sami biberoğulları
526 şiiri ve 1514 yazısı kayıtlı Takip Et

Kol böreği -2-



KOL  BÖREĞİ -2-


Bir tepsi börek, bir kazan dolusu irmik helvası derken sabah ezanı okunmaya başladı.

‘’Allahu ekber, Allahu ekber.’’

Kamil ‘’ Men dakka dukka’’ diyerek yatağından doğruldu. Nurten Hanım ‘’ Men dakka dukka denmez. Aziz Allah… Celle celaluhu’’ denir. ‘’Men dakka dukka’’ ‘’Çalma kapımı çalarlar kapını anlamına gelir’’ diyerekten bu cühela herifi uyardı. Öte yandan da içine bir kurt düşmüştü. Acaba Kamil, kendisi için hazırlanan zehirli böreklerin farkına varmış da ona ithafen mi ‘’ Çalma kapımı, çalarlar kapını’’ manasında ‘’Men dakka dukka’’ demişti. Merakla Kamil’in yüzüne baktı. Hayır bu suratta öyle bir zekanın en ufak emaresi görülmüyordu.

Fırından çıkardığı börek tepsisini mutfak tezgahının üzerine koyarak eline baba yadigarı enli yatağanı aldı. Böreği dilimleyecekti.

Kamil atıldı hemen.

-Dilimleme. Öylece getir tepsiyi.

Hani derler ya ‘’ Komşuda pişer, bize de düşer’’ diye. Böreğin kokusu yan taraftaki villada yaşayan Süheyla’nın burnuna kadar gitmişti. ‘’ Nurten yine börek yaptı anlaşılan. Işığı yakayım da uyanık olduğumu görüp bana da bir tabak göndersin’’ diyerekten villanın tüm lambalarını yaktı.

Nurten Yenge Süheyla’nın da uyandığını görünce ‘’ Dur şu kartaloza da bir bir tabak göndereyim. Böylece bir taşla iki kuş vururum’’ diye düşündü. Daha sonra da ‘’ ne kuşu ayol, bunlardan biri kart horoz, öteki anaç tavuk’’ diye gülümsedi.

Evet…Süheyla’ya da bir tabak börek göndermeliydi ama zehirli de olsa bu böreği kendi elleriyle ona götürmek kat’iyyen içinden gelmiyordu. Biri vasıtasıyla göndermeliydi. İyi de sabahın bu saatinde o birisi kim olabilirdi?

Kim olabilirdi ki? Elbette mahallenin fırlama delikanlılarından Bingöllü Serhat… Sabahın bu saatlerine kadar o disko senin, bu bar benim karı-kız peşinde koşan bu hergele, işte tam bu saatlerde uyumak için evine döner ve her gün bu saatlerde mutlaka Kamil-Nurten çiftinin evinin önünden geçerdi. Nitekim o gün de öyle olmuş ve Nurten Hanım, Süheyla için büyük bir tabağa koyduğu börekleri ona götürecek kuryeyi bulmuştu.

- Serhat…bakarmısın az?

Serhat gözlerini kısarak karşısında duran üç adet Nurten’e baktı.

-Bakmasına bakarım da hanginize bakayım?

Nurten Yenge, Serhat’ın yine zil zurna olduğunu anladı.

-Evladım sen ortadakine bak.

Bingöllü Serhat, üç Nurtenden ortadakine doğru yürüdü. Kendisine uzatılan üç tabak börekten tam ortadakini aldı. Nurten Yenge:

-Bunu karşı Villadaki Süheyla Hanıma götürür müsün evladım?Dikkat et. Ortadaki villaya götüreceksin. Bahçede göreceğin üç adet pitbuldan da korkma sakın. Onlar aslında bir tane.

Serhat, askerliğini emir eri olarak yaptığı ve hâla kendini asker sandığı için sert bir topuk selamını müteakip.’’ Baş üstüne komutanım’’ diyerek tabağı alıp Süheyla Hanım’ın villalarına doğru yürümeye başladı.Ortadaki villaya yönelmişti tam olarak.

