Bilirken susmak, bilmezken söylemek kadar çirkindir. EFLATUN [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

Müphemiyet Gemisi

...Struma’ya

Denizlerin yırtığına dikilmiş ağıtları duyuyorum ufkun gerisinden. Bilinmezliğe demir atmış gemiden sürükleniyor fısıltıların. Çakılları dinlediğimde ciğerlerime doluyor ruhunun beni çağıran ıslıkları. Duygularımın içine yerleşmiş kanser zehirliyor yavaşça zihnimi ve kayboluyorum karanlığın sonsuz koridorlarında.

Göğün küllü susuşlarında alabora olmuş silik hayallerim kaynaşıyor gölgelerle. Kumlu soluklarının ılık fısıltıları bastırıyor denizin kanlanmış çığlıklarını. Mavi duvarlar yıkılmıyor can verişlerimle, gök sökülmüyor poyrazlarımla. Sudaki çırpınışlarını duyuyorum büyük adamların kağıttan gemilerinin, belirsiz bir boşluk belirmişken nefretlerinin denizlerinde.

Dürbünümdeki senelerde beliriyor sefaletin kucağına düşmüş yüzün. Ellerin son kırıntılarını ararken umudun, gölgeden koyu insanların arasında kayboluyor güneşin ılık damlaları. Uçuşan sözleri savruluyor yüzüme, uzaklarda yanıp yanıp küle dönen vicdanın.

Akşamların sırlanmış meltemi önüme süpürüyor denizin tükenmiş nefeslerini, kokunu hissediyorum ömrümün kalelerini tek bir dokunuşla yıkan dalgalarda. Derimin altında sığınmış ruhum, bir ayna olup yansıtıyor susturduğum sesleri sana, varlığınla can bulan müphemiyet gemisindeki gölgelerin soluk ışıklarıyla buluşurken güneşin hareli yankıları.

Saçlarına saklı ezgileri kumlara saçarken poyrazlar, dudaklarım hissederken ellerinin tenimdeki her hareketini, mavi duvarların soğuk nefreti parçalıyor ruhumu. Bu ateşten kürenin en dibinde, okyanusların alevlerle dans ettiği esrarlı köşede kaybediyorum kararmış ömrümün son nefeslerini.

Hüznün ağırlığıyla göğe düşen bir yaprak gibi savruluyorum denizlerine. Sessiz sularda yankılanan ruhunu dinliyorum. Perdeler inmiş gözlerinin mavi sözleri düşüyor suskun sulara, karanlık damlaları içiyorum. Gök çalarken ruhunun sessiz inleyişlerini, seslerime saklanmış çığlıklar kopuyor ciğerlerimden. Akreple yelkovanın arasına saklı asırlar saçıldığında evrenin delirmiş dudaklarından, karanlığın nabzında yüzüyor cansız ruhlarımız ve deniz sakince bırakıyor dizginlerini dalgaların. Çekiliyor yer gök ufkun kızıllaşmış bulutlarına, kağıttan gemiler nefret soluklarıyla ayaktayken hâlâ.






Etiketler: sayfam ,


24 Mart 2019 Pazar 11:09:01

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.

Struma'nın öyküsü çok etkilemiştir beni her zaman... Muhteşem bir anlatım olmuş! Tebriklerimle...


    [ Cevap yaz ]    

24 Mart 2019 Pazar 10:44:33


gönlünüze sağlık güzel benzetmeler duygusal cümleler hayat sayfasında bir paragraf gibi çoğu sevda üstüne. emeğine sağlık


    [ Cevap yaz ]    




Müphemiyet Gemisi başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
24.3.2019 10:17:25
Toplam 2 yorum yapıldı
305 çoğul gösterim
274 tekil gösterim


Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.