10
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
1836
Okunma
Tedavisi olmayan bir hastalık sanki bu şiir,
Ne öldürüyor, ne sıhhate kavuşturuyor.
Yazmayacağım artık seni, desem de kendim
bile inanmadım....
Kolay olmayacağını biliyordum,
Utanmak, sıkılmak da
Yadırganmak da vardı işin ucunda;
Her şeyi göze almıştım.
Memlekete birlikte gidecektik,
Derede balık avlayacaktık belki.
Bir çam ağacının gölgesine oturup
Gülüşecektik eski yaşanmışlıklarınıza;
Toprak yolda yürürken
Üstümüz başımız toza belenecekti.
Siz, bebekken gördüğünüz kız çocuğundan
Söz edecektiniz, ben dikkatle dinleyecektim.
Hani o değirmen vardı ya;
Onu da ziyaret edecektik,
Böğürtlen dikenlerinden yol bulabilirsek.
İncir ve dut toplayacaktık birlikte,
Yer fıstığı çalacaktık hocanın bahçesinden.
Toprak çatılı ilk evin mertek aralarına
Saklanan sincapları kovalayacaktık;
Nefes nefese arkalarından koşabilirsek...
Üzüm bağlarını gezecek, kekik ve adaçayı toplayacaktık.
Bunların hepsi şakaydı,
Memleketi gezecektik bir uçtan bir uca.
Siz de özlemiştiniz en az benim kadar, biliyorum.
Belki her birimiz diğerinden habersiz yine gezeceğiz,
Ama aynı tadı verir mi, bilemeyiz.
Siz bana yüzmeyi öğretecektiniz bu yaştan sonra,
Ben size yöresel yemeklerimizi; ne kadar gülünç değil mi?
Türküler dinleyecek, şiirler okuyacaktık,
Belki de yazacaktık;
Ara sıra kafayı memleket meselelerine takacaktık.
Şairsek hep aşk şiiri yazacak değiliz ya;
Kimi zaman hüzün, kimi zaman öfke, kiminde isyan...
Kiminde dalga geçeceğiz kendimizle ve hayatla.
Anasını satacağız bazen derdin tasanın.
Bir bardak çay olacak yoldaşımız,
Bardakları dolduracak akıttığımız gözyaşımız.
Hal böyle olunca gel de efkâr basmasın,
Gel de arama közde demlenmiş bir bardak çayı.
Kafayı toparlamak için ne içtiğin değil de,
Kiminle içtiğinse mesele (tiryakisi olmasam da);
İtiraf edeyim efendice; içtiklerimin
En kötüsü ve en keyifsiziydi o kahve.
Ama en çok neye üzüldüm biliyor musunuz?
Şiirlerin, yüzleri bile kızarmadan yine yalan söylemesine...
Hatice AK/25.03.2013
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.