Politika kansız savaş, savaş ise kanlı politikadır. Mao [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

BİR GÜN BİR GÜN BİR ÇOCUK (DENİZ'CE)

BİR GÜN BİR GÜN BİR ÇOCUK (DENİZ'CE)

Bir yazı yazdı olricx samimi ,sıcak… Ancak bende ki çağrışımı yazının beklentisinden çok farklı oldu. Önce gülümseyerek okudum çocukluğun masumiyetini. Sonra kendi çocukluğumu düşündüm.. Türlü yaramazlıklarımı , masum dünyamı, arkadaşlarımı ….

En çok neyin hayalini kurduğumu anımsayınca tebessüm yüzümde asılı kaldı. Yeniden anlatmayacağım yaşananları. Sonra mektubu okuyunca değerli dostlar; unutmadıklarımla bir kez daha selamlaştık.. Niye yazıyorum şimdi bunları bilmiyorum. Sanırım yazmak ruhum için iyi bir tedavi yöntemi. Yazdıklarımı her zaman paylaşmıyorum .. Bazen su kabına sığmıyor işte.

Yaşamak ve ölmek bizim seçimimizmiş gibi durur. Aslında insan olarak öyle çok dürtümüz var ki hayatta kalmak için bizim sandığımız bedenimiz asla bizim yönetimimizde değil. Yaşama tutunma arzusunu tetikleyen pek çok şey aynı zamanda yaşamdan vazgeçmek sebebi de olabiliyor.

Dibe vurduğumu hissettiğim zamanlarda aklıma üşüşen pek çok yaşamsal dürtüler arasında bir çocukluk anımda var.

Hemen aktarıyorum :
Yedi yaşlarında falandım. Evimizin küçük ,sevimli bir bahçesi vardı. Bir kaç ağaç ve çiçekler güzel bir ortam yaratmıştı. Ben bahçede oynarken bir serçenin ağaç dalları arasında sürekli kanat çırptığını fark ettim. Zaten öyle çok ses çıkarıyordu ki fark etmemek imkansızdı. Bir sorunu var gibi duruyordu. Bütün dikkatimi kuşa vermiştim. Babamın da beni izlediğini görmedim bile.

Kuş dakikalarca uğraşmasına rağmen tutunamayıp ağaçtan düştü. Yanına kadar gidip yanına diz çöktüm. Ona yardım etmek istiyordum ama dokunmaya korkuyordum. Gagasıyla bana zarar verecek diye tedirgin oldum. Kalkmaya çalıştı .. Yeniden…. Denedi…. En sonunda bir kanadında bir sorun olduğunu anladım. Öyle üzüldüm ki ağlamaya başladım. Ama yine de zavallı kuşa yaşam mücadelesinde sadece elimi gagalayacak diye yardımcı olmadım.

Ben kuşa öyle yoğunlaşmıştım ki sarı renkli acımasız kedinin sinsi sinsi yaklaştığını hiç görmedim. Kuşun telaşını görüyordum ama benden korktuğunu sanıyordum. En sonunda kedi kuşu bir iki hamlede ağzına alıp hızlıca yanımdan uzaklaştı. Ben artık çığlık çığlığa ağlıyordum.

Babam tüm olanları sadece izlemiş. Benim sakinleşmemi bekledi ve konuşmamız gerektiğini söyledi.
- Kızım az önce yaşadıkların senin için zordu .Ancak asla unutmayacaksın. Bu gün olanlardan öğrenmen gerekenler var.

Öncelikle eğer sen korkmayıp o kuşu eline alsaydın kediye yem olmazdı. Demek ki başka birine yardım edebilmemiz için cesur olmalıyız.
Şimdi çok üzülüyorsun . Demek ki kendimiz içinde güçlü olmalıyız. Elimizde olmadan birine yardım edemediysek bile kendimizi çabuk toparlamalıyız. Belki çok kısa bir süre sonra yeniden kendimize ya da bir başkasına iyilik yapmak zorunda kalabiliriz. Eğer yaşadığımız olumsuz şeylere çok fazla üzülürsek güçlü olamayız. Şimdi olduğu gibi gereken dersi alacağız . Gerekirse üzüleceğiz. Ancak kendimizi en kısa sürede daha iyi hissetmenin bir yolunu bulacağız.


Bu anı beynime kazınmış olanlardandır. Yine de bu nasihatleri uygulayacak gücü bulmam zaman alıyor kimi zaman. Hayat asla adil değil . Hele benim için çoğu kez değil. Aldığım yanlış kararların sonuçları için kendimden başkasını hiç suçlamadım. Bir insanın kendine verebileceği en ağır ceza bu bence.
Bak şimdi de aklıma Balzac geldi. Bilirsiniz ‘Tılsımlı Deri ‘ isimli eserini. Antikacının verdiği derinin her küçülmesiyle hissettiklerini okurken yazara defalarca kez hayran oluyorsun. Ölümü istemek mi yoksa ölümü beklemek mi daha ağır ?

Elimden alınmış bir canla ölmeyi çok kez düşündüm. Sonra benim de bir tılsımlı derim oldu . O büyürken benim yaşamım eksildikçe telaşlanıyorum şimdilerde. Eksilen bensem aynı zamanda kaybetme korkusunu da taşıyan neden benim ? Eğer bana ihtiyacı kalmadığı güne kadar yanında olamazsam diye korkuyorum. Neyse ki onu çok sevdiğimi söylemekle ömrümden eksilmiyorum. Bu bir nimet. Birine aşık olduğunuzu ve onu istediğinizi söylemek, ya da sadece sevdiğinizi söylemek (dostça, sevgili gibi , evlat gibi…. ) ömrünüzden eksiltmiyorken gidin ve bunu hemen yapın…

24 saat hiç tanımadığın biri için üzüntü duyup uyumayacak bir kalbe sahipsen bu yazımı sana ithaf ediyorum sevgili orlicx ……


Sevgilerimle…


Deniz…..





