sami biberoğulları
526 şiiri ve 1514 yazısı kayıtlı Takip Et

İsyan -2-



İSYAN -2-


’’Eyvah’’ Diye fırlamak istedi yataktan Müyesser. Sessizce gördüğü rüya sesli bir film mi olmuştu yoksa? ’’Ya Engin duyduysa söylediklerimi? Acaba babam ve Rüstem ayısı haklı mı? Öyle ya, fiilen olmasa da ruhen bir fahişeden farkım yok. Tövbe Allah’ım tövbe..Hem de şu halimde...’’
-Ben sana bir şey dedim mi Engin?
-Valla iki saatir gözlerini aç da bir şey de diye bekledim ama hiç sesin sedan çıkmadı yenge.
-Oh ya Rabbi şükür.

Zavallı Engin... Beynine emir ileten sinir liflerinin birbirleriyle sarmaş dolaş oluşu sayesinde çok gelişmiş kaslara sahipti ama ne yazık ki beyinde yoktu kas diye bir şey. Tabii ki hiç bir şey anlamadı Müyesser’in ’’Oh’’ çekmesinden. Zavallı zaten o kadar düz bir adamdı ki böyle şeytanlıklar aklının ucundan bile geçmezdi. Frikik pozisyonlarını mutlaka değerlendirme dışında da çevreye verdiği bir zararı olmamıştı bu güne kadar.(Ki o da zarar sayılmazdı çünkü frikikler genel olarak ’’ kişiye özel ’’ tarifesidendi.)

Müyesser zorlukla az bir şey kımıldayınca karşısında kendisine bakan iki adet kürdan gördü.

-Nesrinnn..Perihannn..Kızım niçin öyle abdesthane ibriği gibi dikeliyorsunuz. Yaklaşsanıza yanıma.

Nesrin yanaştı yatağa önce.
-Ay anne bu ne hal kız... Aynen Mısır Firavunu Tutankamon gibi mumyalamışlar seni.
-Yaaa sorma kızım. Babacığın sağ olsun. İyi benzetti.
-Ah anne...Sana o kadar söylüyoruz arının deliğine çöp sokma diye.
-Ayının ini demek istiyorsun yani.
-Anneeeee..
-Tamam tamam anladık. Senin baban bir melek.

Perihan da söze karıştı.
-Elleri kırılsın inşallah

Nesrin öfkelendi.
-Onun elleri kırılırsa akşama sofranda yemek yerine bok yersin küçük hanım haberin var mı?

Engin hâla bakmaktaydı salak salak. Bu kadar âli bir terbiye ile yetiştirilmiş, bu kadar âli bir edep ile lebalep dolu ( Tabii ki bu lebaleb tabirini o bilmiyor...Ona sorsan lebaleb nedir diye leblebinin tersten yazılışı der.) bu iki dünya güzeli. Özellikle de Perihan... ( Üf anammm ) Nasıl oluyordu da hem de annelerinin huzurunda ağızlarına ’’ bok ’’ alıyorlardı? Yani ’’Bok ’’ gibi kaka bir kelimeyi ağızlarına alıyorlardı? ( Yahu biri şu yazarın ensesine bir tokat atsın...’’ Bok gibi kaka bir kelime?????)

Perihan da patladı.
-İki lokma ekmek için her türlü aşağılanmaya katlanmak gerek yani öyle mi?

Nesrin yapıştırdı:
-İki lokma ekmek ha? Gözüne dizine dursun. Zavallı adam bizim için paralanıyor. O senin aşağılanma dediğin şey, azıcık çeneye hakim olmak. O kadar zor mudur ’’ Tamam bey, sen nasıl istersen’’ demek?
-Biliyor musun abla. Bu dünyada özgürlüğün önündeki en büyük engel, senin gibi halinden memnun kölelerdir.
-Bana komünizm propogandası yapma. Hem de şu hastanede. Asıl köle olan sen ve senin zihniyetinde olanlardır. Biz sadece Allah’ın kullarıyız. Başka kimseye köle olmayız.
-Şeyh Nizamettin dümbüğü ne oluyor peki?
-Bana bak..Yırtarım senin ağzını. Senin o çağdaş yaşamı bilmem ne ettiğimin bilmem nesi derneklerindeki kokonaların bin tanesi o mübareğin tek tırnağı olamaz.Dümbük arayacaksan kendinize bakın siz.
-Sahte hacının yobaz kızı... Başka türlü davranamaz ki zaten.Doğası böyle.
-Asi annenin anarşist kızı...Başka türlü konuşamaz ki. Fıtratı böyle.

