Kalem, acemi avcıların elinde hedefini şaşıran bir ok da olabilir.-- Baraccio [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

Değer Verene Değer veren Oğlum

DEĞER VERENE DEĞER VEREN OĞLUM
Sevgili oğlum,
Hayatımın çoğu zamanında herkese değer vermeye baktım. Ama insanlar kendine değer verenlerin her zaman kendisine destek olması şartmış gibi bazen destek olamadığımız zaman bizlere küsmeye ve başlıyorlar. Bizde onlara değer vermemeye başladığımız zaman bize değer veriyor görünerek bizi suçlamaya devam ediyorlar. Nerede ise kendi hatalarından dolayı bizim onlardan özür dilememizi bekliyorlar. Kendini hatasız gören insanları tehlikeli bulur ve uzak kalırım. O zaman onların kötülüklerinden de kendimizi korumuş oluruz.
Sevgili oğlum,
Kitap okumadıkları halde, kendilerini geliştirmedikleri halde, sırf bazı ünvanı var diye konum olarak bizi küçümseyerek “sen yanlış anlıyor ve düşünüyorsun” diyen insanlara sert tepki gösterdiğimden dolayı bu tür yaklaşımlarda bulunanlar benden uzaklaşırlar ama ben dert etmem. İnsanın yanlış düşüncesini bedensel engeline bağlayan ya da fiziki durumuna bağlayarak değerlendiren insana ne yapmak gerekir. “Sana öyle gelir, onlar öyle değildir” sözünü sana sık sık söyleyen insanlara ne demeli? Aynı insanın “bedensele engelli olduğundan mı kaza yaptın? Demesine ben “sen kafanda saç olmadığından mı böyle saçma konuşuyorsun? “ desem bana ne cevap verir? Bana “Burnu hava da “ mı der yoksa “dudakları burnunun altında mı?” Bunu söyleyen insanlarında ünvanlarına sığınması karşısında ne edeceğiz. Edeceğimiz şu “değer verdikleri kadar değer vereceğiz” Susacağız tabii ki. Ya da uzaklaşacağız. Duymayacağız. Yoksa insanı küçümseyerek deli ederler.
Sevgili oğlum,
Herkes değerli şu gökkubbe altında. Hava su hepimizin. Kimi belki paraca bizden çok kimi başka özellik olarak bizden farklı. Ama bu farklılık üstünlük manasında değil.” İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır”. Tabii ki imkanına göre en çok veren en çok paylaşandır. Sevgisini ilgisini anlayana en güzel sunandır. Eğer karşısındaki insan bu sevgiyi anlamıyorsa, bilgiyi almakta inat ediyorsa o zaman sorun bizde değil. Değer bilene fırsat sunar hayat. Değerden anlayana. Bunu okuyanlardan “değer vermek ne demek” diyenlerde olursa bizim susmamız lazım. Değerin ne demek olduğunu bilemeyen insana nasıl değer verelim?
Canım oğlum,
Tüm bunları neye yazdım? Sen de çok insana değer verdin zamanında sevdin. Ama zamanı gelince gördün ki, senin değer verdiklerin sana değer vermemiş. Derslerini ihmal etmiş ve başarısız olmuşsun. Hatanı anlar anlamaz derslerine aslınca başarı geri geldi. Hayatta aynen böyledir. Değer vermemen gereken insana değer verince işlerin aksar, onlarla harcayacağın zamanı kitap okuyarak ya da düşünerek değerlendirsen daha verimli oluyor. Değer vermeyen insanları muhatap olmadan düşünmek bile insanın sinir sistemini etkiliyor. Bunları yaşayarak öğrendiğimden sana tavsiye ediyorum. Yani değer vermeyeni sana değer verene kadar dikkate almamak. Düşünmemek. Ama biz silemediğimiz için de hep sorun yaşıyoruz. Bu da sinir sistemimize zarar veriyor. O halde aklımıza getirmemek için olağanüstü çaba harcamamız gerekiyor. Bunu başarabilirsek zaten onlarda belki bizi anlayacak değer verecekler. Umudumuz o yönde ama bazı sabit fikirli insanları ne yaparsak yapalım kölesi oldukları egolarından kurtulamayacaklar.
