sami biberoğulları
526 şiiri ve 1514 yazısı kayıtlı Takip Et

İsyan -3-



  İSYAN -3-


Acil servis ana baba günüydü. Sezen Aksu şarkısında olduğu gibi simitçi, kahveci, gazozcu, şinanay da yavrum şinanay bir durum olmasa da tüm şehir halkı sanki özellikle o günü beklemişçesine doldurmuştu bu ufacık hastaneyi. Kolu kırılan, karnı yarılan, gözü fırlamış, kafası tırlamış, derdinden zırlamış, şehri turlamış ne kadar insan varsa hastanedeydi adeta.

O iğrenç benzol kokusu hastanenin tüm hücrelerine sinmiş, daha adımınızı içeri atar atmaz insanın içinde ’’ ben bayılacağım galiba ’’ hissi uyandıran o karın ağrısıyla karışık sıkıntı tüm hastaları ve hasta yakınlarını sarıp sarmalamıştı.

Doktor Sadun kafasında kalan son üç tel saçını da işte bu manzara karşısında yolmak üzereydi.

-Ne oldu yine? Bu kadını niçin getirdiniz? Daha bir kaç saat önce ortopediye göndermedik miydi bunu? Perihan Hemşire sana söylüyorum. Ohoooo...Ya kızım ayakta uyuyorsun sen. Daha mesaiye başlayalı dört saat oldu be kızım. En az dört saat daha buradasın. Uyan bakalım.
-Pardon Hocam dalmışım.
-Git Nesrin Hemşireyi çağır.Şu kadına bir Baralgin yapıversin. Neydi bunun adı?
-Müyesser Hocam...Müyesser Kurtulmuş.
-Kurtulmuş mu? Haa haa haaa..Yahu bu resmen yamulmuş be.

Perihan Hemşire hiç de espri kaldıracak durumda değildi. ’’ Özkan beni aldatıyor...Kesin aldatıyor namussuz. ’’ Diye mırıldanarak bir hastanın kolunda yarım saattir damar arayan Nesrin Hemşirenin yanına gitti.

-Nesrin..Şu Müyeser karısına bir Baralgin yapsana.
-Şekerim görüyorsun ki elimde iş var. Sen niçin yapmıyorsun?
-Ben iğne miğne yapacak durumda değilim. Özkan beni aldatıyor galiba?

Nesrin bir anda buz gibi oldu. Elindeki şırıngayı sonuna kadar kökledi hastasının koluna. Öyle ki iğne bir taraftan girdi öteki taraftan çıktı. ’’ Ulan bu salak anladı mı acaba durumu?’’ Diye düşünüyordu.

-Yok kızzz..Özkan abim senin üzerine gül koklamaz valla...Sana öyle geliyordur.
-Bilmem valla..Son zamanlarda bana karşı davranışları çok değişti. Kadınlar hisseder.

Nesrin gülmemek için zor tuttu kendisini ’’ Kadınlar mı? Sen misin kadın?’’ Diye geçirdi içinden.

-Kendi kendine ehvam yapma. Yok öyle bir şey. Neyse..Sen kötüsün bu gün..Ben yapayım Baralgini.

Başka zaman olsa bu iğne yapma işi kesin bir kavga sebebi olabilirdi ’’ Niçin ben yapıyor muşum?’’ Diye, ama şimdi bir an önce Perihan’ın yanından uzaklaşmak istiyordu Nesrin.

Doktor Sadun Bey’in yanına geldi. Bu sefer damar araması gerekmediğinden Müyesserin kalçasına soktu çıkardı iğneyi çarçabuk.

Doktor Sadun Bey Müyesseri uyandırmaya çalıştı.

-Müyesser Hanımm..Müyesser Hanımmmm...Uyanın bakayım.

-Müyesserrr..Müyessserrr.

