sami biberoğulları
526 şiiri ve 1514 yazısı kayıtlı Takip Et

Busnalı ava ( bosnalı havva) teyzem erkekler tuvaletinde



BUSNALI  AVA ( BOSNALI HAVVA)  TEYZEM ERKEKLER  TUVALETİNDE

Ahhh ahhhh. Şimdi bu yazacağım olay sitemizin ‘’ Bir Tutam Hayat’’ı Gökhan’ın ellerinde olacaktı ki bak nasıl tasvirle süslerdi bunu. Bende her bir halt var da işte bu tasvir ( Ki şimdi yeni yetmeler betimleme diyor) yeteneği yok. Yine de elimden geldiği kadar deneyeceğim efendim.

İzmir’i bilir misiniz?

Ben pek bilmem de onun için sormuştum.

Neyse İzmir’deyiz yine de…Aylardan Ağustos. İber yarımadası üzerinden hareket eden soğuk ve yağışlı hava Tüm orta Avrupa’yı dolaşıp Balkanlara kadar uzanmış ve Bosna’ya kadar gelmişti. Tabii ki bu soğuk ve yağışlı havayı getiren şey Kümülo nimbus bulutları olup dedemin sakalları gibi bembeyazdılar hepsi de ve kendileri gibi olan bir başka bembeyaz varlığı arıyorlardı: Busnalı Ava Deniz Teyze. Ava Deniz Teyze de onlar gibi apak bembeyaz bir şeydi.

Kümülonimbus öfkeyle gürledi hemen peşi sıra gelmekte olan Stradivaryüs’e ( Pardon o çok ünlü bir keman çeşidiydi yanlış hatırlamıyorsam) Yav neyse ne işte arkasından gelen diğer bulut diyelim konu tatlıya bağlansın di mi ama.

-Nerede lan bu kocakarı?

Stradivaryüs ‘’ Abi Bosna’dan göç etmiş galiba?’’ dedi.

Kümülonimbus ‘’ Dur bakalım’’ diyerek usulcana yer yüzüne doğru pike yaptı. Aşağıda gördüğü manzara gerçekten dehşet vericiydi. Zavallı bir inek dört bacağından dört ayrı direğe sırt üstü bağlanmış ve oldukça yaşlı bir kadın ineği sallayıp duruyordu.

Merakla sordu?

-Ne yapıyorsunuz siz böyle?

Yaşlı kadın umursamaz bir ifadeyle cevap verdi:

-Ne yapacaaz be yaa. Görmez mısın yayık ayranı ilen tere yaa yaparız.

Kümülonimbus onca memleket gezip dolaşmış olmasına rağmen ilk defa görüyordu yayık ayranı ve tereyağı yapmak için bir ineğin ağaca bağlanıp sallandığını ama Karadeniz yörelerinde de bu usulün uygulandığını çok duyduğu için fazla yadırgamadı.

Sordu:

-Havva Deniz Hanım nerededir?

Yaşlı kadın bir taraftan yaptığı bu çok anlamlı işe devam ederekten cevap verdi:

-Pelvan Üsmen Aganının Ava’sını mı ararsın? Te be onlar İzmir’e göçtüler beaaa.

Kümülonimbus ‘’ Eyvallah moruk ‘’ diyerek tekrar havalandı ve Stradivaryüsle birlikte İzmir’e vasıl oldular.

Üffff yaaa alt tarafı ‘’ O gün İzmir’de hava oldukça soğuktu ve her yer bembeyaz karlar içindeydi’’ diyebilmek için çektiğim şu sıkıntıya bakın. Ah Gökhan ah…Eeepsi senin yuzündendir beaaa. Neme lazım benim tasvir. Yaz ne yazacaksan.

Evet…Dediğim gibi…İzmir’i bilenler bilir. Özellikle de Ağustos aylarında yağan o lapa lapa kar münasebetiyle bazen aylarca evlerinde mahsur kalır İzmirliler. Bu lapa lapa karın yağdığı soğuk İzmir günlerinde koca şehir Ren geyiği istilasına bile uğrarmış diyorlar.

