Tek Bir Güne Sığmayan Tüm Öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü Kutlu Olsun...
Maide Özgüç
145 şiiri ve 30 yazısı kayıtlı Takip Et

Zangocun elinden savrulur rüzgar



ZANGOCUN ELİNDEN SAVRULUR RÜZGAR



Görünmeyen izlerin şehrine varır geceleri ayaklar. Görkemli hapsoluşlara tutulur yorgun zihinler ve ezeli yalnızlıklar kalabalık ayazlarla buluşur tenhada.
...

Hoyrat kahkahaların gölgesine tutunan spontane gülüşler düşer karartıların üzerine ve açılır deli dolu yalnızlığın kanatları. İsyanlar çıkar bir damla ışıkla, loşluklar arasında. Hapsolur çoğu karelerde ışığın görkemli varlığı sonsuzlukta. karanlığın sapkın gözleri dökülür paradoksal düzlemlerin ötesine

Karartma sancılı gecelerden kopan nöbetler bir insafın gölgesinde dillenir. Saltanat dalgası, gören gözlerin içinde eğleşir. Bir tutam yalnızlık çalınır sonsuzluğun üzerine ve dalgalar ulaşır hazin sonlar bulvarına.
Orada bir çözülmeyle bin gölge süzülür tenhadan. Yürekli akşamların cüretkar yalnızlığı ile karşılaşır yüzler. Çürümüş yosun kokuludur tüm düşler. ve çürümüş yalnızlıktır özeti. Ağlak bir senfonidir primadonnanın dilinde. Güzellikler uyur karanlıkta derin maviliklerin dizlerinde...

Donar ağlayan umutlar sızlaşan kederler ölüm gölgeli sağanaklara dalar nefesler her gece. Bir ağıtta ıslanır hepsi. Çığlıklar dolusu yakamoz düşlerinin ekseninde kaybolur. Korkmaz ölümlerden, zaten ölmüş olanlar. Ölümsüzlüğün şerbetini içerler kana kana savrulur tufan yangınlarında bedenleri geceleri...

Karartı dolusu uğultu telaş içinde yollanır karanlığın geride kalan koynuna
hayatın dolu dizgin anılarına sığınır zaman zaman başlar. Büyük hırpalanışlardır insani yazgının üzerine. Dokunuş dolusu görkemdir eller... Bir hapsoluşa sığınır, bazen de bir hapsoluşu azat ederler koynunda. Dokunuştur, avutur eller.


Zaman, zamanın içinde avunur
...

Düş rüzgarılarının narin yeli, konar gidip kçük ışıkların oynaştığı pembe bulutların üzerine. Uyur narin periler geceleri karanlık kol gezerken kuytuda.

Narindir düş perilerinin elleri. Yalnızlıktan arta kalır gecenin çözümleri. İlikler ömre cefayı asasının ucuyla karanlığın elleri.

Koşulsuz hapsoluşların altın çağını vurur zaman. Kendisini kaybetmişlerin soluğu dokunur her yana senfoniden bozma bir yalanla.
Yok olan zamanların kıratı yüksek yangıları duvar diplerinde kendisinden gidenlere ağlar. Toprağın bereketli elleri avutur koynunda gün-ışığından uzaktaki hayalleri. Dualar duyulur sessiz dudaklarından. Ve sancılanan tüm ağrıların katline bir dokunuştur adamın elindeki çan, vurur sabaha bir kala. Havalanır zangocun elinden rüzgar, buğulu bir esintidir. Aşkın suretiyle tanışır.

Bu döngü her sabah tekrarlanır. Yeni doğan günle çözülür esaretin elleri. Şehrin üzerine kar yağar geceleri.
Sabahları kar topu oynar kocaman adamlar.

Karanlığın görkemli sağanağı çekilir kuytuya, sabahın heybetli güzelliği dokunur gelip bir kız çocuğunun yanağına.
Pembe toz bulutudur yukarıdan bakar. Küçük bir tebessüm vardır dudağında.
Zamansızdır bazı gidişler ve dönüşler.

Şehrin sokaklarında kalabalıktır sabahları bulvarlar
...

Maide Özgüç

Beğen

Maide Özgüç
Kayıt Tarihi:31 Ekim 2013 Perşembe 11:19:02

ZANGOCUN ELİNDEN SAVRULUR RÜZGAR YAZISI'NA YORUM YAP
"ZANGOCUN ELİNDEN SAVRULUR RÜZGAR" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Onatça
1 Kasım 2013 Cuma 11:35:05

“ZANGOÇUN ELİNDEN SAVRULUR RÜZGAR…”

“Güzellikler uyur Karanlıkta derin maviliklerin dizlerinde…”
(Cümlenin güzelliği ne doğurgan duygular kundakladı içimizde)

“Korkmaz ölümlerden, zaten ölmüş olanlar…”
“Zaman zamanın içinde avunur…”
“Çürümüş yosun kokusudur tüm düşler.
Ve çürümüş yalnızlıktır özeti…”
VE yazı’nın dehlizlerinde içi başka başka söz pırıltılarıyla dolu sayısız gömüler !...
Yarışıyordu tütmek üzere olan ruhum da, dilim de,
Tat almakta başarı rakamlarına ulaşırdı ikisi de ?
Ruhunu ürepertiyordu cümle güzellikleri insanın
Dil’in ise,
Tadını kamaştırıyordu seslerini duyar duymaz manalarının…
Erişebileceği yere değin erişmişti.
Yırtmıştı betimlemeler, çelik filelerini zor anlatımın !?...
Gizem gizem lirizim kokuyordu ruhu satırların.
Sanki nesir değildi,
Sanki, binlerce şişe dolusu onlar sıvı bir zenginlikti
Hece hece okuyup, cümle cümle içtiğim.
Ve sanki,
Bir meyhane dolusu ŞİİR devirmiştim ?!!!...
Bana mısın demeyince, YAZI’yı bir solukta içmişim !

TEBRİK EDERİM !!!...
İmgelerin çalkalanışından sersemlemiştim !
Bilmiyordum artık ne zaman kendime gelebilmiştim.
Galiba,
YAZI’nın gölgesi vurunca ruhuma aniden ŞİİR’leşmiştim !
Ne kadar sonra kendimden geçtiğimi farkettim !...

Serde şairlik olunca,
NESİR de SAĞNAK yağar bir insanın yetenek kulvarına
Başarılar dilerim CANDAN yazana !!!...
Yürekler dolusu selamlarımla !!!.........




Cevap Yaz
mehmetmacit
31 Ekim 2013 Perşembe 20:23:48
ağır bir yazı.
anlamak için biraz yorulmak gerekmekte.
sabahın yeni başlayan günündeki güzelliğin aksine, nice acıların saklandığı gece tasvirlerle sunulmuş sanırım.
gerçek ve hayal arası bir anlatım.
kaleminize sağlık

Cevap Yaz
Salih Ataseven
31 Ekim 2013 Perşembe 12:14:33
ayakta alkışlasam tebriklerimi kabul edermisiniz..selam ve saygılar.

Salih Ataseven tarafından 10/31/2013 12:15:09 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.