Mübarek börek mis gibi kokuyor, Serhat ise kurt gibi açtı. ‘’ Bir iki dilimi de ben yesem kıyamet kopmaz sanırım’’ diye geçirdi içinden. Lakin o böreklere sulanan bir canlı daha vardı: Süheyla’nın pitbull cinsi köpeği Yakışıklı… İki dilim de ona rüşvet vermeden villa kapısından içeri girmesi mümkün değildi. Çaresiz iki dilimi kendi götürürken iki dilim de Yakışıklıya verdi. Üç köpek, altı dilim böreği bir hamlede yuttu.

Süheyla zaten beklemekteydi Sehat’ı. Görmüştü kendisine gelen böreği. Gözleri parlayarak ‘’Ahhhh aaaahhh…Şimdi şurada hem şu böreği, hem de şu yakışıklı delikanlıyı yemek ne kadar güzel olurdu. Lakin bana pas vermiyor sıpa. Çaresiz sadece börekle iktifa edeceğiz’’ diye geçirdi içinden.

Serhat ‘’ Nah buyur abla. Nurten yengem sana börek gönderdi’’ diyerek tabağı uzattı Süheyla’ya.

Süheyla ‘’ Otur sen de ye. İstersen sana şöyle güzel bir sabah kahvesi yapayım’’ dedi.

Serhat yediği böreklerin üzerine sıcak bir kahvenin iyi gideceğini düşünerekten bir koltuğa çöktü. Süheyla ise börekleri atıştırmaya başlamıştı.

Bir kaç saniye geçti geçmedi Serhat da Süheyla da şiddetli bir sancı ve akabinde titremeyle sarsılmaya başladılar.

Uzatmayalım efendim. Ertesi günkü ‘’Sarımsaklı’nın Sarımsakları’’ adlı mahalli gazetede şöyle bir haber yer aldı manşetten:

‘’ Beldemizin güzide dullarından Süheyla Şakrakzade ile yine beldemizin hızlı zampiklerinden Bingöllü Serhat, Süheyla Hanımın villasında oldukça hızlı bir aşk gecesinini müteakiben, bu aşkın hararetine dayanamayarak terk-i alem eylemişlerdir. Süheyla Hanım’ın pitbull cinsi köpeği Yakışıklının ise çifti röntgenlerken heyecana kapılıp öldüğü tahmin edilmektedir. Durumun netleşmesi için her üçünün naaşı da otopsi için adli tıp morguna gönderilmiştir.’’

Böylece Nurten Yenge bir taşla iki kuş vurayım derken üç kuş vurmuştu. Lakin asıl hedef? Oraya da geleceğiz elbette.

[ Evettt. Serhat’ı da aradan çıkardık böylece…Nerede kalmıştık? ]

Süheyla ve Serhat öteki aleme intikal ederlerken Kamil de yumuldu böreklere elbette. Tepsinin geriye kalan dörtte üçünü olduğu gibi gövdeye indirdi. Nurten Yenge merakla ‘’ Ah karnım’’ diye inlemesini bekliyordu ama Kamil her dilimi yedikçe ‘’ Ellerine sağlık karıcığım. Nefis olmuş’’ diyordu. Adam yedikçe güzelleşiyor, kanına kan, canına can geliyordu adeta.

Nurten Yenge dehşetle Kamil’in gerisine baktı. Yok…En ufak bir kuyruğu titretme alameti yoktu herifte. Sanki zehirli börek değil de hayat iksiri yemişti. Hatta bed avâz makamından şarkılar söylemeye bile başlamıştı.

Ah bu şarkıların gözü kör olsun. Hele de bed avâz makamından olunca… Nurten Yenge’nin gözlerinden iplik iplik yaşlar dökülmeye başladı. Bundan yaklaşık kırk sene önceki düğünü gelmişti aklına. O gün de Kamil aynen böyle neşe içinde söylemişti ölümsüz şarkılarını:

Sen bir yana bir yana.
Men bir yana bir yana
Gaşın garadır, gözün eladır.
Benzirsen ceylana…

Hayatta her şeye dayanırdı ama bu şarkıya dayanamazdı Nurten Yenge. Kollarını açarak ‘’Aşkımmm’’ diye sarıldı Kamil’e.

