Maide Özgüç
145 şiiri ve 30 yazısı kayıtlı Takip Et

Diri kemikli kalçaların kıvrımında dinleniyordu güneş.



 Diri kemikli kalçaların kıvrımında dinleniyordu güneş.

Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 16.9.2014 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.



Gölgeler balçıkla sıvanıp gün geceyi yuttuğunda;
altın ışıkların oynaştığı ölümü eğiren sular yüzünü yıkayan realitede henüz yalanı yutmamış vücutlardı.

Cennetinden düşmemişken tanrının billur ırmaklardan akan sularında dinleniyorken henüz göğün.

Bilinenin dışında maviye sığınma cesaretini göstermiş ve çakıl taşları birer hezeyan olmuştu hayatlara...

En azimli baş kaldırışını sunmuştu Prometheus .
Ölümü ölümsüzlerin elinden aldığı gün ateşi uzatarak gücü bıraktı insanlığın yazgısına...

Efsanelerin doğuşuna şehadet ettiğimiz gündü ve bir mevsimin eteğinden döküldüğümüz ilk bahar.

Soluğumu tuttuğum dolunayda nefesimden arta kalan günahtı gecenin iniltisine karışan.
İçimin gölgelerini boyayan çağrışımları ne çabuk katmıştım ruhuma.
Şimdi denizimde havalanan zümrüd-i anka yı basıyordum bağrıma,
didiklenmiş bir haldeydi benliğim. Yosunu yeşile çalan denizlerin koynundan aşırılmış gizemdi gördüğüm. Kendimi aradığım yerde kaybolmuştum.

bil ki;

Söylemi güçlü nefeslerin kaburga aralığında ihtişamlı bir olgunluktur aşk. Ardına bakmadan yaşlanan gözlerin ağ usu, sahilde kumları çekilmemiş denizlerin saflığı. Ve iri yarı albatrosun görkemli pike sidir hayat. Acıyla anlaşman yoktur doğarken. Hayata kattığın her renk senindir.
İşte!
Her birimizin yolcu olduğu serüvende, ben de eşlik ediyordum maceraya.

Gümüş kuytulara çisentiler bırakan yağmurların yağışıyla, belirginleşir anılar.
İncecikten yağan sağanakları yağmurdan saymazdım o vakitler.
Düşünce bütününün harabiyetle örtüştüğü gündü sanırım. Kaderi, denizin koynuna yazılmış bir dalgayla kandırdın kendini.
Ben ihtimal ola ki biliyordum bunu yapacağını. İlmin derinliğinde ilerleyen erdemli önseziydi sonuçların üzerinden atlayan.

Pek çok şey bildiğimiz çizgide değildi. Şimdi bakıp göremediğin onlarca cümleyi zikrede bilirdim bir solukta. Ve anlamlandıramadığın konuşmalarla bir kapı aralayabilirdim ummanına. Ama yapmadım! Bütün maneviyatımı alıp kattım rüzgarların önüne.

Adı hoyrata çıkmış sonbaharla kırıştırmıyordun daha ve gönül bahçende üç otuzluk yürek akımları fire vermiyordu.
Yarı deliliğin, aç gözlü veçhesi doğmamıştı belki bebek gözlerinden. En azından devrilmeden ayakta durabildiğin zamanlardı.
İçime saklanmıştım. Yararı olmayan bir kayıplık ta bocalıyordum. Bulabildiğim her hoşluğa övgüde bulunurken, dalda tünemiş alaycı kuşları yok saymak saçmalıktı.

Çizikler atıp kaçmaya çalışan, erozyon göçünde iklimler, yarı solgun bir haritanın yedi ceddine sığmayan endamıyla karıştırırdı aklımı. Yine de kızmazdım şaşkınlığın kana karışmasına..

Korkunun içinden geçebilen kimseler olarak edindiğimiz yegane şey uyanık olmaktı ve tekrar uykuya dalmanın olanaksızlığına bakıp neşelenebilecek kadar bilinçliydik.

Gökyüzünde unutulan kahkahalar nöbet yerlerinden dökülmemişti. Diri kemikli kalçaların kıvrımında dinleniyordu güneş. her şey varsa da hiç bir şey yoktu aslında...

Karanlığın zehrini almamıştı bulutlar. yine de ay’a çarpan birileri değildik.
Biz kendi seçimlerimizin coşkusunda hoş bir hal olduğunu çoktan kavramış ve sessizce beklediğimiz sırada bunun olasılıklarımızla ilintili olduğunu kavramıştık. Anlatabilmenin gerekliliğinin farkındaydık ancak uykuda olanlara seslenmek faydasızdı. Gözlerini kapatmanın mahmur hali sarmıştı hepsini.

Karanlığın bizi alt etmesinden korkmuyorduk. Gölgeler giderdi bir tebessüme katlanamayıp. Edepsizliği sevgiyle çözüyorduk. Bekleyip duran iştahı artmış kuytuların yanı sıra iğnesi kuyruğunda akrepti yargılar. Aldırmamayı seçmiştik onlara.

Bir parça umut, bir kelam sözden ibaretti yaşanan. Kibrini arıtmadan sona uğurlanan yolcu ve donan ihtimali çözen kararlılık taydı yaşam...
Üzeri örülmüş hınçların dağınıklığı değildi en saf rüya. Rehberliğin en güzel mesajıydı anlatılan.
Sonun son olmadığını bilmeden de sürüp giderdi ömür. Ancak bir ağacın gölgesine yaslanmak vardı. Ve gölgede de solardı bir çok mevsim.
Yine de;
yaşamak vardı bir zamanı. Ağaç gibi toprağa tutunarak.

