederim
grafspee Yazının sahibi 17 Kasım 2015 Salı 15:56:09
hayır bilmiyorum. bu siteyi de athena isimli arkadaşım sayesinde tanıdım. dediğiniz siteye de bir göz atacağım. teşekkür ederim ilginize.
Sakıncalı Piyade 17 Kasım 2015 Salı 16:08:54
bu seneki öykü kısa öykü yarışmaları bitti ancak gelecek sene sizide bir şekilde ilk üçte görebileceğime emin gibiyim. gerçekten çok beğendim yazmaya devam edin.
**Havin_**
16 Kasım 2015 Pazartesi 16:20:37









Düşünüyorum da ne çok sır örtüyor toprak... Ve gök, ne çok perde kalıyor gözlerimize.. Hindistan ve pek çoğu.. Neden deyi düşünmez insan, dünyanın aklının gözleri neden günahsız topraklar üzerindedir.. Yok komşum balkondan su döktü, asılan elbiselerin üzerine halı silkeledi.. Biz silkelemedikçe aklımızı gideriz epey yolu aynen..


Ve öyküde önemli bir husus var bence.. İnsan, aklının ermediğini yaratık olarak addetti dâima.. Ve tıbben yardıma muhtaçlık kişilerin kusuru olarak görüldü hep..Bundandır, canavarlara hiç inanmam, insandan başka..-sorry-


Ve diyorum ki.. Keşke zaman olsa. Kim bilir belki birgün olur da yazdıklarınızı derleme zahmetini göze almaya karar verirsiniz.. Ya da belki zaman uygun kılar kendini sizin için.. Bunlar hakîkaten kendimiz için yaptığımız güzel şeyler.. Saklayın en azından..



Selâm ile..




1 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee Yazının sahibi 17 Kasım 2015 Salı 15:05:16
insanın en eski korkusu bilinmeyene karşıdır. bilinmeyen her zaman ürkütür. örneğin uzayın derinlikleri, metafizik alem yahut en basite indirgeyelim. kapı komşumuzu tanımadığımızda bile korkarız. o yüzden kendi korkularımızı ve kendi canavarlarımızı yaratıyoruz.

öyküleri derlemeyi çok istiyorum. eksiklerini gidermek, belki de mantık hatalarını düzeltmek. ama önce daha çok yazmak istiyorum.

çok teşekkür ederim. beğenmenize sevindim. selamlar, saygılar.
AYŞEN DAŞKIN
14 Kasım 2015 Cumartesi 11:41:25
Yureginize kaleminize emeğinize saglik değerli dost kalem cok güzel dizeler beğeniyle okudum yürekten Kutlarım sizi saygilarimla selamlar

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee Yazının sahibi 15 Kasım 2015 Pazar 22:09:44
vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim. beğenmenize sevindim. selamlar. saygılar.
AYŞEN DAŞKIN
14 Kasım 2015 Cumartesi 11:41:23
Yureginize kaleminize emeğinize saglik değerli dost kalem cok güzel dizeler beğeniyle okudum yürekten Kutlarım sizi saygilarimla selamlar

