Ama şan ve şerefime tanık olanların önünde ondan daha fazla söz etmek bana yakışmaz.. XIV. Louis [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

' SEKSENLER '

' SEKSENLER '

Bundan yıllar önce ’Seksenler’ adında bir yerli dizi yayınlanmıştı TRT1 ekranlarında.
Ben o zamanlar hem çok yoğun çalıştığım, hem de televizyon izlemeyi sevmediğim için
izlememiştim bu diziyi. Ama diziyle ilgili espriler, yorumlar başta iş yerindeki
arkadaşlarım olmak üzere insanların sohbetlerinden eksik olmuyordu.

Aradan uzun zaman geçti. Bir süredir çalışmıyorum. Televizyon izlemeyi hâlâ sevmiyorum.
Ama televizyonda oynamış iyi yerli dizileri internetten izlemeye çalışıyorum.
Seksenler dizisi de izlediklerim arasında yer aldı ve yüreğimde sıcacık bir yer buldu
aynı zamanda bir çok şeyi de sorgulamama neden oldu.

Dizedeki oyuncuların isim ya da ne kadar başarılı bir oyun sergilemiş olduklarından
bahsetmek istemiyorum. Bana neler hissettirdi ve neler düşündürdü, konu bu.

Teknolojiyi hiç sevemedim. Hayatımız için bir çok imkanlar ve kolaylıklar sağladığı
bir gerçek, bunu inkar edemem. Ama teknoloji bana hep soğuk ve asık yüzlü bir canavar
olarak geliyor. Bize verdiklerinin yanında götürdükleri o kadar fazla ki.
Teknolojinin bize neler getirdiğinin farkındayız da, bizden neler eksilttiğinin acaba
yeterince farkında mıyız ?

Seksenli yıllarda cep telefonu, internet yok. Ama insanlar arasında nasıl kuvvetli bir
iletişim varsa asla kopukluk yok. Bir aile düşünün, her zaman birbirlerinin nerede
olduklarından haberleri var. Her akşam toplandıkları evlerinin salonunda sıcacık
sohbetleri . Her yemek saatinde aynı masada bir araya gelen bir aile.
Birbirlerini dinleyen, anlamaya çalışan ve konuşarak çözüm bulmaya çalışan bir aile.
Çocuklarda büyüklerine karşı büyük ölçüde saygı var. Ne zaman susması gerektiğini herkes biliyor.
Aile bireyleri arasında laubalilik, yüz-göz olma gibi olumsuz şeyler yok.
Herkeste utanma duygusu had safhada.

Bir mahalle düşünün...Bırakın sadece komşulukları, mahalle bile bütünleşmiş halde yürekten gelen
bir sevgi ve samimiyetle. Birisi hasta olsa tüm mahalleli üzülüyor, hastaneye koşuyor.
Ya da biri mutlu bir olay yaşasa tüm mahalleli o mutlu olay kendi başına gelmiş kadar
seviniyor.
Şimdi mahalle samimiyeti zaten hayal oldu, komşuluk ise bir elin parmakları gibi azaldı.
Hatta komşusu yüksek sesle müzik dinlediği için kapısını çalıp elindeki silahla
kurşun yağmuruna tutanlar bile var. Duyuyoruz, okuyoruz.

O yıllarda evlerde hiç bir gösteriş yok. Eşyalar o kadar sade ki. Soba başında oturarak kestane yiyen
ailenin mutluluğu şu günlerde en lüks restoranlarda yemek yiyenlerde yok.

Konu aşk ise...sevdiği kıza aylarca açılamayan adamlar görüyoruz dizide. Sevdiğini söyleyebilse
bile utancından kızın gözlerine bakamayacak kadar mahcup adamlar.

Seksenler dizisi insanlara en güzel mesajları veren ve insana insan olmanın güzelliklerini
hatırlatan bir dizi.

Bazen televizyon kanallarını şöyle bir dolaşıyorum. O kadar çok yerli dizi var ki,inanın
hiç birini bilmiyorum. Zaten hepsi birbirine benziyor. Mafya, kavga, entrika, ihanet, cinayet
yüksek sesle bağırma, argo kelimeler, lanetli beddualı kelimeler almış başını gidiyor.

