Büyük olma yolundaki ilk adım, dürüst olmaktır. (S. Johnson) [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

GALATA KULESİ

 GALATA KULESİ




Yıl 1980:
Soğuk bir kış günü. Kar yağmakla, yağmamak arası tereddütte. O zamanlar Yalova - İstanbul arası denizde çok dalga olduğu zaman gemiler çalışmazdı. Bir Deli Kaptan lakaplı yaşlı kaptan vardı yüzünü hiç kimsenin görmediği ama konuşmasından Karadenizli olduğunu tahmin ettiği Kaptan.

-Haydi be derdi ne dalgasıymış o. İskele alabanda gidiyoruz. Der, giderdi.

Dalgaları bilenlerin çoğu alt katta oturmazdı. Çünkü bilirlerdi indiklerinde sudan çıkmış balığa döneceklerini. Ne zaman Deli Kaptanın kullandığı gemiye binse, merdivenleri üçer beşer tırmanıp en üst kata çıkıp otururdu. Alışmıştı artık, denizin dalgaları ona lunaparkın oyuncakları gibi gelirdi. Sonra geminin bir sağa, bir sola yatmasına, kadınların çığlık seslerine, çocuklarını kucaklarına alıp kaçışmalarına için için gülerdi. Hepsi komik gelirdi de, komik olmayan geminin içine sabah sabah yediklerini kusmaları olurdu.

Eee o kadar kusur kadı kızında da olur yani.

Mesela bazı gemi maceraları aklından çıkmadı.

-Batacak mıyız sence evladım? Dedesi yaşındaki adamın korkudan titreyen sesini hiç unutamadı.
-Olabilir Bey Amca.
-Ama ben yeni nişanlanmıştım.
-Olsun Bey Amca öbür dünyaya devam edersin artık. Başka çare yok.
-Gideyim bakayım tahlisiyesi var mıdır bu geminin?

Derken gemi maceraları hiç bitmezdi.

* * *


Söz vermişti arkadaşlarına.
Galata Kulesinde kahvaltı sözü. Ağzından kaçırmıştı bir kere.



Saate baktı, İstanbul’a gidecek geminin kalkmasına tam 6 saat vardı. Lavaboya gitti, uykusunu dağıtmak için ellerini ve yüzünü yıkadı. "Tamam gayet iyiyim. Hiç uyumasam bile, yapmam lazım bunu." Diye düşündü.


Sessiz adımlarla annesinin o meşhur kanaviçe örtülü sandığın kapağını açtı. Mutlulukla gülümsedi. İstediğini bulmuştu bile. İçindeki krem rengi bukleli mantoluk kumaşı aldı. Nasılsa annesi onun için almamış mıydı ki? Gerçi iyi bir terziye diktirelim de güzel bir manto olsun diyordu ya, olsun. Acil durumdu şimdi, gecenin bu saatinde bir terzinin kapısını çalsa, hem deli sanırdı kendisini, hemde sabahın köründeki gemiye hiç bir terzi o saatte hatır için bile olsa dikiş dikmezdi.


Aldı makası eline, geçti makinenin başına. Yarış başlıyor, kendime ve onlara bir söz verdim sözümde durmalıyım. Dedi ve başladı.


Sabah ezanı okunmaya başladığında saate baktı.


"Eyvah hemen hazırlanmam lazım ama daha mantomun astarını takamadım, aman olsun kim bilecek mantomun içinde astar var mı, yok mu? Hem zaten o kadar güzel oldu ki, kimse inanmaz böyle bir mantonun astarsız olabileceğine." Dedi.

Çarçabuk hazırlandı. Çantasına kitaplarını ve eşyalarını koydu, giyindi. En son diktiği krem rengi mantoyu giydi. Uzun saçlarını tokayla geriye doğru toplayıp, başına yine krem rengi bir fötr şapka takıp koşarak 06.15 Yalova - İstanbul vapuruna doğru koştu.

Gemi Kabataş’a yanaştığı zaman yolcuların ayaklanma sesleri ile ancak uyanıp kendine gelebildi. Rıhtıma indiğinde daha ilk adımında martının biri hiç üşenmeden şaak diye mantosunun koluna hoş geldin der gibi pisletti.

-Aman Allahım. Yani bu kadar insanın içinden bula bula beni mi buldun şimdi? Diye bağırdı. Silmek isterken elinde eldiven olduğunu unuttu.

-Eldivenimde pislik oldu, ne yapacağım şimdi? Bu kadar hazırlandım boşuna mı?

Suratını asarak yürümeye başladı. Az ötede arkadaşları ilk defa görecekleri Galata Kulesinin heyecanı ile kendisini bekliyorlardı.


