İDRİS ÇETİN
430 şiiri ve 262 yazısı kayıtlı Takip Et

Ölüm



ÖLÜM



Ölüm, hayatın sona ermesidir. Ölüm, ecelle aynı anlama da gelir. Bütün canlılar; doğar, büyür ve ölürler. Yaşamın gayesinin son bulduğu noktadır ölüm. Nefessizlik, hareketsizlik derin bir uykudur ölüm. Ya da uykuların en uzunudur ölüm. Ölüm, bir yok oluş değil, gerçek hayatın başlangıcıdır.
Ölümün yüzü soğuktur. Ölüm deyince hemen irkilirsiniz. Sanki hiç ölmeyecekmiş gibi bir duygu kaplamıştır yüreğiniz. Sohbetlerinizde ölüm konuşulmasın. Biri öldüğünde, onun salası verilmesin ya da bir mezarlık kenarından geçmeyi, bir mezarlık kenarına ev yapmayı hiç düşünmezsiniz.
Yakınlarınız dışındaki ölümler, zaten sizin ilgi alanınıza pek girmez. Yakınlarınız öldüğünde ise siyah bir elbise ve örtüyle olayı geçiştirmeye kalkışırsınız. Peki, bu nereye kadar? Hakikaten ölüm gerçeğinden ne kadar kaçabilirsiniz? Ölüm sana, yatağında mı yaklaşacak? Otobüste, trende; yürürken, oynarken, gülerken, ağlarken ya da namaz kılarken ve ibadet ederken ölüm kapınızı her dem çalabilir. Bu ölüm hakikatinden kaçmak yerine, onunla neden yüzleşmek istemezsiniz? Neden ölüm deyince tüyleriniz diken diken olur, kalp atışlarınız artar?
Bütün işleri öteleyebilirsiniz, ölümü asla öteleyemezsiniz. O geldi mi kapıdan dönmez. O, sizin gözyaşlarınıza bakmaz. Onun merhameti yoktur ve o size acımaz.
O, söz verdiği zamanda gelir ve ruhunuzu bedeninizden kabzeder. Sizin cesediniz orda yığılı kalakalır. Belki sizin ruhunuz, sizin cesedinizi izler. Size ağlayanları, mezara götürülüşünüzü ve ölümden sonra olup biten her şeyi izler.
Belki bu yazıyı okumaya çoğunuz cesaret edemeyeceksiniz. Yazının başlığı, konusu ürkütücü ve rengi solgundur. Hayatın gerçekleri size ölümü hatırlatmakta ve ölümle sizi yüzleşmeye davet etmektedir. Hayatın gerçekleriyle yüzleşemeyenler, hakikatin kulpundan tutamazlar.
Ölümü bir yok oluş, tükeniş ve bitiş olarak görenler, ölümden yaban merkepleri gibi kaçmaktadırlar. Ölüm korkusu ondan korkanların başlarına bir kâbusu gibi çöker.
Ölümle yeni bir hayatın başladığına inanalar, ölümden korkmazlar. İlahi nurun ışığından tutanların korktukları sadece bir şey vardır; ölüme hazırlanamamak…
Ölüme hazırlanmak demek, kendini yaratan Rabbinin dünyada kendine bahşetmiş olduğu ömrü iyi geçirmektir. Yani Kur’an ve sünnete sımsıkı sarılıp, İslam’ı yaşamaktır. İslam’ın ışığından uzak kalanlar, bu yüzden ölüme endişeyle bakaralar. Ölüme hazırlıklı olanlar ise ona koşarak yaklaşırlar. Ebedi hayatın nimetlerine ulaşmak için koşarlar. Ölümü yudumlamak onu tatmak için koşarlar.
Ölüm güzel bir şeydir, Allah’ın emrettiği gibi yaşayanlar için. Ölüm, keskin bir kılıç, sivri bir oktur. İki tarafı kesen bir kılıçtan bahsediyorum. Ok ise acımaz deler geçer ve yürekleri dağlar. Ölümün soğukluğu ruhta başlar. İlkönce insan psikolojik olarak ölüme kendini hazırlar, onunla yüzleşmeye başlar. Onunla dost ve arkadaş olur.
Müslüman, ölümden sonra kabir hayatının olduğunun bilincindedir. Orada kıyamet kopana kadar, misafir edileceğini bilir. Onun inancına göre; ameli iyi olan Müminin kabri, cennet bahçelerinden bir bahçedir. Eğer ameli kötüyse kabri cehennem çukurlarından bir çukurdur. Ölüme bakış açımız, ona karşı inancımızla doğru orantılıdır.