Kamil, sevgili eşinin kendisine muhabbetle sarılmasından cesaret alarak ‘’ hayatım şimdi de şu irmik helvasını getir de midemin boş kalan kısımlarını doldurayım’’ dedi.

Nurten Yenge mutfağa girdiğinde bir kazan irmik helvasının yerinde yeller estiğini gördü. Ak sakallı Dede o bir kaç dakika içinde tamamen silip süpürmüştü irmik helvasını. ‘’Tövbe neuzubillah. Bu evde garip şeyler oluyor. Bir daha Kamil’i öldürmeye kast etmek mi? Tövbe neuzubillah’’ Diyerek tekrar odaya dönerken Ak sakallı dede bir görevi başarı ile tamamlamanın gururu içinde yeni bir diyara doğru uçmaya başladı. Her ne kadar arkasında üç telefat bırakmış olsa da netice olarak Kamil ile Nurten arasında yine o eski derûni aşkın doğmasına muvaffak olmuştu. Tabii ki bu arada böreğin bu olaydaki rolünü unutmayalım. Yani keramet tek başına Ak sakallı dedeye ait değildi.

Tıp literatüründe ‘’Mucize’’ diye bir kavram olmamakla beraber Kamil’in o böreği yedikten sonra hayatta kalabilmesi tıp tarihine ‘’Mucize ‘’ olarak geçecekti kesinlikle.

Ak sakallı Dede başını gök yüzüne kaldırıp ‘’ Teşekkürler on yedi benlim. Çok teşekkürler… Senin verdiğin akıl sayesinde oldu bu. Nurlar içinde uyu’’ dedi. Her zaman sadece bir Fatiha okurken bu sefer üç Kulhuvallah bir Fatiha okudu bu aziz dostunun ruhuna.

******

Ak sakallı Dedenin yeni hedefi İzmir’di. Neden mi İzmir? Tabii ki hem Bosna’lı Havva Deniz Teyze, hem de Nurhayat Abla orada yaşıyor olduğundan. Bu iki ahret kaçkınını ziyaret edip onların evliliklerinin de önce içine edecek, sonra kurtaracaktı.

Hızla uçarken birden aklına geldi. ‘’ Yahu Havva Deniz Teyze evli değil ki. Kocası Hüsmen pehlivan çoktaaaan. Rahmet-i rahmana uçmamış mıydı bunun?’’ Dedi. Sonra ‘’Amaaan canım ne önemi var. Maksat börek yaptırmak değil mi. Hemen gidip bu titrek ihtiyara bir tepsi börek yaptırayım’’

Havva Deniz Teyzenin evine varıp açık olan penceresinden içeri süzüldü. Seksen sekizlik Havva Deniz Teyze bütün akşam boyunca kankan dansı yaparak form tutmaya çalıştıktan sonra eline doksan dokuzluk tesbihini almış, ot minderinin üstünde öylece uyuya kalmıştı. Onun da işte böyle gece boyunca kankan dansı yapıp gün ışıdıktan sonra zikir çekmek gibi bir manyaklığı vardı. Zaten Ak sakallı Dedeyi öyle aklı başında insanlar bulmazdı ki. Nerede bir manyak, anti sosyal, şizofren, psikopat,megolaman, manik depressif tip varsa o gelir bulurdu.

Oturduğu yerde çaydanlık kaynatmakta olan Havva Deniz Teyze’yi dürttü.

-Havva Hanım. Havva Hanım uyan.

Havva Deniz Teyze meditasyon yapan Budist rahipler gibi kıpırtısız vaziyetteydi. Ak sakallı Dede bir kez daha ama daha yüksek sesle bağırdı.

-Havva Hanım. Bosnalı Havva Deniz Hanım. Uyanın.

Havva Deniz Teyze hışımla gözlerini açtı.Açmasıyla birlikte de bağırmaya başladı.

-Irsız vaaaaar. Yetişin komşular. Aneme (haneme yani) ırsız girmiş.