Perihan dayanamadı artık.

-Kızlar..Beni ziyarete geldiğinizi sanıyordum. Her zamanki gibi siyasi tartışma yapacaksanız dışarı...Benim dinlenmem lazım.

İki adet kürdan annelerini öptüler. Nesrin ’’ Allah’a emanet ol anne, Rabbimin selamı ve bereketi üzerine olsun’’, Perihan ise ’’ Byeee Anişko..Çavvv’’ Diyerek odadan çıktı.

Engin giden kızların arkasından baktı. Nesrin hastaneden çıkmadan önce türbanını, altındaki boneye iğnelemeye çalışırken Perihan ’’ Saçlarını savurursun, rüzgarlara bırakırsın’’ Modundaydı. Mırıldandı Engin: ’’ Al işte... Biri ambalajlı kaşar, ötekisi açık..Seç seç al. ’’ Yaptığı bu benzetmeye kendisi de şaşırdı. Çünkü müthiş bir zeka ürünüydü bu espri(!)

-Yenge bir isteğin, bir ihtiyacın var mı? Hemen alıp geleyim.
-Yok sağ ol Engin. Beni hastaneye enişten mi getirdi?
-Yok yenge. Diğer esnaflar getirdi. Ben de yatış işlemlerini filan yaptırdım. Rüstem enişteyi polisler götürdü.
-Çok şükür..Nihayet... İnşallah içeri atarlar da anlar kadın dövmek neymiş.
-Ne içeri atacaklar yenge. Komsere ’’Sinirlerimi ayağa kaldırdı n’aapıyım.’’ Demiş. Komser de ’’ Haklısın birader, sen şimdi git. Kadın şikayetçi olmazsa kapatırız konuyu. Hoş şikayetçi olsa da yaparız bir güzellik. Merak etme. ’’ Demiş; salıvermiş Rüstem Enişteyi.
-Yahu bu erkek millet hep aynı tornadan mı çıkmış böyle?
-Çok komiksin valla Müyesser yenge. İnsan, insandan çıkar.Hiç turnadan insan çıkar mı?

Müyesser kahkayı patlattı ya bütün kabugaları ve göğüs kafesi kemikleri ak, kara, pembe, beyaz, artık ne kadar ciğeri varsa hepsine birden girdi çıktı adeta. Kalbe bile hatta.

-Allah belanı versin Engin. Beni şu halimde güldürdün de kemiklerimin ağrısını taa beynimde hissetmeme sebep oldun ya. Allah da seni hem güldürsün hem de belanı versin e mi?
-Sağol yenge. Bir mukavele.

Bu ’’ Bir mukavele’’, ’’Turna’dan daha çok güldürdü Müyesser’i. Bir taraftan gülüyor, bir taraftan yaşın yaşın gözyaşı döküyordu.

-Allah seni bildiği gibi yapsın e mi Engin? Beni öldürmeye mi geldin? Ustanın kiloyla yapamadığını sen güldürerek mi yapacaksın? Def ol haydi.
-Yenge sana bir şey sorabilir miyim?
-Tamam sor..Ama bak yine güldürürsen hastane güvenliğini çağırıp seni kovdururum hastaneden. Bir daha hastaneye sokmamaları için de kesin talimat veririrm.
-Tamam yenge...Sorum şu: Hacı Enişte sana karşı bu kadar sert olduğu halde nasıl oluyor da kızları bu kadar serbest bırakabiliyor?
-Hacı enişte mi?
-Evet Hacı Enişte.
-Her şeyden önce o hacı enişte, hacı enişte değildir.
-Anlamadım.
-Yani adamın hacca gitmişliği filan yok. Bunun anası olacak cadaloz her erkek çocuk doğurduğunda bu çocuklar çok yaşamaz ölürmüş.Bunlar da bir şıha gidip anlatmışlar durumu. Şıh bunlara ’’ Doğacak çocuğa göbek adı olarak ’’ Hacı’’ Adını koyarsanız çocuğunuz yaşar.’’ Demiş. Sonra kaynanam olacak kuduz ile kayınpederim olacak uyuzun bir erkek çocukları olmuş. Adını Rüstem, göbek adını Hacı koymuşlar.
-Öyle yapınca ölmemiş mi Rüstem enişte?

