Soyulduğu halde gülen adam hırsızdan bir şey çalmış demektir, boş yere üzülen ise kendi kendini soyar. william shakespeare
Hüma Efkan
Hüma Efkan

GERÇEĞİ ARAYAN YALAN

Yorum

GERÇEĞİ ARAYAN YALAN

1

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

1035

Okunma

GERÇEĞİ ARAYAN YALAN

GERÇEĞİ ARAYAN YALAN

GERÇEĞİ ARAYAN YALAN
(Deprem)

Virane olmuş bir kentin yıkıntıları arasında koca bir yalan, gerçeği arıyor gibiydi. Belki bir resim, belki bir not ya da bir mektup, bir işaret bulurum diye saatlerce gezindi; yorgun ve bitkin bir şekilde… Umutları tükenmek üzereydi.

Belki de yılların yorgunluğundan olacak, ağır bedenini taşıyamamıştı bacakları ve bir moloza yaslanarak çöktü dizlerinin üstüne.

Gözleri buğulandı. Yavaşça başını kaldırıp tekrar çevreye göz attı. Her şeyi bulanık görüyordu. Sanki gözbebekleri limon sıkılmışçasına yanıyordu.

Az ileride civit mavisi kireçle boyanmış bir duvar gördü. Mavi bir duvar… Umudun renginde bir mavi. Uzunca baktı duvara. Orada olmalıydı; yıkıntılar arasında olmalıydı aradığı şey. Mutlaka bulmalıydı geçmişe dair bir kanıt.

Gördükleri bulanık, gözleri yerinden fırlayacak gibiydi. “Gözlüğümün camı kirlenmiştir,” diye düşündü ve gözlüğünü çıkardı. Hayır, her şeyi bu kadar flu görmesinin sebebi gözlük camlarının kirli olması değildi.

Yitirilmiş geçmişini ararken duyguyla dolmuş gözlerinin buğulandığını anladı. Yumruklarını sıkarak gözlerini ovuşturdu ve tekrar baktı. Sonra tekrar baktı; ceketinin eteğini kavrayarak önce gözlerini, sonra alnından kirpiklerinin arasına sızan boncuk boncuk teri sildi.

Hep tekrarladığı şeyleri bir kez daha mırıldandı;
“Olmalı,” dedi, “olmalı… Bir kanıt bulmalıyım!”

Sonra bir çığlık attı:
“Neredeeeeee? Nerede benim geçmişim?”

Attığı çığlıkla birlikte yanı başında bir şehir daha çökmüştü sanki.

Hemen yerinden kalktı.
“Belki gerçeği yanlış enkazlar altında arıyorum,” dedi.

Çılgınlar gibi çöken şehrin enkazlarına doğru koşmaya başladı. Şehrin sokaklarına girdiğinde yüreği burkulurcasına bir acı hissetti. Bu acı; şehrin sokakları gibi, evleri gibi… Öyle ki yüreği gibi cayır cayır yanıyordu.

Siren seslerine karışan feryatlar beynini kemiriyor; patlayan musluklar gibi gözyaşları penceresinden taşıyordu.

Karanlık çökmüştü artık. Geceleri gerçekleri saklayan bu kent, eskiden her gün başka bir maske takar; gizlerdi acılarını, hüzünlerini, çirkinliklerini ve güzelliklerini halktan.

Şehrin taktığı maskeler gibi… Herkesin bir öyküsü, bir hayatı, bir hatırası vardı. Yaşadıkları ve anlattıkları; hatta anlatamadıkları. Bir de koca şehirde tek başına kaldıklarında yaşadıkları yalnızlıkları…

Bir an nefes nefese durdu ve içinden geçirdi; "Ne yaman çelişkidir bu? Kendim koca bir yalanken, gerçeği arıyorum bu şehirde ben.”

Dudaklarında buruk bir tebessüm belirdi.

Ama yılmadı. Nihayet bulmuştu aradığı delili. Daha önce gördüğü civit mavisi boyalı duvarın enkazında gizliydi her şey. Evet evet orada saklıydı.

“Mavi,” dedi. “Evet… Aradığım kanıt bu. Mavi umudun rengiydi çünkü.”

Ve tekrar geriye dönerek mavi duvarın olduğu enkaza doğru koştu. Koştu… Koştu…

İlk baktığı enkaz olan civit mavisi boyalı duvarın yakınındaydı artık. Sessizce sokuldu mavi duvara. Duvar üstüne çökecekmiş gibi tedirgin, bir o kadar da heyecanlıydı.

Mavi boyalı duvarı elleriyle, okşar gibi sıvazladı. Birbirine âşık iki sevgili gibi, duvarla uzunca sohbet etti.

Ve ekledi;
“Madem umudum senin gibi taş, her konuştuğum, her söylediğim yüzüme çarpacak.
Madem insanlar ahraz ve nadan, madem gerçeğimiz enkazlar gibi yalan
Yalanımız öyleyse hangi gerçekte gizli?

Söyler misin, hangimiz deli? Hangimiz katı?
Küçücük bir sarsıntıya dayanamayıp da yıkılan sen mi; nice sarsıntılara rağmen hâlâ ayakta kalan bir yürekle ben mi?
Söyler misin, hangimiz taş kesmişiz?”

Ve bir kez daha dizlerinin üstüne çöktü. Başını ellerinin arasına aldı. Uzunca sustu.

“Taş kesmiş yüreklerimizde, çığlıklarla susmak meğer biz insanların gerçeğiymiş,” dedi ve sustu.

Kocaaa bir yalan… Yaşamlarımız gibi yalnızlık.
Yalnızlıksa, taş duvarlar gibi hepimize küskün…

Efkan ÖTGÜN

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Gerçeği arayan yalan Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Gerçeği arayan yalan yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
GERÇEĞİ ARAYAN YALAN yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sihirli Kalem
Sihirli Kalem, @sihirlikalem
8.7.2014 19:23:02
Güzeldi, beğenim sonsuz...

tebriklerimle...
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL