N.ALTIN
239 şiiri ve 9 yazısı kayıtlı Takip Et

Bir kavanoz leblebi tozu



BİR KAVANOZ LEBLEBİ TOZU

Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 5.11.2013 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Koynunda menekşeler kokan acılarımı,
Uykuların sessizliğine yatırdım…

Yine günlerden sonbahar, adı üstünde olanca güzelliği ile son ara sıcaklar, belki de görmesi nasip olan birçok kişinin son baharı bazen düşünür aklım, birkaç dakika öncesi birlikte sohbet edip paylaştığımız hoş kahkahaların, birden yalnız kaldığını ne tuhaf bir durumdur. Şu hayatta, hepimiz misafiriz vesselam, ama neden bunca çelişki kavga paylaşamama duygusu, anlaşılması zor…

Evrende bir koşuşturma göçmen kuşlarda son seferinde artık kış kondu’sunu kuracak yavaş yavaş dar vakitler sancılarını kapılara bıraktı,
İçimde değişik bir heyecan bilemediğim mavilikte çocukluğum geldi yine aklım sıra,
Kırmızı mantomu saklandığı yerden çıkarıp özlem giderişim, eldivenlerimin sıcaklığını, botlarımın deri kokan dayanılmaz yanını, beyaz kurdele’min çekişmeli saçımı kavramasını, beslenme çantama hiç doymayacakmışım gibi her şeyi tıkıştırmam, tabi ki unutmak mümkün olmayan, aklımın her şeyi zor hatırlayıp çocukluğumda takılı kalmamda, sanırım inanılmaz çocukluk özlemim,
Bitmeyen tükenmeyen doyasıya yaşamış olmama rağmen, oynama koşma hissimin fazlasıyla nüksetmesi,

Şimdilerde çok nadir görsem de ip atlayan kız çocukları bana sayfa sayfa yazacak malzeme bırakıyor. Biz sizden daha güzel ip atlardık demek geliyor kıskançlıkla bazen kendime gülüyorum yazık bana :)

Öyle zamanlar olurdu ki, her şey büyüktü ellerimde ben küçük olduğumu anlayamamıştım sanırım. Kendimden büyük kişilerin ayakkabılarında ayaklarımın kaybolduğunu düşünürsek hala hayali gözlerime süzülüyor kahkahalar atıyorum yahu ne komiktim öyle aman Allah’ım, çocukluk işte,
O yaz köye gitmiştik çok değişik çok eğlenceli bir ortamdı bizim için, Ananemin civcivlerini kuyuya atışımız geldi birden aklıma yazık o civcivlere kurtardılar ama kaç saat uğraştan sonra per perişan halde ne kadar yaramazmışım şimdi utanıyorum yaptıklarımdan,
Daha neler neler, Annemin üzerine sana yağı sürülmüş mis kokulu çilek reçelli ekmekleri, doyamadığım eşsiz mutluluk,

Leblebileri düşününce kokusu burnumun ucunda, toz hale getirilmiş küçük bir poşete konulmuş leblebi tozu, poşeti açıp bir kaseye dökülüp içine toz şekerle tatlandırılmış eşsiz tat offf diyesim geldi şimdi, geçenlerde yine denedim nafile o tat ve o koku yok sanki neden bilmiyorum, çocukken daha farklı oluyor sanırım her şey,
Mesela, gazozlar vardı şişesi açıldığında burnumuzu sızlatan hem kokusu hem tadı olurdu doyulamazdı ne bileyim, şimdi defalarca gözümü kapatıp deniyorum yok öylesi değil, düşünüyorum yokluk vardı ve o her zaman erişemediğimiz az ulaşabildiğimiz içinde tadı başka geliyordu belki de,

Ama işte mazeretimiz vardı çocuktuk biz küçüktük, her şeyin peşinden koştuğumuz herkesi peşinden koşturan son derece sevimli ama çocuk işte, dolu dolu çocuk…

Hayatımız bir kavanoz leblebi tozu gibi olsun, sağlıklı güçlü, hoş sohbetimiz neşemiz yerinde, dostlukların paylaşımında da şeker gibi eriyen tadı damakta iz bırakan,

Damağımda takılı kalan leblebi tozu gibi, düşüncelerimiz çocuk bakışlarımız susuz kalmasın…