Müyeser gülme ve ağrı krizleri içerisinde Engin’in kafasına atacak bir şeyler ararken gözü kızlarının getirdiği bir kutu Antep fıstıklı baklavaya ilişti. Kaldırdığı gibi Engin’in kafasına fırlattı.

Engin kafasından akan şerbeti peçete ile silerken ondan hiç beklenmeyecek bir espri daha patlattı.

-Yenge var ya...Sen bu paketi bana attın, ben de fıstık gibi delikanlı oldum ha...Hem de Antep fıstığı gibi delikanlı.

Müyesser binbir zorlukla hemşire çağırma düğmesine bastı. Az sonra bir hasta bakıcı ile Egin, kendilerine Müyesser’in odasında nefis bir baklava ziyafeti çekerken Müyesser, acil servis personeli tarafından bu servise taşınıyordu.

Polis memuru Hüseyin 301 No lu odanın kapısını çalıp ’’ Gir ’’ komutunu beklemeden içeri girdiğinde hastabakıcı ile Engin hâla baklava yemekteydi.

-Beyler burada yatan hastaya ne oldu? Nerede? Ulan öldü mü yoksa?

Cevap verdi Engin.

-Yok abi ölmedi. Acile kaldırdılar.
-Niye ki? ne oldu ki acile kaldırdılar?
-Gülerken fenalaştı birden?
-Gülerken mi? Hastane odasında komalık olacak kadar neye güldü ki bu kadın?
-Ya abi bakma sen. Müyesser yenge bu. Ota, boka her şeye gülüyor. İyice kafayı yedi dayak yiye yiye.
-Sen gördün mü Müyesser yengenin dayak yediğini hiç? Mesela son olayı gördün mü?
-Görmez miyim abi? Rüstem eniştem kiloyu buna bi fırlattı. Tek atış..Tam isabet..Müyesser Yenge aynen nakavt.
-Bütün bunları mahkemede de söyler misin?
-Olay aynen böyle oldu. Elbette söylerim.
-Söyleme koçum. Bir parça aklın varsa sakın söyleme.
-Neden?
-Yeni bir iş bulmak zordur da ondan.
-Anlamadım.
-Ulan angut..Anlamayacak ne var? sen patronun aleyhine şahitlik yaparsan adam seni o işte tutar mı? Tuttuğu gibi kapı önüne koyar. Senin gibi bir angutu başka patron işe alır mı? Naaahhh alır...Ne oldu? Kaldın sap gibi ortada işsiz güçsüz.
-Anaaa...Yaa haklısın polis abi. Eeee..N’oolacak şimdi? Hastaneye ilk geldiğimde sormuştu başka polisler’’Olay nasıl oldu?’’ Diye. Ben de aynen anlatmıştım. İfademi almışlardı.
-Kolay...Şimdi diyeceksin ki: ’’ Ben hastaneye ilk geldiğimde heyecandan yanlış ifade verdim. Rüstem enişte teraziyle sebze tartarken Müyesser yenge geldi dükkana. Yerdeki muz kabuğunu görmedi. Basınca kaydı. Kayarken Rüstem eniştenin terazisini de devirdi ve kiloların üzerine düştü. Benim gördüğüm işte budur’
-Yav abi ben bu kadar lafı aklında tutan biri olsaydım orta okulu bitirirdim.
-Önemli değil. Biz yazarız. Sen imzala yeter ki?
-İmza tamam da abi Müyesser yenge ne olacak?
-Başlatma şimdi Müyesser Yengenden. Her kocasından iki tane tokat yiyen karı için mahkemeye sevk yapsak tüm işimiz gücümüz bu olur. Ulan oğlum hırsızı var, uğursuzu var, kaçakçısı,iti, kopuğu, teröristi...Var oğlu var. Bir de karı kaprisi ile mi uğraşacağız?
-Haklısın abi. Bu kadar dert varken bir de karıların kaprileriyle uğraş...İyi anasını satayım... Hangi karı kapri giymiş? Hangisi şortla dolaşıyor? Bunun araştırmasını bile size yüklediler demek...Zor meslek polislik valla. İyi ki de polis olmamışım.

