Köleliğin en kötüsü, kendi nefsine köle olmaktır. (La Fontaine) [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

AFFET BENİ SENİ ANLAYAMADIM

AFFET BENİ SENİ ANLAYAMADIM

AFFET BENİ SENİ ANLAYAMADIM

Adam öyle bir ailede dünyaya gelir ki, aldığı eğitimle toplumsal yaşamın gerekliliği olan bütün güzellikleri bünyesinde barındırır. Hem manevi hem de ahlaki yaşamında hiçbir yanlışa izin vermez,

Olası bir yanlışın dışarıdan yaklaştığını dahi sezinlese, ya dur der ve ya kendisi oradan uzaklaşır! Bu sebeple çevresindeki insanlara aykırı bir kişilik olduğundan kimse onun ne arkadaşı, ne de dostu olabiliyordu!

Üniversiteyi siyasi dönemin burhanlı zamanında bitirerek lisans diplomasını alır ve kendisinden daha tecrübeli, ofisi, işi yeri olan bir mühendisin yanında işe başlar.

Aradan uzun yıllar geçer ve nihayet otuzlu yaşlarda karşısına çıkan bir kızla tanışır. Kısa bir süre sonra da evlilik yolunda adımlar atarlar. Derken evlenirler!

Adam aileden aldığı ahlaki eğitimi, yeni oluşturduğu yaşamına taşıyarak, karısına iyi bir eş, çocuklarına iyi bir baba olur! Adam zamanının iş dışında kalan bölümünü tamamen evinde eşine ve çocuklarına harcar. Ne var ki, bir gün her şey tersine dönerek, o güzel yürekli insanın bütün yaşam enerjisi sonlandırır! Üstelik te buna sebep olacak kişi, her şeyini adadığı sevgili karısı olur!

Belki de eşi düşüncelerinde haklıdır. Çünkü yaşadığı olay hiç te hafife alınacak türden bir olay değildir!

Kadın yirmi yıl sonra bazı konularda kendisini rahatsız hisseder. Gün içerisinde yaşadığı halsizliğe bir de kocasına karşı isteksizlik baş gösterir.

Bir gün muayene için hastaneye giderek kadın doğum bölümüne kaydını yaptırarak muayene olur. Muayene sonrası doktor bazı tetkikler ister. Kan örnekleri alınarak bir hafta sonra kontrole gelmesi istenir.

Kadın bir hafta sonra kontrol için tetkik sonuçlarını alarak doktorun muayene odasına girer.

Doktor kontrol ettiği tetkikler sonucu kadına dönerek, HPV denilen bir virüsün bulaşmış olabileceğini, dolayısıyla rahim ağzı kanseri oluştuğunu, neyse ki erken tanı olduğundan dolayı da tedavisinin mümkün olabileceğini, bunun için kaygılanmaması gerektiğini söyler.

Kadın, bu virüsün neden ve hangi yollarla bulaşabildiğini sorduğunda, doktor; özellikle cinsel yolla bulaşabileceğini ifade eder.

Bu durum kadında eşiyle ilgili bir kuşkuya yol açar. O günden sonra kocasıyla birlikte olmayan kadın, kocasından uzaklaşarak, kocasını yalnızlığa iter.

Her şeyi hoşgörüyle karşılayan adam, bütün bu olanların belki de yaşamın gerekliliği düşüncesiyle kabullenir ve her adımda eşinin yanında yer almayı, ona destek olmayı sürdürür! Ne var ki kadın işi bir adım öteye taşıyarak eşinin kendisine ihanet ettiğini, kötü kadınlarla birlikte olduğunu ve o kötü kadınlardan kendisine bu illeti bulaştırdığını dile getirir ve kocasına öfkesini kusar.

Her vesilede olabilir, psikolojisi bozuktur, çocuklarımın anasıdır, ben bu günlerinde onun yanında olacağımın sözünü vererek evlendim der ve kadının her türlü haksız hakaretlerine katlanır!

Birkaç yıl sonra, kadın aradaki mesafeyi daha da açınca adama başka bir seçenek bırakmaz. Giderek hareket alanı kısıtlanan adam yaşamdan bir zevk alamamanın ötesinde, kendisini sevgili eşine anlatamamasının acısı içerisinde kıvranıp durur! Artık adam için, her güzelliğin son bulduğu gibi, bu güzelliğin de sonunun geldiğini düşünerek bir karar alır.

Adam, evlilik yıl dönümü olan iki ağustosta şehirden uzak olan “Dipsiz Mağara” diye bilinen mağarada av tüfeğini başına dayayarak domuz sıkısıyla hayatına son verir!

Adamın cesedi, aylar sonra, mağarada yaban hayvanları tarafından parçalanmış bir şekilde bulunur!

Defin sonrası yaşananların şokuna giren kadın, bir müddet sonra HPV virüsü konusunda detaylı bir araştırma yapmaya karar verir. Fakat hangi Doktora gitse, hangi doktora danışsa, söz birliği etmişcesine bu virüsün cinsel yollarla bulaşır cevabını almıştır!

Bu söylemler kadının vicdanını rahatlatmaz ve araştırmalarını internet ortamına taşır. İnternetteki yazılı metinlerde, Cinsel yolla bulaşabileceği gibi, özellikle ve genellikle, tuvalet, hamam, nemli ortam ve kirli olabilecek ya da yeni alınan ama yıkanmayan çamaşırlardan da bulaşabileceğini yazan bir takım yazıları okur!

Artık kadının kafası iyice karışmıştır. Böyle bir durum söz konusu ise, eşim de tuvalet, hamam, nemli ortam ya da kirli çamaşırlardan kapmış olabilirdi diye mırıldanır! Ama eşinin sağlıklı olduğu gerçeğini de göz ardı etmez. Çünkü HPV virüsü erkeklerde de görülebileceği, onlarda da yumurtalık kanseri oluşturduğunu öğrenir! Sonrasında ise bir kanıya vararak, madem eşimde bu virüs yok, madem eşim sağlıklı, öyleyse bu virüs tuvalet, hamam, nemli ortam ya da kirli iç çamaşırlarından bulaşmış olabilir diyerek! Eşinin mezarını tam altı yıl sonra ziyaret eder!

Fatiha bile okumadan ilk sözü; Affet beni seni anlayamadım olur! Ama iş işten geçmiştir!

Efkan ÖTGÜN





Etiketler: sayfam ,


25 Ekim 2018 Perşembe 23:02:50


üzücü ma ibret verici bir vakaa
kadın isteseydi eşiyle apaçık konuşabilirdi
böylesine hayati bir durumda hanği erkek yalan söyleyebilirki


    [ Cevap yaz ]    




AFFET BENİ SENİ ANLAYAMADIM başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
25.10.2018 21:05:37
Toplam 1 yorum yapıldı
654 çoğul gösterim
333 tekil gösterim


Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.