Şimdi bazılarınız diyebilir ki- hayat artık çok zorlaştı,insanlar hep meşgul. Zamanları
kalmıyor zaten aile bireyleriyle sohbet etmeye. Yorgunuz.

Herkes elindeki cep telefonuna ayırdığı ya da internette geçirdiği zamanın yarısını bile aile ve
yakınları için ayırsa inanın içlerimiz gittikçe kof olmaya devam etmezdi böyle.
O yıllarda da geçim sıkıntısı, zamlar vs vardı. O zamanlar da insanlar yaşayabilmek için
çalışmak zorundaydı. O zamanlar da insanların sorunları vardı. Yoruluyorlardı.
Özetle; şimdilerde insanların arkasına sığındıkları bahanelerin hepsi o yıllarda da vardı.

Ama demek ki insanlar, insanlığın meziyetlerinden bu kadar uzak değilmiş.

Şimdiki çocuklar için çok akıllı her şeyi biliyorlar büyümüş de küçülmüş deniyor sık sık.
Bu çok zaman aile büyükleri için gurur kaynağı bile oluyor.
Çocuğu sıkılıp ağlamasın oyalansın diye çocuğunun eline cep telefonu tutuşturan öyle çok
anne-baba var ki.
Bırakın çocuğunuz minicik yaşlarda haddinden fazla şey bilmesin. Zamanı geldiğinde öğrensin
bazı şeyleri de. O telefonlardan aldığı radyasyonların zararlarını karşılıyor mu, o yaşlarda
bilmemesi gereken şeyleri bile biliyor olmaları.

Çocuğunuzu doğa ile tanıştırın. Çocuk gerçek yaşamda büyüsün, oyunlar oynasın.
Gerçek arkadaşları olsun, paylaşmayı öğrensin.
Aile yakınlarınız, akrabalarınız ile yakınlaşmasını sağlayın.
Özellikle küçük yaşlarda mümkün olduğunca sanallıktan uzak olsun çocuklar.
Kendi rahatımızı düşünmek yerine ruh sağlığı yerinde çocuklar yetiştirmek olmalı ilk görevimiz.

Velhasıl İnsana ait tüm özel ve güzel duyguları yitiriyoruz. Durup da ben ne yapıyorum diye düşünmek
çok kişinin aklına bile gelmiyor.
Hem şikayet ediyoruz hem de bazı şeyler düzelsin diye hiç bir çabamız yok.

Ben özellikle son yıllarda insanları bu hale getiren asıl nedenin gayretsizlik olduğunu
sanıyorum. Hatta sanmıyor eminim. Emek harcanmayan, gayret gösterilmeyen hiç bir şeyden
fayda gelmez ne insanın kendisine ne de çevresine.

Memnun muyuz bu gün geldiğimiz durumdan; daha sabah saatlerinde hiç gülmeyen asık suratlarımızdan.
Sinirimizden, öfkemizden, tahammülsüzlüğümüzden, egolarımızdan, söz dinletemediğimiz nefislerimizden
Büyük beton binalarda bir dünya insan içindeki yalnızlıklarımızdan
Elimizde cep telefonlarıyla; eşimizle dostumuzla sohbet yerine tercih ettiğimiz sanal dünyadan
memnun muyuz ?

Zaman değişti, çağa ayak uyduruyoruz diyor da olabilir kimisi
Çağa ayak uydururken insanlığımızı askıya asıp orada unutmak mı gerekiyor ?

Herkes birilerini suçluyor. Çoğumuz kendimizle yüzleşmekten, kendimizi eleştirmekten yoksunuz.
Çünkü hatalarıyla yüz yüze gelmekten kimse hoşlanmaz.

Seksenler...Ne güzel bir diziydin sen. Bana unuttuğumuz bütün güzel değerleri yeniden hatırlattın.
Ne güzel insanlarmışız biz.

Peki şimdi neredeyiz ? Ne oldu yürekleri ellerinde o güzel insanlara, insanlığa ?
Ölmeden mi gömüyoruz kendimizi yoksa, kendimizin bile bulamayacağı kadar derinlere ?
Maddiyatın maneviyatın önünde olmasına daha ne kadar izin vereceğiz ?
Yeterince kaybetmedik mi bizi biz yapan en değerli duygularımızı ?