Bu güne kadar milyonlarca eve girmiş olan Ak sakallı Dede, ömr-ü hayatında ilk kez böyle bir muameleye tabi tutuluyordu. O değil de konu komşu bu ‘’ırsız’’ lafını bir de ‘’Irzsız’’ olarak algılarsa? Türk Milleti malum. Hırsıza eyvallah der de ırzsızın gözünün yaşına bakmazdı. Ayrıca işin içinde bir de seksen sekiz yaşında kadının ırzına tasallut durumu olunca insana eşek sudan gelinceye kadar dayak atarlardı ki genelde böyle durumlarda o eşşoğlu eşek bir türlü sudan gelmezdi.

Telaşla.

-Bağırma yahu. Benim. Tanımadın mı. Ak sakallı Dede ben.

Havva Deniz Teyze çay bardağı dibi gibi camları olan gözlüğünü gözüne takarak bir daha baktı Ak sakallı Dedeye.

- Sen mısın beaaa? Saba saba ne dürtersin? Ne diye baarırsın Ava Deniz, Busnalı Ava Deniz diye?
-Kalk haydi. Kalk da börek yap.
-Asbinallah…Ne büregi saba saba?
-Ne böreği olursa olsun. Fark etmez.
-Te be çok dolaşmaktan kafayı mı yedin sen? Canın bürek cekti ise git Kordon’a al iki boyoz, yanına da demli bir çay. Benden ne ıstersın?
-Yahu konu benim açlığım değil. Konu senin hanenin huzur ve mutluluğu.
-Anemin uzuru için bürek mi yapmam gerekiyor?
-Evet aynen öyle.
-Benim anemde uzur vardır beaaa. Büreğe ne gerek var şimdi.
-Yahu inat etme. Senin bana güvenin yok mu? Yap diyorsam vardır elbet bir esbab-ı mucibesi. Haydi kalk da kolları sıva bakayım.

Ak sakallı Dede Havva Deniz Teyzenin evine gelirken her şeyi hesap etmişti ama onun ne denli inatçı bir hatun olduğunu hesaba katmamıştı.

Düşünün bir kere. Kadın bir taraftan Bosna’lı. Yani Arnavutlarla oldukça yakın dostluklar kurmuş biri. Arnavutlar da malum…İnatları ile meşhurdurlar. Öte taraftan doğma büyüme İzmir’li… İzmir’li bir kadına direkt olarak ‘’ yap’’ deyip de bir şeyi yaptırmak mümkün mü? Rica edeceksin, alttan alacaksın, ‘’İstirham ediyorum değerli hamfendi’’ diyeceksin. ‘’Gözünün türabı olayım’’ı ilave edeceksin. Hatta ‘’Yalvarıyorum’’ diyeceksin ki belki insafa gelsin de yaptırmak istediğiniz şeyi yapsın.

Havva Deniz Teyze ‘’ Ne büreği beaaa. Bürek mürek yapamam ben’’ diyor da başka bir şey demiyordu.

Ak sakallı Dede, ak sakallarını sıvayarak düşünmeye başladı. Ne yapmalıydı da bu keçi inatlı yaşlı kadını ikna etmeliydi? ‘’ Bu koskoca evde yalnız başına sıkılmıyor musun?’’ diye bir soru attı ortaya.

Havva Deniz Teyzenin gözleri doldu.

-Sıkılmaz mı insan? Topraa bol olsun Üsmen Pelvan, rametli olduktan sonra ıpıssız kaldı ev. Aretliklerim de ulmasa epten sıkıntıdan üleceğim.
-Bu durumda sana bir hayat arkadaşı bulmak lazım. Öyle değil mi?

Havva Deniz Teyze gevrek gevrek güldü.

-A be susak. Bu yaştan sonra benı kim alsın da ne yapsın?
-Aaaa. Öyle deme. Bak ünlü Sümerolog Profesör İlmiye Muazzez Çığ bile sekseninden sonra koca buldu kendine. Senin ondan neyin eksik?
-İç bi şeyim eksik değil evelalla…Amma velakin Üsmen pelvanın aziz atırasına ianet edemem ben.