-Ulan uyuz karı...Sen yatmayacak mısın daha?
-Hıııı
-Sana diyorum. Yatmayacak mısın daha?
-Kızlar uyudu mu?
-Ne kızı ulan? Hangi kızlar?
-Perihanla Nesrini diyorum. Uyudular mı?
-Ulan tepemin tasını attırma gece gece. Ne Perihanı, ne Nesrini? Elektik santralleri bize çalışmıyor hanımefendi. Kalk bakalım o bilgisayarın başından.Başımıza yazar kesildin anasını satayım. Şu odanın haline bak. Gören esrar tekkesi sanacak burayı. Geberip gideceksin nikotinden.
-Sen yat. Beni bekleme. Hazır kızlar uyumuşken iki satır yazı yazayım şurada.
-Yahu hâla kızlar diyor. Ulan inek...Bizim kızımız mı var? Kalk haydi kalk da o bilgi sayarı münasip bir yerine sokmayayım.
-Koskoca kiloyu kaburgalarıma attığın yetmedi, şimdi de kafamda bilgisayar mı kıracaksın?
-Haydaaaa...Yahu sapıttın mı sen? Ne kilosu? Ne kaburgası? Kalk haydi kalk da gerçekten kırmayayım kaburgalarını.
-Tamam tamam sen yat ben on dakikaya kadar geliyorum.
-Bekletme fazla...Ulan anasını satayım. Günlerce direksiyon salla. Kamyonun senetlerini ödeyeceğim diye yetmiş iki saaat hiç uyumadan çalış, itiyle, köpeğiyle, patronuyla, halcisiyle, komisyoncusuyla cebelleş dur; eve gelince de bu deli karıyla uğraş.
-Tamam Rüstem tamammm. Söylenip durma. Geleceğim az sonra dedik ya.

Müyesser ’’ Söylenip durma’’ Dese de Rüstem kaderine, şansına, talihine ana avrat dümdüz giderek yatak odasının yolunu tuttu. Müyesser de kısa bir süre arkasından baktı.

-Engin Bey kusura bakmayın.Kocam geldi. Mecburen kapatmak zorunda kaldım.
-Estafurullah Müyesser Hanım. Kusur ne demek.
-Hikayemi nasıl buldunuz?
-Çok çok güzel. O bakkal çırağı Engin ben miyim?
-Evet.
-İyi ama beni niçin o kadar saf biri yaptınız. Ayrıca öyle gelişmiş kasları olan bir genç değil elli yaşında, ihtiyar sayılabilecek biriyim ben.
-Ne biliyim...Sizi öyle hayal ettim hep.
-Teşekkür ederim. Teveccüh göstermişsiniz. Bence siz yatın artık. Rüstem Beyi fazla bekletmeyin.
-Gebersin domuz.
-Neden? Çok kötü biri midir? Mesela hikayenizdeki Hacı Rüstem gibi?
-Aynen.
-İyi ama şimdi orada Hacı Rüstem olsaydı çoktaan gerçekten komalık olmuştunuz değil mi? Oysa Şoför Rüstem hâla hayatta bıraktı sizi.
-Bana Rüstemi savunmayın lütfen.
-Rüstemi savunmuyorum. Bir durum değerlendirmesi yapıyorum sadece. Haa bu arada Nesrinle Perihan ne diyor sizin bu durumunuza?
-Nesrin ve Perihen diye biri yok.
-Nasıl yani? Kızlarınız yok mu sizin?
-Var
-Anlamadım..Kafam karıştı. Nesrin ve Perihan adında iki kızınız var mı yok mu?
-Anlamazsın..Boş ver..Takma kafanı.
-Müyesser Hanım kafamı allak bullak ettiniz. Nesrin ve Perihan hastanedeki hemşireler mi yoksa kızlarınız mı?
-Haa haaa haaaa.. Hastane yok ki Nesrin ve Perihan diye iki hemşire de olsun.
-Romanda diyorum yahu..Romanda var Nesrin ve Perihan.
-Gerçek hayatta da var.
-Offf..Bilmece gibisiniz. Peki nerede bu kızlar?
-Öldüler.
-!!!!!!!!!!!!
-Sustunuz?
-Hem öldüler diyorsunuz hem de var? Kafam karıştı. Nasıl öldüler peki? Hastalık ya da trafik kazası filan mı?
-Rüstem öldürdü onları.
-Nasıl yani?
-Babam beni öldürdü. Rüstem de kızlarımızı.
-!!!!!!!!!!!!