İşte yine böyle soğuk ve karlı bir Ağustos sabahında Ava Deniz Teyzem evin içinde fellik fellik bir çuvaldız aramaktaydı. Yok yok. Dikiş dikerken iğneyi kendisine batırdığından dolayı bir başkasına çuvaldızı batırmak için değil. Gerçi bu manyaklığı da sık sık yapardı ama bu sefer çuvaldız aramasının sebebi başkaydı. Üsmen Pelvanın manda gönünden ( derisinden ) yapılmış olan kıspetinde az bir sökük görmüştü, onu dikecekti aklı sıra. Sanki manda dersine çuvaldız geçirebilecek takati varmış gibi.

Can sıkıntısıydı aslında. Hani gözler biraz görse o da ahretliği Nurhayat Ablam gibi fes booka girerdi ya maalesef gözler neredeyse tamamen gitmişti.

O böyle harıl harıl iğne ararken aşağıdan sesler geldi.

-Avaaa papucu yarım çık dışarıya oynayalım…

Pencereden baktı. Tüm ahretlikleri sokağa çıkmışlar neşe içinde cıvıldaşıyorlardı. Gözleri doldu ‘’ Ahhhh ahhhh ( Hayrettir ki buarada H harfini çıkarabildi ) raaametlı Ayrünisa anım da burada olsaydı keşke’’ ( Google Translate bunu ‘’ Ahhh ahhh rahmetli Hayrünnisa Hanım da burada olsaydı keşke’’ olarak tercüme etti.)
Saniye, Şenay, Emine, Aliye hatta…Aman Allah’ım Nurhayat bile aralarındaydı…Rahmetli Hayrünnisa Hanım dışında tüm ahretlikleri aşağıdaydı. Kartopu oynuyorlardı hem de… Gerçi ara sıra kartopu diye bahçe duvarının üstündeki aydınlatmaların karpuz şeklindeki o zımbırtıları var ya işte onları atıyorlardı birbirlerine ama Allahtan isabet ettiremiyorlardı. Apartmanın koruyucusu durumunda olan Pitbull bile ‘’ Ya istifa ediyorum anasını satayım bu ne yaaa’’ diyerek bu çatlak ihtiyarlara karşı tek bir ‘’Hav’’ bile yapamıyordu.

Sadece kar topu da değil tabii ki. Nurhayat ablam çoktan bir kardan madam yapmaya başlamıştı bile. Şimdi diyeceksiniz ki onun adı kardan madam değil kardan adam. Sizin lisanınızda öyle olabilir lakin Nurhayat ablam fena halde feminist olduğu için + diğer bayanlar da feminizm konusunda kesinlikle ondan aşağı olmadıkları için onlar kardan adam yapmazlardı. Zaten bıkmışlardı evdeki buzdan adamlardan, bir de kardan adamla kim uğraşacaktı.

Fistolu etekler( Valla nasıl bir şey bilmiyorum), Abiye kıyafetler, rugan ayakkabı, timsah derisi çanta vs. ile süsledikleri muhteşem bir kardan madam yapmışlardı. Kardan madamın makyajını ise Şenay Teyzem halletti ve ortaya soldaki gibi bir Leonardo Da Vinci şaheseri çıktı.

Evet…İşte yastık dikerek, rastık çekerek ve sek sek sekerek oturduğu cumbasından bu manzarayı gören Ava Deniz Teyzenin artık evde durması mümkün olabilir miydi? Asla tabii ki.

Hemen askılı kombinezonunu ve dizlerinin az üstüne gelen şortunu giyerek aşağıya koştu dersem de inanmayın. O titrek bacaklarla nasıl koşsun ki. Tin tin tin yürüye yürüye aşağıya indi.