Galata Kulesinin Ceneviz Meyhanesi diye adlandırılan bölümün üst katında da güzel bir kahvaltı yaptılar. Herkes neşeyle İstanbul’un güzelliğine tepeden bakarken, o bütün gece gözüne uyku girmeden bitirmeye çalıştığı mantosunu pisleten martıya için için kızıp, çaktırmadan masa örtüsünün ucuyla lekeyi çıkartmaya çalışıyordu. O sırada gelip;

-Kahve alır mıydınız? Diyen garsona.

Hiç farkında olmadan " hatta kimseye sormadan hayır, hesabımızı getirin gidelim." Dedi.


Öyle ki; kader her dakikanın hesabını yapıyor gibiydi. Eğer orada kahve içilseydi film burada biterdi. Fakat bitmedi.

Tersine bu film tam da burada başladı.
İndiler Kuleden. Karşıdaki otobüs durağında taksi beklemeğe başladılar. İşte ne olduysa o zaman oldu.





Devamı var...




Davi 18. 09. 2018









Etiketler: sayfam ,

 « Önceki 10 eleştiri   1   2   Sonraki 10 eleştiri » 

2 Ekim 2018 Salı 00:49:30


Gün seçkisi yazınızı yüreğinizi tebrik ederim yazarımızı, çok sevgiler sunuyorum ve nicelerine diyorum efendim.


    [ Cevap yaz ]    

1 Ekim 2018 Pazartesi 01:03:19


Yazının başı buradaymis.. şimdi gördüm. 4. Bölüm çabucak gelmeli~


    [ Cevap yaz ]    

glenay  | nazik gülünay
21 Eylül 2018 Cuma 00:09:58


Devamı olan bir yazıymış.
Merakla okuyacağım.

Tebrikler,

sevgilerimle..


    [ Cevap yaz ]    

ANSIZIN  | Habib Dağ
20 Eylül 2018 Perşembe 15:41:59

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.

Sunucu ve Sql sunucu arasında olan zamansal farklılıktan ötürü günün yazısı seçkisi pasif görünmüştür. İlgili seçki yeniden aktif edilmiştir.

Örnek alınması gereken ve sitemizde örneklerine sıkça rastlamak istediğimiz paylaşımınız için teşekkür ederim.

Saygılarımla


    [ Cevap yaz ]    

tacettin yıldırım  | tacettin  yıldırım
19 Eylül 2018 Çarşamba 22:47:37


NE OLDU DAVİ MERAKTAYIZ SAYGILAR


    [ Cevap yaz ]    

19 Eylül 2018 Çarşamba 14:49:22


neyse ki uculmadi kuleden
yazının seyri
kaptanın sehir defteri
derken
martili manto ile atladık bi maceranın içine

hadi hayırlısı

devamı geldiğinde haber verin ama aa

lütfen




    [ Cevap yaz ]    

19 Eylül 2018 Çarşamba 13:38:15


Bu güzel yazınızı günde görünce şaşırmadım, hak ettiği yerde...

Dün beğeniyle okumuştum, bir kere daha okudum şimdi, devamını geciktirmeyin dileğimle bir kere daha kutluyorum...

Selam ve sevgimle


    [ Cevap yaz ]    

19 Eylül 2018 Çarşamba 09:51:03


Güzel, duru, akıcı bir öykünün başlangıcı. kutluyorum sizi. Öykünün devamını merak ve heyecanla bekliyorum.
Yüreğinize, kaleminize sağlık.

Saygılarımla.


    [ Cevap yaz ]    

19 Eylül 2018 Çarşamba 08:59:43



Galata Kulesi demişken siz 2016' nın son günü oradaydık arkadaşlarla. Onlar kule kapısından başlarını uzatmış hemen içeri dönmüşlerdi yükseklikten korkup. Ben kulenin etrafında tur atmak istediğimden çay tekliflerine hayır demiştim. İki çaya 20 lira vermişlerdi de cesaretin keseye de faydası var demek ki diye gülüşmüştük sonrasında.

Öykü çok güzel, hayatımızda değil dakikaların saniyelerin bile önemi büyük. Bakalım neler olacak merakla bekliyoruz sevgili Davidoff. Umarım fazla gecikmez ikinci bölüm.

Tebrikler, selamlar...



    [ Cevap yaz ]    

Gülüm Çamlısoy  | Gülüm Çamlısoy
19 Eylül 2018 Çarşamba 01:23:39


Okumak adına büyük keyif aldığım, çok değerli bir kalem.
Merak içinde bekliyor olacağım devamını.
Biz gün güzelliğini okuyup tadı da damağımızda kalmış iken kutlamamak hiç olur mu?

Sevgilerimle sevgili Davi.

Var olun siz.


    [ Cevap yaz ]    


 « Önceki 10 eleştiri   1   2   Sonraki 10 eleştiri » 




GALATA KULESİ başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.



Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 19.9.2018 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
18.9.2018 03:54:40
Toplam 18 yorum yapıldı
1424 çoğul gösterim
1104 tekil gösterim


Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.