Şerefle bitirilmesi icap eden en ağır vazife hayattır. -- Toegueville [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

ŞAİR VE AYDIN DEYİNCE:

Şair deyince; aklıma hep duygu yüklü, aydın, toplumunun ve ulusunun sorunlarına karşı duyarlı, ön yargıları olmayan, hak ve hukuku gözeten, özgür düşünüp, özgür söyleşen insan tipi gelir gözlerimizin önüne.

Böylesi bireylerin gerçek inancı yansıtan doğru din kültürü ve anlayışları da tamdır. Devlet ve toplum düzenini laiklik prensibiyle en iyi ve olumluluk düzeyinde anlayıp özümserler. Bu nedenle de olumsuzluk ve uyumsuzluklardan doğal olarak çok etkilenirler, mümkün oldukça olumsuz davranışlardan kaçınırlar.

Bu nitelemelerle şairliğin ne denli insancıl, duyarlı ve düzeyli, işlevsel çok geniş bir yönünün olduğunu belirtmeğe çalışıyorum.

Türkiye‘nin toplumsal sorunları, İnsanlarının acıları ve sevinçleri, toplumsal gelişmelerimiz şairlerimizi ve tüm aydınlarımızı çok ilgilendirir. Yorulmadan, bıkmadan, çoğunlukla toplumsal sorunlarımızı dile getirip gündem konusu yapmağa çalışır bu değerli aydın kardeşlerimiz. Şiirlerine, yazılarına, seçip konu yaptıkları toplumsal sorunlarımızı başarıyla, yılmadan, bıkmadan, işlerler.

Yüz yıldır uğraştırır Türk milletini, Tarikat, aşiret cemaat ve onların yasa gibi uyguladıkları, cahiliye dönemi töre anlayışları. Bu anlayışla cahil bıraktıkları insanlarımıza, asırlardır acı çektirdiler. Bu uygar çağda bile toplumumuzu elan acılar ve ayıplar içinde yaşatıyor aşiret, cemaat ve tarikat üçgeni.

Türk Aydınının ve Cumhuriyet yöneticilerinin birincil görevi olmalıydı Türk insanını, Aşiret, cemaat, tarikat üçgeninin baskılarından kurtarmak. Ama olmamış, olamamış; 1950 lerden sonra, tutucu muhafazakar siyasi güç ve otoritelerce, örgütlenmelerine alabildiğine göz yumulmuş, parasal destek ve kaynaklar da sağlanarak, sömürgen kapitalizm ile bütünleşmiş ve güçlenmişler. Aşiret ağaları, tarikat reisleri, cemaat başkanları bulundukları hükümran konumlarını sürdürebilmek için etkili siyaset kurumlarına el atmış, bunların etkin liderleriyle sıkı ilişkiler kurarak, ağalık ve reislik saltanatını töresel bir korku biçiminde zavallı insanlarımızın beyinlerine adeta nakşetmişler.

Bir zulüm makinesi işleviyle hemen eğitim kurumlarına yönelmiş, başta köy Enstitüleri olmak üzere, çağdaş eğitim kurumlarını tasfiye etmişler. Türk edebi kültürünün yeşerip boy attığı “Halkevleri” kapatılmış, dil- tarih kurumu gibi CUMHURİYETİN güzide çağdaş kurumlarının çalışmalarına müdahale edilerek, başlatılmış kültür reformları, “solculuk – komünistlik” iftiralarıyla yozlaştırılarak işlevsiz hale getirmişler.

Bu sultadan, baskı ve olumsuzluklardan kurtulmanın tek yolu, halkın eğitilip aydınlanmasını sağlamaktı. Bu yapılamadı. Oysa ne pahasına olursa olsun, halkın eğitilip, aydınlanması sağlanmalıydı. Bu gün de ağırlaşarak süregelen olumsuzlukların tek sebebi, tek nedenidir bu ihmalimiz. Aydınlarımız, cumhuriyet ve devrim savunucularımız, aydınlık ve özgür Türkiye savunucuları yapacaktı bunu.
İşte ben böyle isterim Şairimi!.... hem çalsın - hem söylesin ama böyle gerçek yaşanmışlıkları söylesin ki, toplum için zulüm olan, ezilmişlik yansıtan hiç bir şey unutulmasın!....Aydın olsun, şair olsun, amma ille de gerçeği söylesin, toplumunu sevsin, toprağını kıskanıp kutsasın, vatanını ve vatansever tüm insanlarını ölümüne sevsin. O insan benim aydınımdır, kadın olsun - erkek olsun başımın tacıdır.

Birbirlerini seven insana hasret bu toplum; sevgiye, mutluluğa, özgürlüğe hasret bu toplumum; giderek güzelliklerden, "değer" olan her şeyden hızla uzaklaştırılıyor bu can toplumum. Bunu kasten yapanlar var: evet bu toplum bozulsun, kendi kabuğuna çekilsin, solgun bir mantar gibi kabuğunda büzülsün, koyu karanlıklarda çürüyüp fosilleşmeye terk edilsin diye ısrarla, zevk duyarak, sevinerek bekleyenler var.