O aşağı iner inmez Pitbull Rıfkı ‘’ Aman Allah’ım bu da mı indi aşağı’’ diyerek can havliyle kendini bahçedeki ağacın en yüksek dalına attı. Diğerleri neyse ne de Ava Deniz Teyze onun için çok tehlikeliydi. Geçen Kurban Bayramında az daha kurban niyetine kelleyi kaptırıyordu bu Ava Deniz yüzünden. Kapıcı Salih Efendi’nin göbeği çatlamıştı Pitbull Rıfkı’nın kurbanlık koç olmadığını ispat edinceye kadar.
Ava Deniz Teyze aşağı iner inmez diğer ahretlikleri onu kartopu yağmuruna tuttular tabii ki. Onlar böyle neşe ve coşku içinde kartopu oynarken belediye hoparlörlerinden de anons yapılmaktaydı : ‘’Değerli Narlıdere, Gazi Emir, Göztepe, Karşıyaka, Balçova, Basmane, Fuar, Tepecik, Kadifekale, Eşrefpaşa, Kozyatağı, İçerenköy, Ümraniye ( Pardon ya son üçü İstanbul’da onlar niçin araya girdi ki…Sanırım beni korumak için olsa gerek ) Halkı. İkinci bir emre kadar lütfen sokağa çıkmayınız. Allah rızası için…Bir de sizinle uğraşmayalım. Başımızda yeterince bela var zaten’’ diye.

Nurhayat Ablamın taa geçen yazdan bahçede unutulmuş futbol topunu kartopu niyetine Ava Deniz teyzemin kafasına yapıştırması üzerine Ava Deniz Teyzem tam anlamıyla enerji deposu oldu adeta. Çünkü esasen kafadan darbeli olduğu için ara sıra böyle darbeler alması gerekiyordu tekrar hayati motivasyon açısından.

Velhasılıkelam kızların ( Lafın gelişi tabii ki yoksa hepsi de seksenlik moruklar) neşesi yerindeydi.Kartopu faciası ucuz atlatılmıştı bu sefer. Netice olarak on beş pencere camı, yedisi dalda beşi havada olmak üzere on iki karga, çiftleşmek üzere birbirlerine kur yapan bir erkek ve bir dişi kedi ve bu coşkuya ortak olmak isteyen Çikitika Çikitokuko adlı Japon Maymunu ile bir de Pitbull Rıfkı telef olmuştu…Bu da öyle önemli bir hasar sayılmazdı.

Aliye Teyzem ‘’ Kızlar ne yapıyoruz şimdi?’’ diye sordu. Saniye Teyze ‘’ Digor’a ‘’ Gidelim dedi. Şenay Teyzem’in gözleri parladı. O Kars’lı olduğu için memleketinin bir ilçesi olan Digor’u duyunca ‘’ He vallah Digor’a gidek ay balam ‘’ dedi. Emine Teyzem ‘’ Digor’a olmaz kızlar Agor’a didelim’’ Dedi. Nurhayat ablam ‘’ Ayol koskoca Agorayı ne hale soktunuz, canınız çıkmasın e mi?’’ diye güldü. Hedef belli olmuştu: Agora AVM

Hedef belliydi de oraya nasıl gideceklerdi? Hemen yakındaki taksi durağına yöneldiler. Taksi durağındaki taksiciler gelenleri görünce ‘’ Yine mi yaaa…’’ diyerek arabayı marabayı bırakıp can havliyle kaçmaya başladılar.

Yılların kurdu Ava Deniz Teyze anında düz kontak yaptırarak arabalardan birini çalıştırdı ve bizim kızlar son sürat Agora AVM ye vasıl oldular. İşin aksi tarafı Belediyenin yaptığı anons bu semtte duyulmadığından alışveriş merkezi tıklım tıklım doluydu. Ayrıca bu semtin insanları henüz tanışmamışlardı bu milli felaketlerle. O bakımdan da gelenleri her zamanki sevimli, tatlı kendi hallerinde ihtiyarcıklar zannediyorlardı.

İşin doğrusu İzmir’deki diğer AVM ler bu ihtiyarları gayet iyi tanıdıkları için normal güvenliğin yanı sıra sırf bunlar için özel füze kalkanları oluşturmuşlardı ama bu AVM daha yeni açıldığı için konuya Fransızdı.

