Kişinin duyguları, bildikleri ile ters orantılıdır. Ne kadar az bilirsen o kadar çok kafan kızar. B.Russel [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

KADIN AKLI

KADIN AKLI



Adile, akşam sofrasını toplayıp, bulaşıkları yıkadıktan sonra iki fincan kahve yaptı ve salonda oturan kocasının yanına geldi. Fincanın birini kocasına uzatıp, diğerini de kendi alarak kocasının karşısındaki koltuğa oturup ayaklarını altına aldı. Ayaklarını sallayarak oturmak ona pek eğreti geliyor, rahat edemiyordu. Kahvesinden bir yudum alıp, kocasına baktı;

“Mustafa”

“Efendim canım”

“Şu bayır tarladaki zeytinleri toplasak diyorum; zeytinler dalından aktı gitti. Sahipsiz mal gibi…”

“Adile, benim can burnumun ucunda, sen sahipsiz mal diyorsun!”

“O zaman bir an önce toplayalım da akmasın zeytinler. Hiç olmazsa yiyecek yağımızı çıkartırız. Hepsini topladık; bayır tarla kaldı. Az çok orada da vardı zeytin.”

“Ben pamukları bitirmeden zeytine işçiyi götüremem; zaten bir kere yağmur yedi, bir daha yerse babana mı satacağız pamuğu! Rekolte düşer. Pamuğun birinci elini bitirmeden ikinci eli açmaya başladı bile. Şimdi zeytin sırası değil Adile!”

Adile, gerginliği artırmamak için konuşmadan kahvesini içti ama aklında hep zeytinleri vardı. Boşalan fincanları alıp mutfağa giderken geriye döndü. Elindeki tepsiyi kenardaki sehpanın üzerine koydu ve az önceki kalktığı koltuğa yeniden oturdu.

“Bak ne diyeceğim Mustafa…”

“Ne diyeceksin Adile?”

“Diyorum ki, sen pamuğu toplat, ben de zeytini.”

“İyi de Adile, iki tarla arası uzak, ben traktörle pamuğa gideceğim. Sen zeytine nasıl gideceksin, kimle toplayacaksın?”

“Ben, konu komşudan üç beş kişi bakarım. Sen sabah pamuk işçisini götür, sonra traktörü geri getir. Mobiletle geriye işine dönersin. Ben de traktörle zeytin işçilerini götürürüm. Akşamüzeri gelir traktörü alırsın, pamuk işçilerini getirdikten sonra bizi alırsın. Eh biz sabah geç başlar, akşam da geç bırakırız. Bir defacık komşular idare ediverir ne olacak canım. Zeytin dalında mı kalsın Mustafa?” Dedi üzgün bir ifadeyle.


“Becerebileceksen topla canım. Traktörü elinden alan mı var; ben sadece iki tarlaya aynı anda gidemem diyorum. Hem işçi yok ki, sen işçi bulursan topla.” Dedi ve divanın üzerine sırt üstü uzanıp yattı.

Adile, fincan tepsisini sehpanın üzerinden alıp mutfağa yöneldi. Mutfak tezgâhının üzerine tepsiyi bırakıp içeri girmeden komşularını zeytin toplamaya gelmeleri için çağırmaya gitti. Komşularından beş kişiyi ikna etmenin mutluluğuyla geri evine döndü.

Ertesi sabah kararlaştırdıkları gibi önce kocası, sonra da Adile sırasıyla tarlaya gittiler. Zeytinliğe geldiklerinde, zeytinlerin çoğu yerlere dökülmüştü. Üstelik yakın zamanda yağan yağmurun oluşturduğu sel suları yamaçtan akarken yarı yarıya toprağa gömmüştü zeytinleri. Adile’nin içi cız ederek komşularına yalvarır gözlerle baktı;

“Allah’ınızı severseniz yerlerdekini toplamadan dalına yanaşmayın. Altındaki zeytinler ezilecek.” Dedi.

Kadınlar yere eğilip yarı yarıya toprağa gömülmüş zeytinleri toplamaya başladılar ama iş yavaş ilerliyordu. Üstelik tırnakları acıyan kadınlar söylenmeye de başlamışlardı. Adile kimseyi duymuyor, toplayabildiği kadar zeytini seri bir şekilde toplamaya çalışıyordu. Bazen yerden, bazen daldan derken öğlen olmuştu. Traktörün kasasındaki azık çıkınlarını indirip kasanın yanındaki düzlüğe oturdular. Çıkınlarında ne varsa çıkarıp küçük bir yer sofrası kurmuşlardı ama genç bir kız sofraya oturmamış, ellerini yıkıyordu:

“Allah aşkına Adile Abla, şu ellerimin çirkinliğine bak; çamurun içinden zeytin toplayacağız diye tırnaklarım kalmadı. Ben, akşama düğüne gideceğim ama bu ellerle düğüne nasıl giderim.” Dedi ellerini göstererek.

Adile, kızın ellerine baktı, gerçekten kötü olmuştu. Aklına geçen yılki kendi hali geldi. Yemeğini acele acele yiyip sofradan kalktı.