Akrep ile yelkovanın o gece çok aceleleri vardı sanki. Olanca hızıyla birbirlerini kovalayıp durdular. Rüstem’in verdiği o on dakilalık süre adeta iki saniyede sona ermişti. Oysa Müyesser’in anlatacak, Egin’in dinleyecek o kadar çok hikayesi vardı ki. Kutsal Kitapta üzerine yemin edilen zaman bu kadar hızlı akmak zorunda mıydı? Oysa Perihan Ve Nesrin öldüklerinde ne kadar da tembel, hımbıl bir şekilde ilerlemişti. Ya da kim bilir o zaman da böyle umursamaz bir şekilde hızla akıp gitmişti ama her salisesi bir asır gibiydi.

Rüstem içeriden ’’ Haydi artık. O bilgisayarı münasip bir yerine sokmadan gel şu yatağa’’ Diye seslendiğinde’’Asra yemin olsun ki insanlar hüsrandadır. İman edenler, salih ameller işleyenler, hakkı ve sabrı tavsiye edenler hariç.’’ Diye yazdı Müyesser ve tıklayarak Engin’e gönderdi Asr Suresinin mealini.

Engin ’’ Şimdi ne alaka?’’ Diye düşünse de üzerinde fazla durmadı. Çünkü Müyesser tanıdığı en kördüğüm kadındı. Tabii ki internet ortamında ne kadar tanıyabildi ise.

DEVAM EDECEK DEMEME GEREK YOK SANIRIM

Beğen

sami biberoğulları
Kayıt Tarihi:2 Ağustos 2013 Cuma 01:54:53

İSYAN -3- YAZISI'NA YORUM YAP
" İSYAN -3-" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Nizeral
28 Ağustos 2015 Cuma 17:46:02
Muhteşem

Cevap Yaz
GÜLDESTE
29 Ağustos 2013 Perşembe 00:07:32
tek kelimeyle süper yazan kalemini içtenlikle kutluyorum moral hocam sevgiler saygılar

Cevap Yaz
EYLÜL20
14 Ağustos 2013 Çarşamba 14:11:32
Sevgili can dostum

Çıkacak romanın ilk alıcısı ben olacağım inşallah.

Sakın ha arzu ve isteğin kırılmasın.Daha mutlu günler bekliyor sizleri

Yüce Rabbim her türlü kötülüklerden korusun sizleri.Allah'a emanet olun.saygılarımla

Cevap Yaz
bekir odaci
2 Ağustos 2013 Cuma 23:49:17
hocam tam anlaşılmasınki yazdıklarım sonraki yazacaklarımda böylesine pür dikkat okunsun diye biraz karmaşıklaştırmışsınız cümleye bak hocam hiç duydunuzmuydu karmaşıklaştırmak sanırım anladınız beni hemencecik bitiverdi yazı ilgiyle okudum emeğinize sağlık devam edecek bence kolay gelsin hocam saygılarımla selamlar

Cevap Yaz
athena
2 Ağustos 2013 Cuma 15:24:27
Hikayedeki labirentcikler gittikçe artıyor.Bir de Nesrinimiz, Perihanımız oldu hadi hayırlısı. Müyesser başlı başına bir kült karakter olma yolunda emin adımlarla ilerliyor sanırım biz bu hikayedeki ilerlemelerle daha çok şaşıracağız.

Cevap Yaz
ERAY ÖZGÖR SARIKAYA
2 Ağustos 2013 Cuma 14:55:13
Lost dizisine döndü yazın. Lost' senelerce izledik ve o dizideki birinin rüyası çıktı sonunda ve biz 3 yıl boyunca rüyayı izlemişiz. Seninde o hesap okuduğumuz birinin yazdığı hikaye imiş yani masal içinde masal gibi

Bakalım daha neler olacak

Selam ve sevgiler

Cevap Yaz
Ebrulisevgi
2 Ağustos 2013 Cuma 12:44:42
Yazmaya devam:)başarılar.