Saygımla








Etiketler: sayfam ,

 « Önceki 10 eleştiri   1   2   3   Sonraki 10 eleştiri » 

14 Şubat 2019 Perşembe 18:38:39


izlemekten yorulmadığımız bir dizi. Annemle birlikte izlerken onun mutluluğunu daha çok izliyorum. Her karesinde bak bundan bizde vardı, bu olayı biz de komşularımızla yaşardık dedikçe kaybedilen bitirilen ne çok güzellik olduğunu görüyoruz. Baksanıza dizi bile bitti. Oysa aktarılacak ne çok şey daha vardı. Az da olsa birşeyleri kendi çapımızda yaşatmalıyız. Nostaljik bir yazıydı ve bam telimize dokundu. Kalemine sağlık güzel kalem sevgiyle kal.


    [ Cevap yaz ]    

BKaraer  | Bülent Karaalioğlu
7 Şubat 2019 Perşembe 18:30:17


Peki ya 60-70' li yıllar. Yeşilçam filmleri bile başka güzeldi..İşyerimden bir arkadaşım vardı.Bir klişeyi hep tekrardı.'' DÜNYAYA ERKEN GELDİK 22 bende müdahale ederdim.Ne çok geç nede çok erken.O yılları belleğeme kayıt ettim


    [ Cevap yaz ]    

7 Şubat 2019 Perşembe 10:53:27


Günaydınlar sevgili Gamzelimm ne değerli bir yazı paylaştım bizimle, teknolojiye gelince çok haklı tespitlerdi, doğru kullanmayı bilmiyoruz genel olarak, yüzyüze iletişimi çoktan unuttu insanlar, en önemlisi şeylerden birisi düşünmeyi akıl yürütmeyi bilmiyorlar, elinin altındaki telefon onun için düşünüyor ne yapmadı getektiğini o söylüyor, doğru ve yanlış , gerçek ve sanal birbirine karışmış durumda, 7-8 aylık bebeğin önüne telefondan çizgi film açılıyor , anne baba sırf kendi rahatından ödün vermemek için küçücük bebekler zehirlenmeye başlıyor , hem fiziksel hem zihinsel anlamda, yine çok uzun yazdım galiba, size çok teşekkür ederim böyle bir konuyu ele aldığı paylaştığınız için farkındalık yaratması ve birçok okuyucuya ulaşmadı temennisiyle, sevgi saygı ve selamlarımla, güzel bir gün diliyorum,


    [ Cevap yaz ]    

6 Şubat 2019 Çarşamba 13:33:44


En son ben kaldım yorum için.Aslında yazıyı ilk ben okumuştum ama o gün bir yoğun olunca,yazamadım.Bu sabah da kahvaltı yaparken,yine seksenlerin bir bölümüne rastladım ve yine kaçıncı olduğunu bilmiyorum aynı heyecan ve beğeni ile izledim.Ogünlerin güzelliğini unutmuyorum,her ne kadar o yıllarda yurt dışında olsam da, bu yüzden oralarda hep acı çektim...o günlerin güzelliğini aradım hep,samimi dostluklarını ve komşularını.Yazın çok güzel ve özlediğimiz bir konuyu ele almışsın GAMZELİMM.ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.SEVGİLER.


    [ Cevap yaz ]    

levent taner  | levent taner
6 Şubat 2019 Çarşamba 12:51:46


Ben de bir dönem 70'ler ve 80'ler üzerinden birkaç yazı yazmıştım naçizane

Ancak sizin ki gibi özlü, derli toplu anlatım ne gezerrr

Değerli yazınıza gelirsek

Seksenler aslında dünle bugün arasında bir kırılımı da ortaya koyabilir

Yetmişlerin daha kapalı bir toplum evresi seksenlerde teknolojik bir gelişime kapı aralar da konforla ahlak arasında bir ters orantı var

Çağlar boyu düşünce adamlarının arz ettiği bir husustur

Konfor arttıkça ahlaki, toplumsal, kültürel bir yozlaşmayı beslemekte

Seksenler geleneksel özelliklerin henüz devam ettiği ve fakat aşınmanında temellendiği devre

Bugünün menfi yanlarının alttan alttan, içten içe mayalandığı devre

Kuşkusuz içten, samimi, özlü, berrak bir anlatımla gönlümüzü aydınlattınız

Yüreğinize, emeğinize, kaleminize, kelamınıza bereket

Gün başarınızı tebrik ederim

Saygı ve selamlarımla...