Sevgili oğlum,
“İnsana değer vermeme “ konusunda o kadar dertliyim ki, toplumumuzda ne yazık ki çok insan “engelliyi küçümsemiyoruz” derken bile davranışları ile bunu çok açık ifşa ediyorlar dilleri ile beden dilleri çelişiyor. Okuyup faydalanan çok olduğu halde sırf inat olsun diye onların kaleme aldıkları eserleri okumuyorlar. Galiba “üreten engelli” çok insana dokunuyor ki, ondan faydalanmak istemiyorlar. Onları değil de “İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır” ve “oku” emrine aşk derecesine bağlanarak seven insanlara da bu sevgiyi aşılamaya çalışanı bu emri veren Yaradan mutlaka görecek ve geç de olsa onu görecek ve zamanı gelince de mükafatlandıracaktır. Bu umut bize en güzel ödül ve sermayedir.
Canım oğlum,
Aslında değer vermeyenlerden uzaklaştıkça “oku” emrine daha çok yaklaşarak bilgi doluyoruz. Bunu görmek istemeyen, “oku” emrini duymak istemeyen insandan daha büyük engelli insan olur mu? Olmaz mı sen karar ver. Varsın “ sen yanlış düşünüyorsun” demekten başka bir şey bilmeyen insanlar. Onlara bir söz söylememek lazım. Duymak istemeyene ne kadar söz söylesek boş, görmek isteyene ne kadar ibret verecek şey göstersek gene boş. En güzeli de seni duymak istemeyeni duymamak görmek istemeyeni görmemek ve yeni bilgiler edinmek ve güçlenmek içi de durmadan okumak.
Sevgili oğlum,
Öyle bir devirde yaşıyoruz ki dünyevi ve dini ünvanlar alan insanlar her şeyi bildiklerini sanmaya başlıyorlar. Halbuki bilmek bir şey ifade etmez bildiklerimizi insanların yararına kullanamadıktan ve insanlarla bilgi ve sevgimizi gerçek manada paylaşamadıktan sonra. Sadece okumak ile de olmuyor bilgimizi paylaşacak ve bize değer vererek gelecek veya davet edecek insanlar da lazım. Yalandan sevgi ve bilgi o kadar sırıtır ki güneş gibi belli olur. Bir kişi inansa on kişi inanmaz. Neye yarar o zaman “seviyorum” demek?
Canım oğlum,
Okumaya öğrenmeye ve gerçekler aramaya devam eden faydalı şeyler konuşmayan insanlardan uzak kalanları insanlar “yalnız” sanırlar. Yani sanırlar. Öyle ki onlar okuyarak düşünerek boş konuşmaktan uzak kaldıkları için hep ibadet halindedirler bunu herkes anlayamaz. İlla da konuşacak isek “ya hayır konuş ya sus” diyen büyük insana uyacağız.
Canım oğlum,
Zamanı okumak ve sevdiğin oğluna kızına mektup yazarak gelecek nesillere bırakmak ne güzel duyguymuş ki, ben bu duyguyu sana mektup yazarak, kardeşine mektup yazarak, dostlarıma mektup yazarak değerlendiriyorum. Üzerine alınarak bu mektupları başka anlamlar yükleyen de mutlaka oluyordur ama o da artık kendi sorunları. Bu mektuplar kimseyi ima etmeyen, hedef almayan sadece doğru bildiklerimi anlattığım yazılar. Geleceğe kalsın gelecek nesillerde faydalansın düşüncesi ile yazılıyor ve “söz uçar yazı kalır torunlara “ inancı sonucu ortaya çıkıyor. ”Kaleme and olsun” diye yemin edenler mutlaka bu iyi niyetle yazılanları da anlıyorlar ve görüyorlar. Başkaları görmemiş anlamamış ne gam?
Muhabbetle kucaklıyorum.





Etiketler:




Değer Verene Değer veren Oğlum başlıklı yazıya henüz eleştiri yazılmamış.





Değer Verene Değer veren Oğlum başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
11.3.2020 17:30:46
Toplam 0 yorum yapıldı
243 çoğul gösterim
240 tekil gösterim


Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.