Ava Deniz Teyzenin bahçesinde sarf ettikleri efor sebebiyle kızların karnı hayli acıkmıştı. Dolayısıyla da alışveriş işine başlamadan önce kendilerine güzel bir ziyafet çekmeye karar verdiler ve oldukça şık bir restorandan içeri girdiler. Güzel bir masa bulup oturdular ve siparişler söylendi.

Yazıyı uzatmamak için bazı önemli ayrıntıları atlıyorum.

Ava Deniz Teyzem gübek adı Deniz olduğundan mıdır nedir deniz mahsullerini çok sever. Şef garson ‘’Ne alırdınız?’’ diye sorduğunda da hiç düşünmeden ‘’ Deniz atı getiresin beaaa’’ dedi. Garson ‘’ Üzgünüm bizde öyle bir mahsul yok’’ deyince bu sefer ‘’Atı yuksa anasını getiresın beaaa’’ dedi. Yani denizanası istiyordu. Ama doğal olarak denizanası da yoktu. Ava Deniz Teyze ‘’Deniz kestanesi getir o zaman beaaa’’ dediğinde Nurhayat Ablam garsonun kulağına eğildi ve yavaşça ‘’ Yahu yap şuradan bir midye dolması koy önüne. Fark etmez o. Ne uğraşıp duruyorsun?’’

Garson ‘’Allah senden razı olsun teyze’’ deyip Nurhayat Ablamın ellerini öptükten sonra midye dolması servisi için mutfağa yönelmişken İzmir’in meşhur kart horozlarından Horoz Nuri ( O da doksan yaşlarında) Öylece gözlerini dikmiş bir Ava Teyzemin bir askılı kombinezonuna, bir seksen sekizlik pürüzsüz bacaklarına bakıyordu.

Ava Deniz Teyzem durumu fark eder etmez yerinden kalktı. Horoz Nuriye önce çift daldı Horoz Nuri daha ‘’ Ne oluyor yahu ‘’ bile diyemeden adamı kaldırdığı gibi yürüyen merdivenlere doğru fırlattı.( ne de olsa pelvan anımı [Pehlivan hanımı yani] olacak o kadar ) Garibim Horoz Nuri’nin ne ibiği kaldı ne teleği, bir anda oldu Rabbimin bir meleği.

Bu ufak ama elim ve müessif hadiseden sonra kızlar neşe içinde yemeklerini yediler. Ava Deniz Teyze de deniz kestanesi zannettiği midye dolmalarına yumuldu doğal olarak. Yalnız doğal olmayan bir durum vardı. Ava Deniz Teyzenin deniz ürünlerinden sadece ve sadece midyeye alerjisi vardı. Midye yemek onda ishale neden oluyordu. Şimdi de karnı fena halde guruldamaya başlamıştı . Diğer kızlara ‘’ Benim acil tuvalete girmem lazım. Bu nasıl bir deniz kestanesiymiş, midemi alt üst etti.’’ Diyerek fırladı.

Diğer kızlar ‘’ Tamam sen git tuvalete, biz az biraz alış veriş yapalım. İşin bitince bizi cep telefonundan ara buluşalım yine’’ dediler.

Ava Deniz Teyze son sürat tuvalete koştu. Allahtan tuvaletin önünde bekleyen hiç kimse yoktu. Hızla daldı içeri. Bağırsakları ve midesi felaket vaziyetteydi. İçinde ne varsa boşaltmaya başladı…Boşaltı, boşalttı, boşalttı. Biraz ferahlamıştı. Artık kıyafetini düzeltip çıkabilirdi dışarı. Lakin tam kapıyı açacaktı ki dışarıdan erkek seslerinin geldiğini duydu. O zaman anladı yanlışlıkla erkekler tuvaletine girdiğini ‘’Eyvah eyvah…Bunlar gidene kadar bekleyeyim bari. Rezil oldum’’ dedi.

Tuvaletin kapısı önünde erkekler konuşuyordu.