Ak sakallı Dede ‘’Eyvah eyvah...İkinci işimizde çuvallayacağız galiba. Bu inatçı ihtiyar Nuh diyor peygamber demiyor’’ diye düşünmeye başladı kara kara…

Elinde son bir koz kalmıştı ve o koza oynamalıydı artık. ‘’Sen nesin?’’ diye sordu. Havva Teyze şaşkın şaşkın baktı ‘’ a be ne ne ulacaam. İnsanım’’ diye cevap verdi.

-Yok onu demiyorum. Yani ne iş yaparsın?
-Emekli ürtmenim beaaa. Bılmez mısın?
-Peki bu güne kadar çocuklara neler öğrettin?
-Kurbaanın dulaşım sistemini, Arşimedin kaldırma kuvvetını. Yanı Arşımed’in bulduğu suyun kaldırma kuvvetini. Um kanununu, Atta F1 x AC= F2 x BC yi bile ürettim.
Ak sakallı Dede, Um Kanunun ne olduğunu merak etmekle birlikte şimdi bunu sormanın sırası değildi.
-Başka?
-Sıtma anofelinin ayat evrelerini,terliksi ayvanın nasıl boşaltım yaptıgını,İdro elektrik santrallerinin nasıl çalıştıgını, Karbon idratların faydalarını,Newton’un kafasına düşen elmanın organik mi ormonlu mu olduğunu, İki mol E ile bir mol O nun su oldugunu, ( Efendim, o E aslında H. Fakat Maacır dilinde H harfi olmadığı için onun yerine E kullanılıyor. İşte bu yüzden Havva Deniz Teyzenin yetiştirdiği tüm öğrenciler bu gün bile hâla suyun formülünü E2O olarak yazarlar.) atta çaydanlıkta su kaynatıp yaamurun nasıl yaadını bile ürettim. Haa bir de Paskal kanununu ürettim.
-Paskal kanunu öğrettin. Peki paskalya yapmayı öğrettin mi? Ya da börek yapmayı?
-Ay senin büregine beaa. Müfredatta vardı da biz mi üretmedik?
-Evet müfredatta yoktu. Lakin şimdi artık müfredat sıkıntın yok. O halde yeni yetişen genç nesle börek yapmayı öğretemez misin?

Havva deniz Teyze’nin gözleri parladı.

-Üretirim beaa.

-O halde?

-O halde emen başlayayım bizim Boşnak büreenden.

Havva deniz Teyze kolları sıvadı.

BOŞNAK BÖREĞİ

• 1 + 14 su bardağı su
• 4 su bardağı un (yaklaşık)
• 1 yemek kaşığı tuz (silme)
• 150 gr. tereyağı (eritilmiş)
• 1 çay bardağı sıvı yağ
• Ispanaklı börek harcı (ıspanakla, soğanı hafif kavurun.. Ocaktan aldıktan sonrada biraz peynir ekleyin.)

Üzerine sürmek için
• 1 yemek kaşığı tereyağı, 1 yemek kaşığı yoğurt

1. Ilık suya elenmiş un ve tuzu azar azar ilave ederek yumuşak bir hamur hazırlayın ve pürüzsüz olana kadar yoğurup yarım saat kadar dinlendirin.
2. Hamuru 4 veya 5 parçaya bölerek yuvarlayın ve yine yarım saat kadar dinlendirin.
3. Hamuru merdane ile yarım cm kalınlığında açarak ( açarken merdaneyi içten dışa doğru kullanın) katı-sıvı yağ karışımı ile her yerini yağlayın.
4. Kenarlardan çekerek (eşit şekilde) hamuru inceltmeye başlayın. Açtıkça yağı çekeceğinden, ara sıra hamuru yağlayın.
5. Hamuru inceltip büyüttükten sonra, kenarlarına börek harcından yayın.
6. Hamuru yine çekerek harcın üzerine kapatıp rulo yapmaya başlayın.
7. Tekrar çekerek ve ara sıra yağlayarak hamuru inceltip ortaya doğru rulo yapmaya devam edin.
8. Artık çekilmeyecek kadar hamur inceldiğinde, ortadan kesik atık büyük simit halkası gibi olan hamuru hafif çekerek uzatıp, yağlanmış yuvarlak fırın tepsisine ortadan başlayarak spiral seklinde yerleştirin.
9. Tüm bezeleri yanı şekilde açtıktan sonra hamurun üstüne tereyağı yoğurt karışımı sürüp önceden ısıtılmış 200 dereceli fırında altı üstü kızarana kadar pişirin. Afiyet Olsun

