11
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
1457
Okunma
bugün uzun uzun seni anlattım bana...
bakamadığım gözlerini...
biliyordum, bir kerecik göz göze gelsek
gözlerimdeki boşluğu göreceğini;
başım öne eğik duruşum işte bu yüzdendi.
bugün uzun uzun seni anlattım bana...
gözlerimi sürekli başka yöne çevirirken,
sen de inanmadın biliyorum
"güneşten rahatsız olduğum" yalanına.
ama söyleyemedim işte,
benden yâr olmayacağını sana...
kıyamadım o çocuksu masumluğunu
bölüp parçalamaya.
bugün uzun uzun seni anlattım bana;
sürü kuşların içindeki yalnız serçe halini...
yani nasıl desem? konacak dal arayışını,
ürkek bakışlarını, göz göz olmuş yüreğini
ve "her şeye geç kaldım" serzenişlerini.
bugün uzun uzun seni anlattım bana...
çaresizce çırpınan yürek sesini.
ne fırtınalar kopuyordu kim bilir içinde;
karanlık bir tünelde yol bulmaya çalışan ışık gibi...
dupduru halini,
dokunuverseler ıslanacak olan kirpiklerini.
ve bütün bunlar bir çığlık, bir çığ gibi koptu yüreğimden;
sana hiçbir şey için söz veremeyeceğimi anladığım an.
olamayacağımı yazında, ayazında, baharında, güzünde...
inan bu benim seçimim değil, inan nazım da değil;
keşke sen karacaoğlan, ben elif kız olabilseydik.
yüce dağların doruklarındaki yaylamıza varabilseydik;
erim erim eriyip, tükenmeseydi ciğerlerimiz.
bir bilsen nasıl bir azaptır bu;
darmadağın eder düşlerimi çaresizlikler.
öyle bir ateş ki yakar durur, yakar durur da...
bağlanır elim ayağım kör düğümlerle,
düğüm düğüm olur her bir zerrem, nefes alamam.
bugün uzun uzun seni anlatırken bana
dilimin ucuna gelen sözcüğü söyleyemedim...
"ne olur unut ve sevme beni" demek istedim,
diyemedim.
bilmiyorsun ki yüreğimin nasıl katılaştığını...
“ne olur unut...
unut ve sevme beni…”
31 Ekim 2012-Hatice AK
çoğumuz hayata ya önce gelmişizdir..ya da geç kalmışızdır..
arzularımız hayallerimiz hep yanlış zamana sevdalanmıştır..
saatimizin zembereği,akrebi yelkovanı hep yanlış yerdedir..
takvim yapraklarımız zamanın ya ötesindedir..ya gerisinde...
kim kopardı bilemeyiz..ya da niye koparılmadı..
aşk rüzgarlarının bağrımıza değişi ya akşama kalmıştır...
ya da daha uyanmadan vurmuştur gönül penceremize..
ondan bekleriz belki...takvim yapraklarının aynı güne denk getirmesini..
yakamozda ay ışığında beslediğimiz umutlarımızı..
bakarız ki güneş vurup telef eder...
ya da güneşe sakladığımız gönül penceremize zamansız yapmurlar vurup çürütür...
bugün uzun uzun seni anlattım bana dediysem...
sadece bugün değildi..
hergün desem dile düşerim diye korktuğumdandır..!
sahi;
kim kopardı bu takvim yapraklarımızı..zamanı gelmeden...
ya da geç mi kaldı gözlerimiz...gönlümüz...
nisanda beklenen yağmur güz ayına kaldıysa suç bulutun değilmiydi..?!
bugün uzun uzun seni düşündüysem...saatlerimizi ayarlaman içindi..
gerçi ayarlasanda sahte olacak birimizinki ya..!!!
boşver..birimiz mutlu olacak nihayetinde...bu da yetmezmi..?
taşlaşan yürekmidir...zamanı gösteren takvimlermidir..!?
Sayın KILIÇKAYA;
-----------------------
Şiirime dil olduğunuz, söyleyemediklerimi bir çırpıda söylediğiniz ve yorumunuzu etkin yapmamı yasakladığınız için ben de buraya aldım, sonsuz teşekkür ve saygılarımla.
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.