Cevap Yaz
Bir tutam hayat
13 Kasım 2015 Cuma 15:52:41
Güzel bir hikaye.
Sıkmıyor,
merak uyandırıyor.
Son bölümün başlarında içime doğdu olay.
Güzel kurgulanmış.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee Yazının sahibi 13 Kasım 2015 Cuma 16:08:05
hocam beğenmenize sevindim. daha uzun yazılabilecek bir konuydu ama kısa bir zamana sıkıştı. teşekkür ederim, selamlar, saygılar.
Yahya Oğuz
12 Kasım 2015 Perşembe 23:18:38
kurgu mükemmel olmuş. aklıma geleceğe dönüş filmi geldi. bir şeyler onarmaya çalışırken daha da berbat etmek. malesef insanoğlu dünyaya mahkumdur. tebrik ederim.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee Yazının sahibi 12 Kasım 2015 Perşembe 23:44:08
bildiğiniz gibi, geçmişe gidip hiçbir şey yapmadan beklemek bile gelecekte bir çok şeyi değiştirebilir. ve evet bizim başka dünya alternatifimiz yok. beğenmenize sevindim. çok teşekkürler. selamlar, saygılar.
muhammed1347
12 Kasım 2015 Perşembe 21:47:01
Tek kelimeyle muhteşem. Tebrik ederim.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee Yazının sahibi 12 Kasım 2015 Perşembe 22:45:51
beğenmenize sevindim. çok teşekkür ederim. selamlar, saygılar.
HakkınSesi
12 Kasım 2015 Perşembe 21:43:03
rusya'nın steplerinde sarı benizli, çekik bir genç adamın Yuri Gagarin'i düşünüp hayal kurması gibi
bir de şu kızıl şeytan münasebeti, eski bir şeytan filmini anımsattı bana. tren içerisinde ilerliyorlar ve şeytan o trenin içinde. garip. yalanlar ağırlaşıyor işte.
hayal gücüne daha fazla zaman gerekli gibi. daha uzunca şeyler çıkarabilmen adına.

3 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee Yazının sahibi 12 Kasım 2015 Perşembe 22:45:20
bahsettiğiniz filmi hatırlıyorum. tam ismini anımsayamadım. şeytanın oğlu muydu, şeytanın çocuğu muydu onun gibi bir şeydi sanırım.

dediğiniz gibi çok amatörce ortaya çıkan şeyler. tabi sabırsızlığın ve uzun betimlemelerden kaçmanın da etkisi var.

teşekkür ederim, selamlar, saygılar.
HakkınSesi 13 Kasım 2015 Cuma 00:07:14
bu arada yanlış anlaşılma olmasın, amatörce demek istemiyorum, dahası keşke zaman olsa, üzerine düşülüp kitaplar çıksa manasında.

grafspee Yazının sahibi 13 Kasım 2015 Cuma 16:12:04
yok estğfr. dediğinizi anladım. kısa zamanlara sıkıştırıyorum biraz. daha çok vakit ayırmak gerek.
Kemnur
12 Kasım 2015 Perşembe 14:23:45
Müthiş bir kurgu...Böyle bir kurgu aklınıza nereden geldi bilemiyorum. YOKSA???... Aman Allah'ım! Ne zamandır "GRAFSPEE" adı da zaten bir uzaylı adını çağrıştırıyordu bana... Neyse, susayım ve ON PUANIMI TIKLAYIP GÖNÜL KURDELEMİ YAZINIZA TAKAYIM...SELAM VE SAYGILAR

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee Yazının sahibi 12 Kasım 2015 Perşembe 14:48:50
:) babanne tarafından 3 göbek gerisi marslı hocam bizim. ordan geliyor gariplik. çok memnun oldum beğenmenize, ziyaretinize. teşekkür ederim, selamlar, saygılar.
küsss
12 Kasım 2015 Perşembe 12:55:39
malum olmuş gibi, daha az önce bol kanlı bir şeyler karaladım, sonra da gelip bu yazınızı okudum.. garip.

hayal gücü güzel şey.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee Yazının sahibi 12 Kasım 2015 Perşembe 13:38:55
o zaman o kanlı şeylerden sonra daha bir etkili olmuştur sanıyorum. beğenmenize sevindim. çok teşekkürler, selamlar, saygılar.
Eyşan Deniz
12 Kasım 2015 Perşembe 12:48:05
Waow..!
Nefesimi tutarak okudum resmen..
çok güzeldi,
Tebriklerimle..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


grafspee Yazının sahibi 12 Kasım 2015 Perşembe 13:35:26
beğenmenize sevimdim. o heyecanı yaşatabildiysem ne âlâ. teşekkür ederim. selamlar, saygılar.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.