-Abi film güzel de salon çok sıcak yaa…Piştim valla.
-Ya sorma birader..Bir de ses. Ulan kulaklarımın zarı patlayacak neredeyse.
-Abi bir de o beyaz perdenin o kadar büyük olması şart mı?
-Sorma birader…Yahu bu içerideki de sanki satın aldı anasını satayım. Mübarek, bir senelik mi sıçıyo ne?

Ava Deniz teyze içeride ‘’ Eyvah ki eyvah. Filmin devre arası ha…Şimdi dolar burası, yandım ben’’ diye düşünüyordu ki çok haklıydı. Filmin devre arasıydı ve AVM nin sinemasından fırlayan soluğu tuvalette almıştı.

İzbandut gibi bir herif kapıyı tıkladı artık.

-Aloooo birader. İçine mi düştün? Ulan çatlayacağım senin yüzünden.

Ava Deniz Teyze içinden ‘’Geber itoğlu it ‘’ dese de dışından tek ses çıkaramıyordu içeridekinin bir kadın olduğu anlaşılmasın diye.

Dışarıda erkek sesleri ve homurdanmalar artmışken içeride Ava Deniz Teyzem terden sırılsıklam olmuş, uzun saçlarından bile ter boşalmaya başlamış, tüm elbiseleri üzerine yapışmıştı adeta.

İzbandut ‘’ Arkadaşlar ben kapıyı kıracağım. İçerideki öldü galiba’’ Dedi. Durum vahimdi.

Bu arada diğer kızlar da Ava Deniz Teyzeyi aramaya çıkmışlar ve erkekler tuvaletinin bitişiğindeki kadınlar tuvaletine girerek tek tek kapılara vurmaya başlamışlardı ‘’Kız Ava nerelerdesin.’’ Diye. Çünkü cep telefonundan onu aramışlardı ama Ava Teyze sesinden kadın olduğu anlaşılmasın diye cep telefonunu kapatmıştı. Kızlar, bayanlar tuvaletinde Ava Deniz Teyzeyi ararlarken o Erkekler tuvaletinde resmen mahsur kalmıştı.

İzbandut. ‘’ Haydi arkadaşlar yüklenelim kapıya, içerideki sanırım kalp krizi geçirdi ‘’ Deyince Ava Deniz Teyze artık kararını verdi: Dışarı çıkacak ve şirretliği ele alacaktı. Yapacak başka bir şey yoktu.

Hışımla çıktı dışarı. O çıkar çıkmaz erkekler karşılarında gördükleri bu Venüs heykeli ( Pardon…Burayı çok fazla abarttım sanırım ) karşısında dondular adeta. O ana kadar güç bela tutabilmiş olan İzbandut saldı gayrı.

Sıcak ve buharlı bir ıslaklık İzbandutun paçalarından aşağı doğru inerken -Ah ulan ahhhh..Şimdi bunu Bir Tutam hayat Gökhan anlatacaktı ki görün bakın ne tasvirler olurdu ama yok işte..Bende o kabiliyet yok- Neyse…İzbandut işte bu minval üzereyken Ava Deniz Teyzem parladı.

-A be ne bakarsınız kapçık azlı susaklar? İiiç mi kadın görmedınız?

Tıfıl bir delikanlı kendini okulda sandı zaar

-Hocam afedersiniz bir soru sorabilir miyim?

Ava Deniz Teyzem o anda Pamuk Prensesin cadısına dönüşmüştü adeta..Öfkeyle ‘’ Sor ‘’ dedi.

Garibim çocuk başına geleceklerden habersiz gayet masumane bir şekilde sordu :

-Bir bayanın, üzerinde ‘’ MAN’’ yazan bir erkekler tuvaletine girmesi normaldir. Neticede o yazıyı görmemiş olabilir. Benim sorum şu? Bir bayan, pisuara nasıl işer?

İşte olayın bu faslını ben de hiç bilmiyorum. Ava Deniz Teyzem bana her şeyi anlattı ama bunu nasıl becerdiğini anlatmadı maalesef.
Bu soru zavallı çocuğun felaketi oldu. Çocuk hakkında aldığımız en son haberlere göre Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde dokuz kırık, yedi çatlakla hâla tedavisine devam ediliyormuş.