Maide Yılmaz Özgüç
Bodrum/Eylül/2014

Beğen

Maide Özgüç
Kayıt Tarihi:15 Eylül 2014 Pazartesi 21:17:49

DIRI KEMIKLI KALÇALARıN KıVRıMıNDA DINLENIYORDU GÜNEŞ. YAZISI'NA YORUM YAP
" Diri kemikli kalçaların kıvrımında dinleniyordu güneş. " başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
levent taner
16 Nisan 2015 Perşembe 21:33:15
Zehir gibi bir deneme demek ne kadar anlamsız ve yavan

Evet güçlü bir şiir perspektifi arka plan teşkil ediyor

Dahası, müthiş bir entelektüel yapıya şiir fon çekiyor

Böyle yoğun ve soyut bir yazıyı ortaya koymak, koyabilmek lezzeti katlıyor

Erkek zihninin ürettiği türlü mitler Ege mitolojisi tarafından topa tutuluyor adeta

Kadın zekasını kurnazlık, uyanıklık kavramlaştırmasıyla es geçen ve ıskalayan anlayış her daim bozguna uğrayabilir de

Kanımca toplumumuzda ki kadın varlığınında böyle yazılardan alacağı örnekler var. Kabalığımı bağışlayın lütfen; Modaydı, reklamdı, güzellikti, saçtı, baştı, vs. ögelere fazla kapılmadan kafanın içini donatmakla meşgul olunabilir, olunmalı da

Yoksa kadın entelektüel planda neden kendini geliştirmesin, kişisine de bağlı elbette

Yazdıklarınızla önyargıları sarsmanız neden imkansız olsun

Gerçi önyargılar binyılların türevi

Fransız düşünürü Sartre düşün arkadaşı Simone De Beauvoir'den bahsederken Beauvoir'de harika olan şey bir kadının duygusallığına ve bir erkeğin zekasına sahip olması demekte. Sartre gibi özgürlükçü bir isim bile zekayı erkek olarak tanımlıyor, bir bakıma zart etmenin eşiğinde

Demek dağları aşmak hakikaten kolay değil. Hatta belki de iğneyle kuyu kazmak. Ne var ki umut ışığı da yok değil hani.

Nihayet güne düşen yüreği, beyni, emeği ve kalemi içten kutluyorum hanımefendi.




Cevap Yaz
_ZERRE_
16 Eylül 2014 Salı 23:20:24
Hani "Size yazmak cok yakisiyor" derdim .
Yanilmadigimin ispatidir bu yaziniz sevgili Maide Hanim .


KutluYorum .

Sevgimle.



Cevap Yaz
Keskinkalemzaman
16 Eylül 2014 Salı 20:19:45
Günahta yoktur,sevapta güzelde,mükemmelde
imkanda,olanaksızlıkta,
sadece düşünce,
imkanlıyı imkansız,
olanaksızlığı, var kılar.
böyle emretti Zerdüşt,
güzel bir anlatım tebrik.

Cevap Yaz
İpekyildiz
16 Eylül 2014 Salı 18:59:04
Yüreğinize, emeğinize sağlık Maide'ciğim.

Ve tebrik ediyorum canı gönülden güne gelişini yazınızın.

Sevgilerimle

Cevap Yaz
Denizce
16 Eylül 2014 Salı 14:57:03


valla çok yoruldum Maide okurken :)

çok güzel söylemler vardı, beyin kıvrımlarımızı ve düşüncelerimizi zorlayan...



aklına ve ruhuna sağlık... :)


sevgimle...

Cevap Yaz
mehmetmacit
16 Eylül 2014 Salı 14:28:20
oldukça güzel kaleme alınmış yürek yansımaları.
yazının taşıdığı manaları iyi anlayabilmek için yazarın ruh hali kısmen bilmek gerekir.
Güne düşen bu yazı sanırım ödülü fazlasıyla hak etmekte.
Dilerim bu yazılar bir gün kitaplaşır.
kaleminize sağlık

Cevap Yaz
Fırat Avcı
16 Eylül 2014 Salı 11:59:35
Öküzün boynuzunda mıydı dünya? Hayır insan onu aklında taşıyordu. Yoksa çoktan yan dönüp sarsılabilirdi. Her filiz su isterken akılda yeşerenin cılızlığa dahi kayıtsız kalışı da cabası. Hal böyle olunca, kalem dolusu anlatı birikiyor işte ve ne hoş aktarılıyor? Tebrikle.

Cevap Yaz

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
uranus
15 Eylül 2014 Pazartesi 22:37:50
.......yahu hocam,bu kadar da yoğun yazılmaz ki,erkekliğe şey sürmeden okuyalım dedik sonuna kadar.Bir mesai bitiminin,yüz katına denk geldik.İnatlık da var serde,çık bakalım şimdi işin içinden.Tabii,almışsın karşına denizi,ortalıkta sakin,sokrat'ta kapı komşun,biz ne yapalım şimdi.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Maide Özgüç Yazının sahibi 15 Eylül 2014 Pazartesi 23:08:47
çok teşekkür ederim hocam :)
denize ayağını atamıyor insan burnunun dibinde olunca inanın
saygılar çok
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.