Havva Deniz Teyze de Ak sakallı Dede’nin dolmuşuna gelmişti. Ak sakallı Dede ‘’ ikinci görev de tamam’’ diyerek bir diğer İzmirliye börek yaptırmak için semalara doğru havalanırken Havva Deniz Teyze genişçe bir naylon leğene doldurduğu un üzerine su dökmüş ve yoğurmaya başlamıştı bile o titrek ellerle. Allah yardımcısı olsun.

Dediğim gibi. Sırada Nurhayat Abla vardı. Bakalım o nasıl bir börek yapacaktı? Daha doğrusu yapacak mıydı acaba?

Gelecek bölümde göreceğiz.



Beğen

sami biberoğulları
Kayıt Tarihi:2 Eylül 2015 Çarşamba 00:14:56

KOL BÖREĞİ -2- YAZISI'NA YORUM YAP
"KOL BÖREĞİ -2-" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
athena
2 Eylül 2015 Çarşamba 13:30:37
Kime niyet kime kısmet oldu o böreklerin hedefi.Helvadan ak sakalllı dede tek lokmayı kimseye yâr etmedi.Esas kızımız Nurhayat ablayı ne zaman evlendirdin ? (ben bekarlık zamanında kalmışım ???) Uzunca bir süredir yazamayan hatta okuyamayan bendenizde ilham perisine üç kulhü bir fatiha okusam faydası olurmu der güne düşen ki dilim börek eşliğinde keyifli yazınıda okuyarak günümü şenlendirdiğime göre galiba benden iyisi yok derim hocam.Saygı ve selamlarımla...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları Yazının sahibi 4 Eylül 2015 Cuma 23:46:42
Sevgili Hatice.

Nurhayat Abla hep evliydi zaten. Abdürrezzak Enişte ile evliydi. Sanırım bir başka kahramanım ile karıştırdın.

Sana gelince: O ilham perisi sende var. Hem de ziyadesiyle var. Lakin sanırım tembelliğe alıştın.

Rabbim neşeni ve hayat sevincini hiç eksik etmesin.

Selam ve sevgilerimle.
Yekta Attila
2 Eylül 2015 Çarşamba 13:16:56
Belli başlı damak tatlarıyla ilgili olarak hemen herkesin gülümseten, çağrışımlarının diri duyumsandığı, kâh bir aile anısına, kâh bir dostluk hikayesine götüren yaşanmışlığı vardır...
En azından benim için börek dendiğinde bu yazı gelecek aklıma gayri... Dolayısiyle okumanın börek kadar aziz olan keyfi...
Çok teşekkürler, değerli hocam...

Selam ve saygılarımla.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları Yazının sahibi 4 Eylül 2015 Cuma 23:49:11
Börek yedikçe yazımın, dolayısıyla da benim anılmam ne hoş.

Her gün börek yiyin olur mu)))

Selam ve sevgilerimle.


Bir tutam hayat
2 Eylül 2015 Çarşamba 12:00:51
Fena takıldın bu börek işine sen hocam.
Serhat'ı bile harcadın gözünü kırpmadan bu yolda.
Yoksa,
canın çekti de,
yengeye yaptıramadın mı böreği?
Defterin müdavimlerinden biri acır halime de,
çabucak yapıverir, kargo ile gönderir Fethiye'ye diye düşünüyorsundur belki de.
Bilesin,
benden umut yok valla.
Trabzon nire, Fethiye nire?
Üç-dört günde gelmez kargo
kokar, perişan olur valla canım börek.
Yalnız,
Kurban Bayramında bir Ege turu yapmayı düşünüyoruz.
Kısmet olur da karşılaşabilirsek,
bu börek meselesini güne taşırız yine.
Belli mi olur,
senden önce bir de Sarmısaklı'ya düşer yolumuz belki,
oradan da bir ateş alıveririz.