Tabii ki erkekler tuvaletindeki bu yaygara kadınlar tuvaletindeki bizim diğer kızların da dikkatini çekti. Böyle bir şamatayı ancak Ava Deniz çıkartabilirdi. Hışımla onlar da daldılar erkekler tuvaletine. Amazon ruhları canlanmıştı bir kere. Onların da olaya müdahil olmasıyla erkekler tuvaletinde neler olduğunu izah edebilmek için kısaca Genel Kurmayın kırmızı alarm verdiğini, Türk Silahlı kuvvetlerinde üst düzeyde teyakkuz hali başladığını, Emniyet Genel Müdürlüğünün tüm izinleri iptal ettiğini ve hükümetin acil kriz masaları oluşturduğunu söylemem yeterli olur sanırım.

Sonuç: O gün o saatte o erkekler tuvaletinde olan hiç bir erkek, filmin ikinci yarısını seyredemedi. Herhangi bir başka film de seyredemediler.

Şimdi kafanız takılmıştır pisuar olayına…Efendim çoook sonraları anlattı. Meğer sadece midesini boşaltmış. İşeme filan yokmuş yani.

Tabii ki tüm bu hadiseden sonra Agora Avm adını ‘’ Zindan AVM’’ olarak değiştirdiği gibi o da diğer İzmir AVM leri gibi etrafına füze kalkanları yerleştirdi.

Şimdi sorun şu: Ava Deniz Teyzem, ben bu anıyı yazıp yayınladıktan sonra eczaneye girmiş ve yukarıdaki hapı almış. Bana yemek yapıp içine katmayı düşünüyormuş. Niye ki? Ben ona n’aaptım ki?

Yaşlılık işte kim bilir kafayı neye taktı?
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Resimler:
1- Ava Deniz Teyzem ve arkadaşlarının yaptıkları Kardan Madam
2- Ava Deniz Teyzem
3-Ava Deniz Teyzem ve arkadaşlarının kartopu oyunları sırasında elim ve müessif bir şekilde aramızdan ayrılan Çikitika Çikitokuko adlı Japon Maymunu
4- Ava Deniz Teyzemin benim için düşündüğü hap.


Beğen

sami biberoğulları
Kayıt Tarihi:2 Mart 2015 Pazartesi 01:37:01

BUSNALI AVA ( BOSNALI HAVVA) TEYZEM ERKEKLER TUVALETİNDE YAZISI'NA YORUM YAP
"BUSNALI AVA ( BOSNALI HAVVA) TEYZEM ERKEKLER TUVALETİNDE" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Ya Nur
5 Mart 2015 Perşembe 14:19:46
gülmekten cırıldım ay balam küçücükte olsa rolümde hoşuma gitti sen cokkkkkkk yaşa eyee saygılar sami abime

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları Yazının sahibi 7 Mart 2015 Cumartesi 02:23:25
Beğendiğine sevindim ay balam ))))))))))))))

Selam ve sevgilerimle.
Hasan Özaydın
2 Mart 2015 Pazartesi 18:11:34
Acaba diyorum hocamın mahallesinde hep kocalarını erken gönderen teyzeler mi var,
Yok mu acaba yaşlı hasan amcası balığa götüren.Bir simitle doyurur karnını rüyasında kebap yiyen..
Tebrik ederim saygılarımla.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları Yazının sahibi 3 Mart 2015 Salı 19:34:33
Sevgili Hasan Hocam

Çok güzel bir noktaya temas ettin. Haklısın. Torunlrının elinden tutup onları balığa ya da balık yemeye götüren Hasan Dedeleri de yazmam lazım. Bu çok ihmal ettiğim konuya da el atmam lazım ))))))))

Selam ve sevgilerimle.
AYSE 09
2 Mart 2015 Pazartesi 14:10:59
hasta hasta güldür dünüz beni
kutluyorum hocam çok güzeldi

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları Yazının sahibi 3 Mart 2015 Salı 19:35:55
Her türlü hastalığın en iyi ilacıdır gülmek.