Nurcan BİNGÖL
02/11/2013 sabah güne selam verirken,

Edebiyat Defterinin Değerli Yöneticilerine,
Seçki kuruluna, naçizane yazımı okuyup değerlendiren şiir dostlarıma çok teşekkür ederim.
Selam ve Sevgilerimle,



Beğen

N.ALTIN
Kayıt Tarihi:4 Kasım 2013 Pazartesi 09:11:26

BİR KAVANOZ LEBLEBİ TOZU YAZISI'NA YORUM YAP
"BİR KAVANOZ LEBLEBİ TOZU" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Sessiz Peri (S.Yılmaz)
5 Kasım 2013 Salı 23:42:46
Ah ah keşke hiç büyümeseydik de hep çocuk kalabilseydik öyle değil mi?
Yalnız cidden yazık o civcivlere yahu :) Başarınız daim olsun güzel, güzel olduğu kadar da hepimizden idi yazdıklarınız. Tebrik ederim.

Cevap Yaz
Şükran AY
5 Kasım 2013 Salı 23:12:38


Güzel yüreğin sesini duygulanarak okudum.Bitanemsin .Canımsın...Öyle güzeldin ki hayatım.

Nerelere götürdün beni tahmin bile edemezsin.Çok teşekkür ederim bu değerli gönül emeğini paylaştığın için.

Her dem sonsuz sevgimle, saygımla meleğim yüreğine.



Cevap Yaz
(Samim)
5 Kasım 2013 Salı 23:02:50
Parmak kaldiriyorum. Bende bunların tamamini yasadim..sadece civ civ Lee aklima gelmedi hic. Ama çok kedi hirpaladik. Yoğurtçu amcalar vardi omuzlarinda onca yük ile zil çalarak yoğurt satan. Her kapiya dökülen kömürler olurdu mis gelmeden. Kaya misali..en güzel araba anadolu. Samandi ama bugünün kipleri onlara yanasamaz. Yanastirmam...basili uzayip gider ama bana düşen tebrik ise..imzalayarak aletini izninizle..tebrik ederim..

Cevap Yaz
UÇUK
5 Kasım 2013 Salı 21:26:35
Çocukken yaptığım yaramazlıkları hatırladım ve yüzünde bir gülümseme oluştu,saygımla,sevgimle.

Cevap Yaz
küsss
5 Kasım 2013 Salı 19:23:10
leblebi tozunun satıldığı dönemlere yetişemedim ama annem öyle çok bahsederdi ki, leblebi alır keskin bi alet yardımıyla o tozu çıkarır yerdik :)

onca karamsarlığın içinde sıcacık ısıtan bir yazıydı, gülümseyerek okuduğum, küçük kızları izleyerek :)

tebrikler...

Cevap Yaz
Kalimera.
5 Kasım 2013 Salı 19:22:42
Amin aminn Nurcan hanımcım.

Nasıl güzelsin sen, altın kalbin yansıyor yazdıklarına.

Ve bir kavanoz leblebi tozunu su katıp şeker serpip yemiş gibi oldum. :)

Sımsıcak ve deli gibi çocukluğumu özleten bir yazı...

Kutlarım, harikasın.

Cevap Yaz
Davidoff
5 Kasım 2013 Salı 18:32:13





Küçük bir kızın eline tutuşturulmuş kağıt-kalemin yazdıklarıydı bu okuduklarım. Ve çok da güzeldi Sevgili Nurcan.


Bunlar hepimizin yaşadığı, istemeden eskittiği oyunlar.
Şimdi her şey sahte.

Sadece leblebi tozu değil, oyun da sahte, oyuncakta sahte.

Aynı binada oturuluyor ama, kimse kimsenin çocuğunun adını bile bilmiyor. Aynı park alanın da çocuğun başı yarılsa, dönüp evine gidiyor. Herkes komşu değil, robota dönüşmüş adeta. Ne güzel çocuklardık, ne biçim insanlara dönüştük.

Hani o leblebi tozlarımız?


Biz mi yok olduk, yoksa o mu?



Saygıyla.