Ölüm, sessiz gelir, buz gibi gelir. Sizi sevdiklerinizden çeke çeke alır. Ölüme karşı: ‘’Dur bekle! Hayatım yarım kaldı, biraz daha yaşayayım.’’ diyemezsiniz. Yine: ‘’Benim yapacak daha çok işim vardı, onları yapayım, büyüyeyim, gençliğimi yaşayayım, evleneyim, çocuklarım olsun, onları okutayım, büyüteyim, evlendireyim, torunlarım olsun ve emekli olayım…’’ diye içinizden geçirdiğiniz, sizin beklentilerinize asla bakmaz. Gözyaşlarınızı silmez. Hıçkırıklarınıza kulak asmadan sizi sevdiklerinizden alır…
Ölümsüz köy arayan, köysüz kalır. Ölüm takdiri ilahidir, kaderdir. Kadere de ölüme de inanıp teslim olacaksınız. Bazıları çok basit nedenlerle ölürken, bazıları ise çok büyük badireler atlatır fakat ölmez. Öldürmeyen Allah öldürmez. O zaman yüze yaratıcıya isyan etmemek gerek…
Takdiri ilahiye boyun eğmek gerek. Şunu da unutmamalıyız. Biz ölüme koşmamalıyız, ölüm bize gelmeli, ölüm bize geldiğinde onu reddedemeyiz. Onu güzel misafirperver bir şekilde karşılamalıyız. Ona yüzümüzü asmamalıyız ve ona kızmamalıyız. Kızsan da ne yapabilirsin ki? Ölüm kimseye küsmez ve darılmaz. O, vaktinden önce ve sonra gelmez. Bir kimsenin eceli geldiği zaman, ne bir saat önce ne de bir saat sonra bırakılır. O, tam sözleştiği zaman gelir. Gelişi de muhteşemdir.
Bazen ölüme, biz elimizde olmadan koşarız. Bu koştuğumuzun farkında olmadan ona koşarız. Ölümle nerde karşılaşacağımızı bilemeden ona koşarız. Onun bize yaklaştığını bilmeden koşarız. O olduğu yerde bizi bekler. Onunla karşılaşınca iş işten geçmiştir.
Sevdiklerimiz, ölümle buluşmaya çok çeşitli bahaneler bulurlar ancak bu bahaneler nafiledir. Ölüm ya bize koşarak gelir, ya da biz ona koşarak gideriz tam da sözleşmiş olduğumuz vakitten sapmadan…
Sen, kendini nasıl hissediyorsun? Ölüme hazır mısın? Onu karşılayacak cesaretin yüreğinde hazır mı? O, ben geliyorum dediğinde ne yapacaksın? Ölmeden önce ölmeyi denedin mi? Ölüm, soğuk rüzgârlı dağlara çöktüğünde bedenen ve ruhen ona hazır mısın?
Ölümü bedeninizden önce ruhunuzla karşılayınız. Benim bile ölümden irkildiğim çok olmuştur. Ölüm yaşamınız boyunca size soğuk yüzünü gösterebilir. Ölüm. ‘’Daha sonraki yaşamınız için ayağınızı denk alın. Önüne bak, gidişatını düzelt.’’ Aslında bütün bunlar bir uyarırdır sana. Sen, bu uyarılar karşısında ne yaptın? Sen gereken dersi çıkardın mı? İkinci bir hayatın bahşediliş fırsatını iyi değerlendirdin mi?
Ölüm, beni bedenimden sıyırıyor. Bu sıyırma eylemini ne zaman yapacağını sadece yüce Rabbim biliyor. Ölüme kızamıyorum, sevinemiyorum da. Bir taraftan beni ölen yakınlarıma yaklaştırırken, diğer taraftan beni sevdiklerimden ayırıyor.
Ölüm, ayrım yapmaz. Sen köşklerde yaşadın, kral, padişah, başbakan ve üst rütbeli oldun gibi aklınıza gelebilecek ne geliyorsa gelsin. Ölüm, onlara da soğuk ve sessiz gelir, en fakir vatandaşa da. Bu yüzden mal varlığına güvenme. Beyaz kefen ve üstüne örtülen toprak hep aynıdır.
Kaderine razı ol ve ölümü kabullenmeyi bil. Ölümsüzlük hissi seni ölümden koparmaya çalışmasın. Ölmemek için ölünüz. Ölüm işte öyle bir şeydir.
Ölmek sevdikleriyle birleşmek ya da sevdiklerinden ayrılmaktır.
Siz, ölümün neresindesiniz?
26.07.2012
Çekerek