Cevap Yaz
AYSE 09
2 Ağustos 2013 Cuma 10:53:44
evet karıştı kafalarımız neydi bu diye
romanmı yoksa neyse ilerde anlarız takipteyim
yine harika anlatımdı saygımlasınız herdaim

Cevap Yaz
Hasan Özaydın
2 Ağustos 2013 Cuma 10:23:17
Arap saçı gibi bir şeyler oluyor bakalım sonu nereye varacak.Tebrik ederim saygılarımla.

Cevap Yaz

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
erolabi
2 Ağustos 2013 Cuma 09:22:42
Valla hocam Müyessere kalçadan,Muzaffere damardan,Nesrin'e ağızdan ilaç verip hayatlarını kurtardınız neticede fakat benim aklıma yıllar önce Aziz Kurt (Allah rahmet eylesin) adlı değerli amcamızın anlattığı fıkra geldi.
Trabzon'da bir adam kamyon almış.Borçlanmış.Her ay öde öde senetler tükenmiyor. Bir gün Karadenizin o yüce dağlarından birinden tomruk yüklemiş.yağmur felaket. O gece şehre gidecek sabah tomrukları indirecek ,parasını alacak,parayı bankaya götürecek,senedi ödeyecek ki kurtulsun.
Kamyon yağmurun da etkisiyle dereye yakın bir yerde kayıp yolun altına düşüm.Saatlerce uğraşıp kurtarmaya çalışmış.sabaha karşı umudu tükenince aracı bırakıp yaya evinin yolunu tutmuş.Bir iki saatlik yokuşu tırmandıktan sonra evine varmış.
banyo yapmış.Yorgunluktan her yeri lime lime kopuyıormuş sanki.
Sıcak bir çay istemiş hanımından.
Kadın üzerinde gayet dkolte bir giysi ile elinde bardak yanına gelmiş.
"Musaaaa uyyyyy çanuuummm" demiş.
Adam perişan vaziyette gözleri yorgunluktan kapandı kapanacak.Son gayretkle karısına bakmış.onra çaydan bir yudum alıp masanın üzerine koymuş.
kadın "Musaaaa ben zayifladum mi? Ya ba bi bak şu köğüslerume," demiş.
Adam başını yastığa götürmek istemiş.
kadın başını eliyle kendine döndürüp "Ula bi şe demedum? Ya ba şu argadan pi bak değiştum mi?" diyor bir yandan da sırnaşıyormuş.
Adam sonunda dayanamamış "Kari aç ha bu pençereyi bi pak dişardan geçen biri var mi? Var ise çağir da seni da beni eyice bi s.....ler de rahatlayup yatalum" demiş.
Yani fıkra bu.
Olmuş mu bilemem.
hacı merhum anlatmıştı.
Olur olur bilemem.
Selam ve saygı ile..


erolabi tarafından 8/2/2013 10:30:49 AM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
ytulin
2 Ağustos 2013 Cuma 08:32:35
hocam,
gerçekten de hayat pekçok insan için sizin yazdıklarınız kadar hüzünlü ve karmaşık, bazen de çok komik. Çok okuyan biri değilim ifade yeteneği sizin gibi birisini hiç görmedim.
Hocam siz gerçekten çok güçlü bir yazarsınız. Allah yolunuzu açık etsin

Cevap Yaz
muhacir bozkurt
2 Ağustos 2013 Cuma 07:22:01
Sami Hocam,
Bu, bir roman denemesi gibi geldi bana. Hayırlı olsun. İnşaallah tamamlamak nasip olur.
Kolaylıklar diliyor, muhabbetle selâmlıyorum.

Cevap Yaz
siyahgecem
2 Ağustos 2013 Cuma 02:58:09
MERHABA ARKADAŞIM vallahi gülsemmi ağlasammı bu garibe bilemedim ehhh bende bazen güldüm bazen üzüldüm hani hep ağlanacak halimize güleriz ya işte öyle bişey yüreğin var olsun arkadaşım sabırsızlıkla bekliyorum :)

Cevap Yaz
Evvel
2 Ağustos 2013 Cuma 02:03:38
Anoooooo


Nettin hocam sen yaw!!!!!


Kafam allak bullak oldu gece gece.Gülmenin yanına bir de şaşkınlık ilişti.Hadi hayırlısı bakalım.

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.