Cevap Yaz

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
**Havin_**
5 Kasım 2013 Salı 15:13:42









Sanırım leblebi tozundan korkan bir tek ben varım. Leblebiyi severdim hatırlıyorum, yalnız üzülerek söylüyorum tozunu sevmezdim. Leblebi tozunun içinde olduğu minik bir ambalaj vardı, adını dahi bilmiyorum ne ayıp. Bu kadar ilgiliydim hani. O tozdan sonra nefes alamamıştım, ortalığı inletmiştim ve son olmuştu.. Sevemedim bir daha. Çocukluğum..Böylesine sözünü ettiğiniz gibi pür neşeyle geçtiydi. Ben civcivleri kuyuya atamazdım, üzülürdüm oturur ağlardım. Minicik sarımsı güzellikler, dokunamazdım ama. Zaten horozlarla başım dertteydi hep ve hindilerle. Hangi köşeyi dönsem ordu gibi birleşmiş koşuyorlardı. Daha doğrusu hayvanlarla aram yoktu. Şimdiki kurbanlıklar var ya, en fazla onlarla geçerdi zaman. Onlardan kaçabiliyordum çünkü. Şimdi olsa yine korkar yine kaçarım ötekilerden, köy çocuğu değildim evet yaylaydı memleket. Bu daha beter, yaylanın yüz karasıydım belki de. Herkes büyüktü ve ben küçüktüm. Her şeyden korkardım, şimdi minicik çocuklar böcekleri elleriyle tutup geziyorlar. Ben tek başıma bahçelere bile gidemezdim çünkü ben nereye gitsem hiç görülmemiş olsa da orada bir şey olurdu.


Ben en çok.. Çocukluğunuza dâir hatırladığınız oyunlar var hani ve belki çocuksu tebessümleriniz.. Ben çocukluğum dediğimde tek bir şey hatırlarım ve bu her şeyden öte bir güzellikti. Anneanneniz.. Bir insan bir ömür tek bir kişiyi özler de deli gibi sevebilir mi. Çocukluğum bir sultân'nın anılarıyla dolu.. Hatta bir keresinde -yaşım ya 5 ya 6- bir serçeyi yuvasından almış illâ besleyeceğim deyi tutturmuştum. Cesurluğumdan değil, serçe yumartasını henüz kırmış, kanat bile çırpamıyordu. Yaklaşık bir saatlik bir yolculuk yaptık ve yol bitene kadar uçmayı bile öğrenmişti, hâlâ hayretle hatırlıyorum.. Eve vardığımızda öteki büyükler hep kızmışlardı, o kızmamıştı. Yuva yapmıştık ve onun için yâni yemesi için bir şeyler aramaya gitmiştik. Şimdi olduğu gibi kuş yemi falan yoktu ki zâten her yanı yemdi memleketin.. Gittik. Güle oynaya ben eteklerine tutunup geri döndüğümde bulamamıştım serçemi. Kaçmıştı ya da bırakmışlardı. Günah derlerdi, yuvasından koparıp almak günahtır derlerdi. En büyük günahım da oydu belki. Neyse ki eziyet etmemiştim, hâlbuki çok da sevebilirdim.. Dağlar, taşlar ve gölgesi üzerimden gitmek bilmeyen anılar..



Çocukluk..Evet özlediğim güzellikler var ama aynı mutluluğu şimdi -tabi ip atlamak kadar olmasa da- tavla oynarken de var yüzümde.. Çocukluk terk edip giden bir şey değil sanırım aynaya güldüğümde..


Biraz buruktu.. Ve onu ötelemeye çalışıyorum. Çocukluktur özlediğimiz, bugün minik bir çift gözde giden çocukluğum deyi üzülmek yerine onun gibi tebessüm edebildiğimi düşünüyorum. Bir türlü büyüyemedin deseler de :))



Anıları paylaşmak kolay değil sanırım, bana öyle geliyor ya da. Şu serçeyi yazdığımda üzüldüm ama hatırlarken mutluyum. Kalem ürkütür nedense. Sizde de gördüm bu hüznü. Yine de üzerine gidebilmek güzeldi..


Sevgiyle, esen kalın..








Cevap Yaz
.Neva.
5 Kasım 2013 Salı 15:07:16
İçimizdeki çocuğu uyandırdı bir kavanoz leblebi tozu :)

Teşekkürler N.ALTIN

Tebrikler

Cevap Yaz
deniz-ce
5 Kasım 2013 Salı 13:41:11
biliyor musun
geçenlerde oğlum o leblebi tozundan bulmuş getirdi bana
öyle çok anlatmışım ki!
üst üste 3-4 gün leblebi tozuna bulandık
aynı tadı alamadım elbette
ama boğulur gibi oldum
her yeri batırdık birlikte:)

sırada sütlü şeker var
bulsun getirsin
test edicez:)

sıcacık bir yazıydı
tebriğim
sevgimle...