Sözün özü,
baştan sona kadar börek kokan, börek lezzetinde bir yazı okuduk.
Fotoğraf da güzeldi hani.
Hanımı arasam,
acaba börek yapar mı?
Yapmaz valla bu sıcakta.
Durduk yerde bir de fırça yemeyelim şimdi.
Başımıza iş açacak bu börek muhabbeti yav!...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları Yazının sahibi 4 Eylül 2015 Cuma 23:53:49
Sevgili Gökhan.

Sana bir sır vereceğim ama aramızda kalsın. Özellikle de Kamil Oğuz duymasın.

Bizim evde börek yapılacağı zaman ben yaparım.

Eşim ise katmer ustasıdır. O daha ziyade katmer, ben ise tepsi böreği yaparım.

Fethiye'ye gelirsen başım gözüm üstüne. Beklerim mutlaka.

Bu sıcakta yenge hanıma börek yaptırma bence de. Hatta böreği unut sen. Şekerim var demiştin ya. O yüzden.


Selam ve sevgilerimle.
Hasan Özaydın
2 Eylül 2015 Çarşamba 11:17:08
Yine kıyamadın Kemal beyi,
Kıymalı börek,tatar,ıspanaklı,kabaklı,su,çerkez böreği tarifleriyle hikayesi yok mu.Malum konu börekten açılmışken..
Tebrik ederim saygılarımla.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları Yazının sahibi 5 Eylül 2015 Cumartesi 00:02:11
Sevgili Hasan Kardeşim.

Kıyamadım Kamil'e, çünkü biraz hamile)))))))))

Börek belki de çeşidi en fazla olan yiyeceğimiz. Fethiye'de yaşayan İngiliz ve Almanları bile öyle alıştırmışız ki kadınları bizimkiler gibi yufka açıp katmer yapıyorlar artık.


Selam ve sevgilerimle
Serhat BİNGÖL
2 Eylül 2015 Çarşamba 02:05:13
Hojam nerdejünüj? Hıçk! Ha taam buldaymışsınj ya bi şabit duy be, bi şabit duy, hıçk! Oooooooo oğuz kaymil abim de buydaymıj hıçı! Yok yaynış oldu kaymil oğuz olajaktı tamam şinci oldu hıçk! Bu bana yapılır mıydı be he hıçk!

Şiz var ya altınıj biyden yandınz abijim yan dınıj şizin bütün kiyli neydi ya ha tamam hatıyladım bütün kiyli çamaşıylarınışı ortaya döküjem hıçk!

Seviyoyum şiji ülen hıçk!



1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları Yazının sahibi 5 Eylül 2015 Cumartesi 00:03:58
Sana az bile.

Sen bilmiyor musun o şarkıyı: ''Alçaklara karlar yağdı üşümedin mi? Sen bu işin sonunu düşünmedin mi?'' ))))))))))))

Şaka bir yana ben de seni çok seviyorum sevgili Serhat.


Selam ve sevgilerimle.
Ya Nur
2 Eylül 2015 Çarşamba 00:43:35
oyyy ben senin yüreğine güller sereyim beni en sona bırakmışın iyi olmuş en son başrol oyuncuları sahneye gelirmiş teşekkürler valla süper gidiyo emeğine sağlık abim saygılar 👑

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları Yazının sahibi 2 Eylül 2015 Çarşamba 00:46:15
Hemşeri torpili diyelim)))))))))))

Yoksa tüm arkadaşlar assolisttir benim nazarımda.

Selam ve sevgilerimle.
GÜLDESTE
2 Eylül 2015 Çarşamba 00:21:41
hayırlı geceler gene gülme krizine girdim inan öyle ustalıkla yazıyorsun ki bir yanda gülerken bir yanda uzun uzun düşünüyorsun gönülden kutluyorum moral hocam sevgiler saygılar

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları Yazının sahibi 2 Eylül 2015 Çarşamba 00:30:22
Çok teşekkürler canım arkadaşım.

Selam ve sevgilerimle.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.