Bu sefer gülme krizine giren Polis Hüseyin ile hastabakıcıydı.

DEVAM EDECEK TABİİ Kİ

Beğen

sami biberoğulları
Kayıt Tarihi:1 Ağustos 2013 Perşembe 00:02:12

İSYAN -2- YAZISI'NA YORUM YAP
"İSYAN -2-" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
EYLÜL20
14 Ağustos 2013 Çarşamba 14:05:51
Sevgili can dostum

Şahsen şunu istiyorum sizden .Dini duyarlılığı yüksek baş rollerde bir karakter.

Bu bir mahalle esnafı olabilir.Bir üniversite hocası olabilir,bir Kur'an Kursu görevlisi veya cami görevlisi.

En azından bir emekli devlet memuru veya sonradan hidayete ermiş bir batılı tip

Veya daha önce de bahsettiğin ermeni ve rum bir şahsiyet islama bakış açısı bir müslümandan daha iyi olan bir zat velhasıl sen daha iyisini bilirsin.

Allaha'a emanet olun.Saygılarımla

Cevap Yaz
athena
2 Ağustos 2013 Cuma 09:07:33
Müyesser, biraz morluk belki bir kaç kaburga kırığıyla ama gülmekten ölmenin eşiğinden dönerek yaşadığı sefil hayatına devam eder.İlginç olan mahalledeki erkeklerin normalidir tüm bu yaşananlar.Burdaki tek suçlu o çenesini tutamayan Müyessere gökkuşağının yedi renginide tek yumrukla gösteren,bu romantik öküzün kıymetini bilmeyen isyankar Müyesserdir.

Cevap Yaz
bekir odaci
1 Ağustos 2013 Perşembe 20:03:51
hocam sonunda işi yine mizaha bağladınız ya güleriz ağlanacak halimize misalinden olmuş sizin bu kaleminizin kıvrak zekasına bayılıyorum kan gövdeyi götüren bir konu bile işleseniz böylesi yazılarda bile tebessüm ettirebiliyorsunuz buda sizi ayrıcalıklı kılıyor haliyle kutlarım emeğinizi saygılarımla selamlar hayırlı iftarlar

Cevap Yaz
AYSE 09
1 Ağustos 2013 Perşembe 17:03:57
yne harika anlatımdı
vay polise bak yalancı şahit oldiyor
ee ne zamandayız
harikasınız
saygılar benden herdaim

Cevap Yaz
kukurikuu
1 Ağustos 2013 Perşembe 16:06:32
Sevgili Hocam,
Bu tip i..nelerle yaşamak zorunda kalan milyonlarca
zavallı kadın için ne zor bir dünya.
Konusunu da sizin güzel kaleminizden su gibi akan
öyküyü de çok beğendim. Ellerinize, yüreğinize sağlık.
Saygılarımla

Cevap Yaz
siyahgecem
1 Ağustos 2013 Perşembe 15:12:27
SELAM ARKADAŞIM evet müesser gibi gülme krizine girdim valla bende ama allahtan evdeyim hastanede değil aslında ağlanacak halimize güldüğüme de kızmadım değilbunlar yaşanan gerçekler ina polislerin yaptığı aynen bu karı koca kavasına karışamayız haaaaa ne olur adam kadını öldürür ondan sonra işte şimdi aslında usturuplu bir küfrü hak ediyorlarda neyse deyim ben kadın öldükten sonra adamı tutklayıp tutulamadığın ız kimin umrunda sanki bie kadının hayatıböyle erkeklerin elinde yaşaması yada ölmesi batsın böyle bir dünya zaten yanılası olamaz değilmi arkadaşım okuyorum valal vaz geçer diye bekleme çokkkkkkkk beklersin her yazını hayranlıkla okurum bilirisin on yedi benli şaziyeyi de özledim bilesin :))))

Cevap Yaz
Hasan Özaydın
1 Ağustos 2013 Perşembe 10:35:54
Hasta ziyaretine çicek gelir,demek ki olay ramazan da geçiyorEngin hasta bakıcı oruç tutmuyor .
Silkelendikce Müyesser abla kilo tutmuyor..
Tebrik ederim hocam saygılarımla.