Etiketler:

 « Önceki 10 eleştiri   1   2   Sonraki 10 eleştiri » 

kamil karaağaç  | kamil karaağaç
24 Şubat 2017 Cuma 17:49:25


yazarıma selam olsun


    [ Cevap yaz ]    

Özlem Tarhan  | Özlem Tarhan
24 Şubat 2017 Cuma 00:30:23


Çok etkiledi beni bu yazı..çok kez deneyimledim; hayatta hiçbir şeyi ertelememek gerektigini ve insanı en çok yaralayanın söylenenler değil, söylenmeyenler olduğunu...

Babanız ne kadar değerli bir insanmış ve ne kadar da bilge; yaşıyordur umarım; Allah sağlıklı ve mutlu ömürler versin...

Teşekkürler bu güzel paylaşım için...

Özlem Tarhan tarafından 2/24/2017 12:22:07 AM zamanında düzenlenmiştir.


    [ Cevap yaz ]    

23 Şubat 2017 Perşembe 23:40:01


Tebrik ederim,güzel bir yazıydı.


    [ Cevap yaz ]    

glenay  | nazik gülünay
23 Şubat 2017 Perşembe 23:24:23


Yazın beni çok etkiledi.
Her şeyin zamanında anında korkusuzca yapılması gerektiğini bir kez daha anladım.
Ben birini seviyorsam ya da sevmiyorsam söylerim. Sonunda hayal kırıklığı olsa da.

Tebrikler,

sevgilerimle..


    [ Cevap yaz ]    

mavitükenmez  | Umut Yılmaz
23 Şubat 2017 Perşembe 22:47:11


Neyse ki onu çok sevdiğimi söylemekle ömrümden eksilmiyorum. Bu bir nimet. Birine aşık olduğunuzu ve onu istediğinizi söylemek, ya da sadece sevdiğinizi söylemek (dostça, sevgili gibi , evlat gibi…. ) ömrünüzden eksiltmiyorken gidin ve bunu hemen yapın…

Ömür cok kisa insan her ani degerlendirmeli...

Tebrikler
Kaleminiz daim olsun...


    [ Cevap yaz ]    

keoma  | Oktay ERTUĞRUL
23 Şubat 2017 Perşembe 22:15:57


https://www.youtube.com/watch?v=WCX0_2EXRk8


    [ Cevap yaz ]    

23 Şubat 2017 Perşembe 22:14:23


ithaf için teşekkür ederim (bunun kuru bir teşekkürden daha fazlası olduğunu bil)

ve yaşadıkların yüzünden üzgünüm.


    [ Cevap yaz ]    

23 Şubat 2017 Perşembe 19:21:08

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.



hayat...
kimi zaman ölesiye yorgun
kimi zaman öylesine vurgun
dal gibi kırıldığımız da çoktur
kaya gibi sert olduğumuz da

mahallede erkek çocuklarıyla oynadığım maçlar, cebimdeki misketleri artırma heyecanı, yaşamı tiye alır gibi bir ağaçtan ötekisine atlamak, daldan dala sıçramalar, hele dere kenarında çamurdan yaptığım evler, içinde gözüm hep yaşlı, kurduğum mutlu çocuk masalları.... şimdi aklıma gelenler bunlar. Sonrası mı....geçip giden bir ömür işte. eğrisi, doğrusu, yanlışları vs. ile. hayatım üzerine düşündüren yazılarda biraz dağılıyorum sanırım. Surlarımın ardına kendim dahi girmeyi sevmiyorum galiba:))


yazının en güzel mesajıydı. Sevdiğin insanlara "seni seviyorum" demek. Ah ne güzeldir.


seni seviyorum sevgili Deniz

güzel yüreğine bin selam ile.



    [ Cevap yaz ]    

23 Şubat 2017 Perşembe 18:14:05


öncelikle ithaf şiir veya yazılarını ayrı bi sevdiğimi söylim -tabi yazanına göre de değişir- çünkü bazıları iş olsun diye, üstten geçiştirerek yazıyor öyle olunca da hangi kategoriye girdiği belli olmuyor. ama bu yazı öyle değil, hikâyesini de biraz bildiğim için ayrı bi anlamı ve içeriği var şimdi.

evet ben olricx'in bahçesinde geçen çok koşturup, çok terlediğim için iki gündür de dinleniyorum bol bol ve bu da bazen iyi geliyor.

diyeceğim o ki güzel ve anlamlıydı çok...

sevgilerimle Deniz...


    [ Cevap yaz ]    

Ayşegül AKDAĞ BARUTÇU  | Ayşegül Aktağ
23 Şubat 2017 Perşembe 18:12:04


Muhteşemdi hem keyif aldım hem ders aldım. Çokça tebrikler sevgili yazarım


    [ Cevap yaz ]    


 « Önceki 10 eleştiri   1   2   Sonraki 10 eleştiri » 




BİR GÜN BİR GÜN BİR ÇOCUK (DENİZ'CE) başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
23.2.2017 17:31:04
Toplam 12 yorum yapıldı
759 çoğul gösterim
609 tekil gösterim