    [ Cevap yaz ]    

Ahmet Zeytinci  | Ahmet  Zeytinci
5 Şubat 2019 Salı 17:47:05


Ben o dizinin müdavimlerinden birisiydim ve kaldırılınca çok üzüldüm gerçekten aynı senaristin doksanlar dizisi de pek tutmamış kaldırılmıştı hatırladığım kadar. Seksenli yıllar tam da bizim gençliğimize denk gelir. Zor yıllardı ama insanlık vardı. Tek kanallı televizyon ile mutluyduk. İnsanlar arasında şimdiki gibi fazla iletişim kopukluğu da yoktu. Komşuluk vardı, komşu kızları hem yardı, hem de kimisi bacımız idi... Şimdiki çocuklara acıyorum gerçekten, bir sonraki nesli ise düşünemiyorum bile şimdikiler böyle ise, onlar kim bilir ne olacak? Evet o yıllarda anarşi vardı, terör vardı belki ama insanlık da vardı, dostluk da vardı, birbirine tutkunluk da vardı. Şimdiki dizilerin hiç birini seyretmiyorum. Çocuklarıma da seyrettirmek istemiyorum. Türk toplumu kesinlikle bu değil. Kurtlar Vadisi Dizisini daha bir kere bile seyretmiş değilim, bu diziden sonra suç oranı, mafyavari davranışlar, sokak kabadayıları çoğaldı memlekette... Özetle diyeceklerim budur. Böyle anlamlı yazıların güne gelmesi gayet yerinde. Başarılar diler tebrik ederim...


    [ Cevap yaz ]    

5 Şubat 2019 Salı 15:40:36


savruluyoruz... elimizden hiçbirşey gelmiyor malesef. boğulmak gibi. boğulmanın neresine saldırır insan, nasıl müzadele eder onunla. çaresiz bir iki çırpınıyoruz, sonra soluğumuz kesiliyor, savrulmaya teslim oluyoruz. dönüp daha elle tutulur dertlerimize çare aramaya başlıyoruz. yemek, içmek, ısınmak gibi.
insanın bir mücadele haddi var. istesede bunun üzere çıkamıyor. önceden mutlu olabilmek, insan kalabilmek için kullandığımız bu mücadele haddini artık hayata tutunmak, dünyadan payımıza düşecek maddi menfaati en yüksek seviyede tutabilmek için harcıyoruz. insalığa tutunmaya gücümüz kalmıyor, savruluyoruz...


    [ Cevap yaz ]    

5 Şubat 2019 Salı 14:01:04


"Varlığın anlamı yokken aklımızda
Yokluğun zenginliğini paylaşırdık

Aşklar vardı
Bir yastıkta ömre bedel
Pembe çerçeveler dolusu yaşatılan

Rengarenk boyalı onurlu bir mahallemiz vardı.
Ayaklarımız toprağa toprak ta bizi bağrına basardı
Ormanlar solurduk masum ciğerlerimizle
Sokaklar evimiz, evimiz yatak odasıydı bizim"


bilmem anlatabildim mi...
yazınla aktık o güzel günlere

eyvallah be sevgili Gamzelim...




    [ Cevap yaz ]    

5 Şubat 2019 Salı 13:33:20


Gamzeli hanım güne düşen güzel eserini cani gönülden tebrik ederim ve ben de eskileri seksenleri çok severdim teknolojiye karşı olmasamda ama yinede sevmiyorum


    [ Cevap yaz ]    

5 Şubat 2019 Salı 12:59:33


dizilere karşıyım


    [ Cevap yaz ]    


 « Önceki 10 eleştiri   1   2   3   Sonraki 10 eleştiri » 




' SEKSENLER ' başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.



Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 5.2.2019 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
4.2.2019 10:07:43
Toplam 26 yorum yapıldı
1284 çoğul gösterim
946 tekil gösterim


Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.