Beğen

İDRİS ÇETİN
Kayıt Tarihi:27 Temmuz 2012 Cuma 14:09:10

ÖLÜM YAZISI'NA YORUM YAP
"ÖLÜM" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Gümüş kalpler
28 Temmuz 2012 Cumartesi 22:19:51
Ölüm güzel bir şeydir, Allah’ın emrettiği gibi yaşayanlar için. Ölüm, keskin bir kılıç, sivri bir oktur. İki tarafı kesen bir kılıçtan bahsediyorum
.......Ölmemek için ölünüz. Ölüm işte öyle bir şeydir.



bu sözleriniz beni çok etkiledi hocam bir kaç alıntı yaptım .
ölümü Babannemi kaybettiğimde anladım soğuk odalara girdik. Babanne mi ordan aldık yıkadık ve tertemiz gül kokuları ve beyazlar içinde dualarla uğurladık ebedi istirahatine o günden sonra ölüme bakış açım çok değişti hiç ölmeyecek gibi yaşıyorduk oysa ,,,
her insanın ölümle yüzleşmesi gerekiyor bu dünya olgunluğu için gerekli bir tecrübe olacaktır insanlık için ..
yazan yüreğinize sağlık hocam saygılar

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


İDRİS ÇETİN 4 Ağustos 2012 Cumartesi 08:32:07
ölüm üzerine bu güzel yorumunuz ve ilginiz için teşekkürler.....
sareyaprak
27 Temmuz 2012 Cuma 19:43:15
Ben bu yazıyı okuyuncaya kadar ölümü bu kadar yakın hissetmemiştim.Tabi ki zaman zaman "ay bunlar beni öldürecek dediğim olur."o kadar işte....iyi ki bu yazıyı yazdınız..selam ve sevgiler..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


İDRİS ÇETİN 4 Ağustos 2012 Cumartesi 08:33:11
ilginiz ve güzel yorumunuz için teşekkürler
hayırlı ramazanalar...
aşiyan052
27 Temmuz 2012 Cuma 17:09:04
Güzel bir anlatım..benimde daha önceleri ölümle ilgili deneme yazım oldu..Kısmetse bu gece paylaşmak isterim dostlarla...teşekkür ve tebrikler..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


İDRİS ÇETİN 4 Ağustos 2012 Cumartesi 08:34:12
ilginiz ve güzel yorumunuz için teşekkürler
hayırlı ramazanalr...

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
neneh.
27 Temmuz 2012 Cuma 16:26:45
Güzel ve etkileyici bir yazı...Yaşarken ölümü hatırdan çıkarmamak ve ayağımızı denk alarak yaşamaya çalışmak..Ölümü düşünmek her yaşta ve bilgi seviyesinde değişik ruhi durumlar yaratıyor.Çok masum olan çocukluk çağında insana sevdiklerinden ayrılmak daha zor gelse gerek...Yaş ilerledikçe , sevdiklerimizi birer birer ebedi hayata gönderdikçe dünyada kalmak ve uzun yaşamak da bir yere kadar ehemmiyet kazanıyor...Sevdikleri ecel şerbetini içince daha bir ılımlı oluyor ölüme karşı...Hele bir de yaş ilerlemeye başladığında...Benim en büyük korkum miskinlik denebilecek kadar yaşlanmak olgusudur.Zira İbadetlerimi yapamayacak duruma gelmek, ve akli muvazeneden yoksun olmak ...Hep derim'' YÜce Rabbim aklımı almadan önce canımı alsın diye...''Çok yaşamak eğer maneviyatı yaşayabilmeyi engelleyecekse Allah korusun tüm engellerden...Ölümü sık sık düşünürüm...Her akşam yatmadan önce gözlerimi kapatır öldüğümü hayal ederek vicdan muhasebesi tarzında bir seri hafıza yoklamaları yaparım...Allah imandan Kur-an'dan ayırmasın...Salih kullarından olmamıızı nasip eylesin...Kaleminiz hiç susmasın efendim.Saygılarım sonsuz...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


İDRİS ÇETİN 4 Ağustos 2012 Cumartesi 08:35:14
neneh bu güzel açıklayıcı yorumunuz için teşekkürler
hayırlı ramaznalar...
asiyildizi
27 Temmuz 2012 Cuma 14:12:38
Ölmek sevdikleriyle birleşmek ya da sevdiklerinden ayrılmaktır.


tek satırda muhtesem final begenıyle okudum üstadım
selam ve saygılar

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


İDRİS ÇETİN 27 Temmuz 2012 Cuma 14:21:24
ilginiz ve güzel yorumunuz iin teşekkürler
hayırlı ramazanlar...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.