Cevap Yaz
Evvel
1 Ağustos 2013 Perşembe 10:25:29
Vallahi hocam,

Siteye girer girmez ilk size ait bir yazı var mı diye bakar oldum.E malum güne tebessümle başlamayı kim istemez ki!

Ama siz fazlasıyla ( başa bela türünden neredeyse ) açık sözlü bir kişi olduğunuz için ben de açık sözlü olacağım.

İsyan-1 de okuduğum hazzı nedense bunda alamadım.Aslında Karagöz-Hacivat'taki gibi yanlış anlamaları ustayla işlemişsiniz.Ve Engin de gerçekten saflığın daniskasını göstermiş.Olaylar zinciri harika bir şekilde ilerliyor.Ama ben bugün neden çok gülemedim ya :( Vallahi üzüldüm.

Sanırım benim bugün tebessüme niyetim yokmuş.Yoksa yazı her zamanki gibi süperdi.

Hele de sonda verilen mesaj hayatın o kadar içinden ki.

Siz keyifle okunacak yazılar yazmaya devam ettikçe illa ki güleceğiz.Var olun!..

Cevap Yaz
Fırat Avcı
1 Ağustos 2013 Perşembe 10:09:57
Galiba bireysel bir yazı olmayacak. Yani mümferidin anlatısı değil bu. Çok yönlü, çok sesli bir yazı. Herkesin görüş ve düşüncesine yer veren, her türdeki yaklaşımı aktaran satırlar okuyacağız ne hoş. Ama sormadan edemeyeceğim: Hocam kurgu zaten yerleşmişti kafanızda ve gidişat böyle miydi, yoksa martıların bir dahli oldu mu bu her yönüyle irdeleme gayretinizde?

Cevap Yaz
GÜLDESTE
1 Ağustos 2013 Perşembe 00:43:39
valla sevgili Eray'a ben de katılıyorum helal olsun kalemine gönülden kutluyorum seni moral hocam sevgiler saygılar

Cevap Yaz
ERAY ÖZGÖR SARIKAYA
1 Ağustos 2013 Perşembe 00:39:33
Böyle acıklı ve içler acısı olaya bile mizah katmışsınya helal olsun. Şaka bir yana iyide olmuş güleriz ağlanacak halimize.

Bir gün balkonda oturuyorum karşı sitenin bir dairesinin penceresi açıldı ve kadının biri ''Allahını seven varsa beni kurtarsın'' diye ferya etti ve arkadan bir el saçlarına dolanıp içeri çekti. Ben dikkat kesildim pencereye baktım br kaç dakika sonra yine cama bir yüz dayandı pencere kapalı olduğundan sesini duyamıyordum ama bağırdığı feryat ettiği her halinden belliydi. Aynı el bu sefer boğazına yapışıp yine içeri çekti bu bir kaç kez tekrarlandı. Bizim apartmanda balkonda oturan komşulara olayı anlattım ve hepimiz gözümüzü o pencereye giktik ne olacak diye bekliyorduk. Ben dayanamayıp polisi aradım ve olayı ihbar ettim. on onbeş dakika sonra ekip arabası geldi ve kavganın olduğu binaya girdiler. Yarım saat sonra kadını dövdüğünü tahmin ettiğimiz bir adamla polis otosunun yanına geldiler. Polisler bizim binaya bakmaya başladı, balkonda merakla olayları izleyen tüm komşular şahit yazdırırlar korkusuyla içeri girmişler ve balkonda tek ben kalmıştım. Polisler bana bir şey sormadılar bende demedim. Adamı karakola götürdüler. Daha sonrasında ne oldu bilmiyorum ama bir daha o pencereli daireden kavga olayı görmedik hatta perdeleri bile açılmadı. Bir kaç ay sonra kavga eden karı koca taşınıp gittiler

Benim böyle polise ihbarlarım bir kaç kez oldu. Bireresinde tinerciyi şikayet ettim. Sabaha kadar susmayan araba alarmını. Kavga eden gençleri. Kpımızın önündeki caddede araba yarışı yapan zibidileri. Çöpü dağıkan ve öylece bırakan kağık pilastik toplayan çöp karıştırıcıları. Arkadaşımı yakmaya kalkan kocasını. Senin anlayacağın polisde epey ihbar telefonlarım vardır :Kılkuyruk bir kadınımdır :)))))))))))))

Yazın çok güzel olmuş tebrikler

selam ve sevgiler

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.