Bir nebze bunda payım olmuşsa ne mutlu.

Rabbim yüzünüzden gülümsemeyi eksik etmesin.

Selam ve sevgilerimle.
UÇUK
2 Mart 2015 Pazartesi 13:37:36
:) çok iyiydi,saygımla.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları Yazının sahibi 3 Mart 2015 Salı 19:36:34
Çok teşekkürler Zeynep.

Selam ve sevgilerimle.
Yekta Attila
2 Mart 2015 Pazartesi 11:07:42
Değerli hocam, insanı hüzünlendiren yaşlı hanımları bu şefkatli anlatımınızda, siz de pekala iyi tasvir (betimleme :))) etmişsiniz...
Yine de 'kötü kalpli büyücü cadı' imajı hikayenin önplanında görünmüyor değil!...:))
O zaman kafaya takılmıyor değil: Nasıl bir transformasyona uğruyorlar da, bir zamanların Pamuk Prensesleri yüz metreden kurbağaları zıplatacak hale geliyorlar?!...:))
Yine de onları 'Huzur evlerinde' terkedenlerden razı olunmaz... İşte bu bakımdan kaleminiz insanlık adına bir hayır işlemiş...
Sami Biberoğulları farkı ile...
Selam ve saygılarımla.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları Yazının sahibi 3 Mart 2015 Salı 19:40:05
Değerli arkadaşım.

Rabbim yaşlılarımızı ve değerli dostlarımızı başımızdan eksik etmesin desek de neticede birer birer eksiliyoruz.

Kaçınılmaz sona adım adım adım yaklaşırken insan daha bir hassaslaşıyor sanırım bu konularda. Tabii ki bir de bu gökkubbeya hoş bir sada bırakarak gitmek var. Buna uğraşıyoruz elimizden geldiğince.

Rabbim yüzünüzden tebessümleri eksik eylemesin

Selam ve sevgilerimle.
ERAY ÖZGÖR SARIKAYA
2 Mart 2015 Pazartesi 10:40:21
Ava Deniz Teyzenin başına gelen benimde başıma geldi. Ankara dan Erdeğe giderken benzinliğin birinde durduk tabii ki ben ne yazıyor diye bakmadan tuvalete daldım. İşimi yaptıktan sonra ellerimi yıkarken pisivuarları gördüm o güne kadar erkekler tuvaleti görmediğim için Allah Allah bunlar nasıl lavabo dedim. Tam orada ellerimi yıkayacaktım ki içeri bir adam girdi. Şaşırdım o benden daha çok şaşırdı tabii ki '' Utanmıyor musunuz kadınlar tuvaletine girmeye insan kapısına bakar'' diye adama söylenmeye başladım adam ''Bence siz kapıya bir bakın'' dedi. O zaman jeton düştü. Çıktım emen kapıya baktım ki kapıda bıyık resmi vardı.
Arabaya bindiğimde eşime ''Erkekler tuvaletinin lavaboları ne biçim öyle aşağıda birde şeklide bir tuaf diye sorduğumda onlar pisivuar olduğunu söyledi peki ne işe yarıyor diye sordum ve o zaman ne işe yaradığını öğrendim.

Gülümseyerek okudum tebrikler

Selam ve sevgiler

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları Yazının sahibi 3 Mart 2015 Salı 19:42:08
Pisuarı lavabo olmadığını böyle bir deneyimle öğrenmek de varmış demek ki kaderinde))))))))))))))))

İlginç bir anıymış. Bir gün ben de bayanlar tuvaletine gireceğim güya yanlışlıkla. Bakalım neler olacak ))))))))))))))


Selam ve sevgilerimle.
Fikret TÜRKER
2 Mart 2015 Pazartesi 09:41:28
Sevgili Sami hocam : güne gülümseyerek başlamak çok güzel, sayende.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları Yazının sahibi 3 Mart 2015 Salı 19:43:02
Çok teşekkürler Fikret bey.


Rabbim hep gülümsemek nasip eylesin.