Korkunç fırsatçılar bunlar!.... Bu toplumu ve Türk milletini çağdaşlığa, uygarlığa kavuşmasın diye, medeni aleme karışmasın diye, eğitmeyenler, eğitimi bozan ve engelleyenler var!... bu milletin çok öncelerden elde ettiği eğitim olanağını ellerinden almak, öz malları olan eğitim kurumlarını yozlaştırıp, hiç bir işe yaramaz hale getirenler var!...
Cahil toplum bireyleri anlayamaz bu kirli yozlaştırma ve dönüştürme hainliklerini. Toplumun ve Ülkenin aydınları görüp karşısına çıkacak, bu kirli ve rezzil oyunların, entrikaların, insan için bir zulüm, kötülüklerin şiddet eylemlerinin en acısı olduğunu ortaya dökecekler. Ülkenin aydınları, şairleri, yazar çizerleri, tüm kültür ve bilim insanları, sürekli akan sulardan bile uyanık olacaklar.

Oyunlar, düğünler, fırtınalar biçiminde Türk toplumunun üzerinde oynanmak, onun yaşamı ve Üniter varlığı üzerine bir zulüm makinası gibi kurulmak isteniyor. İşte bu gerçeği, hızla gelen bu fırtınaları görmeli ve yapılanları, yapılmak istenenleri asla unutmamalı bu ülkenin insanı bilhassa da aydınları.


KEMAL POLAT 22.02.2015






Etiketler: sayfam ,


14 Nisan 2015 Salı 01:06:38


Kene gibi yapışıp, kemirip, kuruttukları tüm Kurumlar Nadide CUMHURİYETİMİZİN narin ve nadide kuruluşlarıydı. Hiç birisinde, bu gün satıp-savan yokedenlerin, yandaşlarına peşkeş çekenlerin bir dahli verilmiş bir emekleri yoktu. Zaten amaçları "CUMHURİYET de, kurumları da olmasın" noktasındaydı. TÜRKİYE CUMHURİYETİ hükmi şahsiyeti ve varlığı anılmasın, tanınmasın, uniter bir yapı ve devlet olarak kabul edilmesin, itibar görmesin, gibi hastalıklı bir sevdaları vardı; bu ULUSUN, TÜRKİYE CUMHURİYETİ nin mallarını, mal ve mülkünü talan ederken.

Ne kadar acıdır ki tüm kazanımları, "varsa" başarıları bu gün dayandıklarını söyledikleri CUMHURİYET nimetleri ve yasaları sayesinde oluşmuştu. Yani varoluşlarını CUMHURİYETİN meclisine, ANAYASASINA borçluydular. Bu gerçeğe rağmen ona ihanet etmekten, onu ve kurumlarını aşagılayarak yok etmekten geri durmuyorlardı. Bu nasıl bir kindir?... doksan yıldır bilinenerek bu günkü dehşet saçan, önüne geleni yakıp yıkan bir anlayışın ve davranışın sahibi olmuş.

Gel de bu anlayışın, bu yıkıcı niyetlerin dindarlığına, halis bir inanç ve gerçek mümin anlayışına, davranışına ianan. Hikmet sahibi tüm gerçekleri görüp izliyordur. Ebette gereğini yapacak, had bimezlere bir gün gelecek hadlerini bildirecektir.

Çok teşekkür ediyorum değerli Mümin kardeşim ve dost şairim sayın Atmaca. Çokça saygımla selamladım sizi. Kemal Polat


    [ Cevap yaz ]    

AZAP  | Kadri ATMACA
8 Nisan 2015 Çarşamba 08:09:31


her kurum ve kuruluşa kene gibi girmiş kemiriyorlar dost bizler aydınlatır sak belki bir şeyler olur harika bir yazı ve muhteşem bir duyarlılık örneğiydi kutlar sevgiler sunarım...


    [ Cevap yaz ]    

14 Mart 2015 Cumartesi 19:42:57

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.

Şair, yazar olmak, aydınlıklar, ışıklar saçmayı gerektirir.Toplumun bilinçlenmesi, farkındalık kazanması için bu son derece önemlidir.Tamamen bir zincirin halkası aslında.Takip eden nesiler, bir önceki neslin izlerini taşıyor.Bu izler o denli kazınıyor ki, silinmesi zorlaşıyor.Yanlış yönde eğitilen, izler bırakılan nesil, bir sonraki nesle kendinin hatalarını aktarıyor.Bu böyle sürüp gidiyor.Her geçen gün olumlu ilerlemeler kaydedilmesi gerekirken, bilinçsizce davranmak, farkındasızlıklarla , meçhuliyete yürümek neden..?Bu gerçekten çok üzücü.Bizden sonra gelen kuşak, bizden çok daha bilinçli, çok daha idealist olmalıydı.Çünkü imkanlar buna çok daha müsait.Biz imkansızlıklar içerisindeyken dahi, bugünden çok daha ileri noktadaydık, yeterli olmamakla beraber..Bu yeterliliği bizim nesillerimiz gerçekleştirmeliydi.Şair ve yazarlarımızın bu noktaları iyi bilmeleri ve hayata geçirmeleri gerekir.Fakat o kadar geniş bir konu ki.Yeni nesil, kitap okumuyor artık.Bu konu da daha farklı bir yelpazenin kolu.İnternetten okuduklarını da söyleyemiyoruz, sadece vakit geçirmek, daha doğrusu hoşça vakit geçirmek için kullanıyorlar interneti veya zorunlu durumlarda.Mekanikleşiyoruz ne yazık kii..
Tebrik ederim Kemal Bey.Okundukça yararlı , derin mesajlar veren, yine ışıl ışıl bir yazınızdı.Sağlık, afiyetler diliyorum, var olun.Saygılarımla..


    [ Cevap yaz ]    




ŞAİR VE AYDIN DEYİNCE: başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
22.2.2015 03:21:21
Toplam 3 yorum yapıldı
655 çoğul gösterim
632 tekil gösterim


Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.