“Siz az dinlenin ben hemen döneceğim.” Dedi ve traktöre binip köye gitti. Kadınlar, Adile’nin neden gittiğini bir türlü kestiremediler. Eve gelen Adile, geçen yıl, oğlunun düğününde takmak için aldığı ama kızının “Anne, senin elin durmaz bulaşığa, yemeğe davranırsın, yemeğin içine falan düşer tırnağın. Misafirlere karşı ayıp olur.” Diye takmasına müsaade etmediği tırnakları alarak geri işçilerin yanına döndü. Komik bir yüz ifadesiyle;

“Hadi bakalım uzatın ellerinizi!” dedi. Kadınlar şakın şaşkın Adile’ye bakıp ellerini uzattılar. Adile, kadınların işaret parmaklarına sırayla tırnakları yapıştırdı;

“Artık tırnağım kırıldı bahanesini istemiyorum bir! Zeytinler bitmeden eve gitmek yok, iki! ”

Takma tırnakları pek seven Müjgan;

“Aklınla bin yaşa emi Adile, işte kadın aklı… Düğünde takamadığın tırnakları bayırda taktın ya, hem de hepimize.”


13.07.2011 Emine UYSAL





Etiketler:

 « Önceki 10 eleştiri   1   2   3   Sonraki 10 eleştiri » 

Merve Taşçı  | Merve  Taşçı
31 Aralık 2011 Cumartesi 23:04:46


Çok hoştu... Tebrik ederim... Saygılar...


    [ Cevap yaz ]    

Saadet Ün  | Saadet  Ün
31 Aralık 2011 Cumartesi 21:01:49


Daha önce de gelmiştim... Okuyup gittim sonra...
Ama aklımda kaldı tırnaklar. Hani nerdeyse "tırnağın varsa başını kaşı" diyecektim zamanın yardımdan ve sevgiden uzak yanını düşününce...

Ama işe yaramış bu tırnaklar!
Bayırda takılmış olsa da...

Tebessüm bıraktı yazı...

Kaleminiz daim olsun.
Yüreğinize, çokça sevgilerimle...


    [ Cevap yaz ]    

hyazici58  | HAYRETTIN YAZICI
31 Aralık 2011 Cumartesi 20:03:28


2011 Yılının sizin yazınızla kapanıyor olması ayrıca güzeldi...

Yürekten kutladım efendim..Nice başarı,selam,saygı...


    [ Cevap yaz ]    

_ZERRE_  | Fikret Simsek
31 Aralık 2011 Cumartesi 18:58:27


sevgili Emine arkadasim , daha gecen hafta bir mail almistim .. canakkale' de bir arkadasim tarlaya gidemiyoruz yagmurdan camurdan diyordu .. zeytinlerin yerlere döküldügünü asiri yagmurdan anlatiyordu .. ve nasil üzülüyordu ..


bu yazini okurken arkadasim aklima geldi .. Allah tüm mahsul sahiplerinin yardimcisi olsun .. ne zor .. ne kiymetli onlar icin mahsul .. ekmekleri iste ...

Adile arkadasimizin bu gercek hikayesini bizlere ne de güzel aktarmisin...

cok tesekkürler..


arkadasimizi tanimasak da her ikinize de selamlar .. sevgiler

_ZERRE_ tarafından 12/31/2011 6:59:24 PM zamanında düzenlenmiştir.


    [ Cevap yaz ]    

Emine UYSAL (EMİNE45)  | emine uysal
31 Aralık 2011 Cumartesi 18:05:19


Yazımı güne getiren seçki kuruluna ve yorumlarıyla değer katan bütün arkadaşlarıma teşekkür ederim. Bu kurdele yalnız benim hakkım değil, bütün cefakâr ve vefakâr Türk kadınlarının olsun.

Bu hikâyede sözü edilen Adile karakteri, içimizden bir kadın ve sayfamda yorumu var. Kendini açıklamadı ama onu gözlerinden tanırsınız. Sevgi ve şefkatle bakıyor. Sımsıcak bir insan… Seni seviyorum arkadaşım.

Bütün site arkadaşlarımın yeni yılı kutlu ve mutlu olsun. Hepinize kucak dolusu sevgiler.


    [ Cevap yaz ]    

31 Aralık 2011 Cumartesi 15:57:22


Değerli Emine kardeşim,

enfes hikayeni kutluyorum.

Zaten her zaman bomba hikayelere imza atıyorsun... sağolasın..

selam ve saygılar... uzaklardan...

yeni yılında başarı ve mutluluklar senin olsun can kardeşim... nice sağlıklı yıllara...


    [ Cevap yaz ]    

31 Aralık 2011 Cumartesi 15:35:30


Günün güzel öyküsünü ve kıymetlı yazarımı canı gönülden kutlarım...
Mutlu seneler dilerim :)


    [ Cevap yaz ]    

tacettin yıldırım  | tacettin  yıldırım
31 Aralık 2011 Cumartesi 07:40:01


seçki kuruluna teşekkür....yazarada tebrikler


    [ Cevap yaz ]    

31 Aralık 2011 Cumartesi 07:26:54





Ne duru bir anlatımdı...

Adileyi çok sevdim...

Bence sürmeli bu hikaye... :)


    [ Cevap yaz ]    

31 Aralık 2011 Cumartesi 06:21:49


GÜZELDİ..


    [ Cevap yaz ]    


 « Önceki 10 eleştiri   1   2   3   Sonraki 10 eleştiri » 




KADIN AKLI başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.



Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 31.12.2011 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
30.12.2011 00:01:19
Toplam 30 yorum yapıldı
1509 çoğul gösterim
1205 tekil gösterim


Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.