Selam ve sevgilerimle.
Bir tutam hayat
2 Mart 2015 Pazartesi 06:26:59
Emekliye ayrıldık ya,
tembelliğe alışmayalım diye,
sabah namazını kılmak için erken kalktığımda,
tekrar gerisin geri yatmıyor,
ofis diye kullandığım balkondaki masanın, dolayısı ile bilgisayarın başına oturuyorum.(Balkon camlı ve bende şeker olduğundan,
ve de hararet yüksek seyrettiğinden balkon kapısı hiç kapanmaz bizde, bu nedenle de oturma imkanı sunuyor bana bu mekan.)
Biliyorum,
karşı apartmanlardaki sosyetik kadınlar,
sabah sabah, aç karına balkona sigara içmeye çıktıklarında,
karşılarında yaşlı bir insan görünce bozuluyorlar biraz ama,
yapacak da fazla bir şeyleri yok.
Katlanacaklar artık yeni günlerine benimle merhaba demenin sevimsizliğine.

İşte,
her yeni güne başlama programım bu şekilde son günlerde.
Sami Hocam sağ olsun,
üşenmez,
her gece 24.00 den sonra,
hoş bir yazı düşer sayfaya,
dolayısı ile bana da okumak ve güne tebessümlerle başlamak düşer.
Bazen bu tebessüm işini abarttığımın farkındayım.
Zira,
karşı balkondaki sosyetik hanımlar,
sabahın köründe, bu kış kıyamette, üstelik de balkonda oturmuş, bilgisayarla sarmaş dolaş olmuş bir ihtiyarın kahkaha ile gülmesi şüphesiz biraz tuhaf geliyordur onlara.
Ama,
ben aldırmıyorum hiç kimseye.
Onlar bana gülsünler.
Ben de onlara gülüyorum, bu genç yaşta salakça kendilerini zehirledikleri için.
Sonuç:
Güne onlar zehirlenmiş bir ciğerle,
ben ise tebessümlerin en güzelini yudumlayarak başlıyorum.

Sağ ol Sami Hocam.
Sağ ol Edebiyat Defteri.
Sizleri seviyorum ben yav...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları Yazının sahibi 3 Mart 2015 Salı 19:46:27
Ben olsam o komşulara '' Ne bakıyorsunuz erkekler tuvaletine yanlıoşlıkla giren sizsiniz. Bakın biz hiç yanlışlıkla bayanlar tuvaletine giriyor muyuz'' diye sorardım. Sonrasında nasıl bir curcuna olurdu bilemem tabii ki.

Bu arada.

Rahatsızlığına üzüldüm. Benim birader yoğurda limos sıkıp yiyerek bu sorunu bayağı bir halletti. Sen de dene istersen.


Selam ve sevgilerimle.
siyahgecem
2 Mart 2015 Pazartesi 03:16:47
raaametlı Ayrünisa anım da burada olsaydı keşke’’ ( Google Translate bunu ‘’ Ahhh ahhh rahmetli Hayrünnisa Hanım da burada olsaydı keşke’’ olarak tercüme etti.)

hahhahahhaaaaaaa valla koptum arkadaşım sen çok yaşa sağlıkla olurmu yüreği güzel arkadaşım gülme krizine girdim ne diyeyim sana bilmemki can dostum güzel arkadaşım

SENİ ÇOK SEVİYORUM İYİKİ BENİM CAN DOSTUM YÜREĞİ GÜZEL ARKADAŞIMSIN : :) :)

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


sami biberoğulları Yazının sahibi 3 Mart 2015 Salı 19:50:59
Çok çok teşekkür ederim değerli arkadaşım

Sağ olasın var olasın. Sen de çok uzun, sağlıklı ve güzel yaşayasın inşallah.

Yalnız...Hayrünnisa Hanımın rahmetli oluşu daha önceki bir yazı ile başladı aslında.))))))))))))))

Okumanı tavsiye ederim: http://edebiyatdefteri.com/yazioku.asp?id=135952


Selam ve sevgilerimle.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.