Cevap Yaz
Neşe CÖMERT
5 Kasım 2013 Salı 12:44:37
Hiç bir şey aynı tadı vermiyor, maalesef Nurcan hanım :(
Çocukluğumuzda güzeldi her şey, çocuktuk ve hayata bakışımız masumaneydi.
Şimdilerde büyüdük belki aynı şeyleri yaparak eski tadını arıyoruz ama nafile, öldürmüşler yaşamımıza girenler, içimizdeki çocuğu... Artık o eski "ben"deki çocukluğumuz yaşamıyor, ne kadar yitirmemeye çalışşsak da boş... Ama yâdı bile çok güzel eski güzellikleri... En azından tekraren anlık da yaşıyoruz o anları...

Güne yakışan bir yazıydı, nicelerine sevgi ile....
Saygım ve hürmetlerimle Nurcan hanım...

Cevap Yaz
-Ezrak Rahel-
5 Kasım 2013 Salı 12:10:48


Sizi okumak hep güzel

ayrıca duruşunuz için

Tebrik ederim


Sevgiyle




Cevap Yaz
Bilser
5 Kasım 2013 Salı 11:39:23
civcivlerin kuşlardan farkını bilemediğimizden havaya atardık,
uçsun diye gökyüzünde güvercinler misali....

buruk bir anımdı köye dair...

sizin civcivlerin kuyuya atılaması ...
belkide yüzsün istemiştiniz çocuk aklıylı...

selam ve saygılarla

Cevap Yaz
eMİNeYZAMAN
5 Kasım 2013 Salı 10:12:18
zaman bir çok şeyi götürüyor. ... ömür geçerken arkasında toz duman bırakıyor işte dostum. ..

gerçek yaşananların ta kendisi

Günün güzel geçsin Şairem. ..

sevgimle. .

Cevap Yaz
erolabi
5 Kasım 2013 Salı 08:40:15
"Yine günlerden sonbahar" demişsiniz ya aylardan deseydiniz daha mı iyi olurdu....dedim kendime.
"...son baharı bazen düşünür aklım, birkaç dakika öncesi birli..." virgül manaya müdahale mi ediyor yoksa yazımdaki maksud o cihette mi?
"eden bunca çelişki kavga paylaşamama duygusu, " dediğinizde durdum.
"kavga paylaşmama" ...İşte virgül denilen illetin etkisi aleni tezahür ediyor.
Burda kaldım.
Selam ve saygı ile.

Cevap Yaz
yudumyunus
5 Kasım 2013 Salı 01:38:23
Ne çok şeyi yeniden yaşadım mısra aralarında..

Güzel vede anlamlı bir konu güçlü anlatımla bu-
luşmuş vede harika bir eser çıkmış ortaya..

Kutlarım yazan kalemi vede bize çocukluğumuzu
yeniden yaşatan bu eşsiz eseri tebrikler..

yunus karaçöp..yudumyunus

Cevap Yaz
Serhat BİNGÖL
4 Kasım 2013 Pazartesi 16:12:41

Nurcan hanım merhaba

Ne hoş bir yazı çocukluk yıllarının tatlarına yolculuk yaptık güzel yazınızın çocuk yanıyla...
hakiketen şimdilerde halen leblebi tozu varmı ?

kaleminize yüreğinize sağlık...

Saygı sevgilerimle.

Cevap Yaz
tacettin yıldırım
4 Kasım 2013 Pazartesi 12:52:25
çocukken tat alma duyumuz da çok gençti.... malzemeler aynı olsa da duyularda bizim gibi yaşlandı...beni de şimdi çocuk ettin...bu güzel yazınla.... kutluyorum saygılar

Cevap Yaz
halit-ds
4 Kasım 2013 Pazartesi 11:48:52
bir yanınız çocuklukta kalmış gibi,resimde memlketen olsaymış daha güzel olacaktı..

Cevap Yaz
Hasan Özaydın
4 Kasım 2013 Pazartesi 11:08:49
dedemin kırık leblebiyi (Belki kırık daha ucuz olduğundan ) havanda dövüp üstüne şeker atıp çay kaşığıyla yediğim geldi aklıma ..
Tebrik ederim saygılarımla.

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.