Büyük şiir düşüncelerimizi doyurmaz, allak bullak eder. montaıgne
Yeva
Yeva

Zena

Yorum

Zena

1

Yorum

5

Beğeni

0,0

Puan

63

Okunma

Zena

Zena

kuşlar bak orda zena
huşu içinde kanat yoruyorlar
bilki
sancılı nöbetlerini
yuvalarına doğruyorlar
anaç bakışları sönük nedense
biri ötekini istemsizce
hüzülendiriyor

kelebekler bak orda zena
vadisinde ateşin
yanarak kanatlarıyla
aşkla uçuyorlar
gövdeleri henüz kozalak kokuyor
çehreleri henüz bebek
aşk neymiş zena
hayatın ilk nefesle o na koşmakmı

bak orda zena
gözlerinde derin uçurumuyla
yaşlı bir adam
yaş ömrün yıllanması mı zena
yoksa daha hayatın
ilk yazında kederle yaşlanmak mı
bak uçurum uçurum gözlerine
bir sinema sahnesi
dram kaynıyor

bak orda zena
eylül giyinmiş sokaklar
afişler baştan başa sapsarı
üşüyor ağaç gövdeleri
yapraklar çaresiz
ya solmuş güller
kaç aşka tutkulu nefes
değmişti kokularına oysa

bak orda zena
kaygılı bir anne yol gözlüyor göğü gıri tutmuş bir köy evinde
oğul tez gel demişti yola vururken
tekinsiz hayatın hafif kapıları
ay oldu
yıl oldu
gözleri yaşla doldu
dili haber oldu
mektup oldu
eskidi telgrafın telleri
baharlar kış oldu

bak orda zena
taş duvar dibinde bir sevda
iki eliyle kalbini sıkıyor
tıpkı benim gibi
sonsuzca

Paylaş:
5 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Zena Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Zena şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Zena şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Yılmaz Tizgöl
Yılmaz Tizgöl , @yilmaztizgol
18.9.2026 07:50:41
YEVA, ardı ardına açılan hüzünlü hayat manzaraları, şiirde uzun ve sancılı bir yolculuğa çıkmışım duygusu bıraktı. “Bak orda zena” seslenişinin tekrarı; kuşları, kelebekleri, yaşlı adamı, eylül sokaklarını, bekleyen anneyi ve sevdalıyı aynı bakışın altında birleştiriyor. Yuvalarına dönen kuşların “sancılı nöbetleri” ile ateş vadisinde yanan kelebekler, yaşamın daha başlangıcında taşınan yorgunluğu ve aşkın yakıcılığını güçlü imgelerle duyuruyor. “Yaş ömrün yıllanması mı zena / yoksa daha hayatın / ilk yazında kederle yaşlanmak mı” sorusu, yaşlılığı takvimden çıkarıp insanın içine yerleştiren şiirin en derin sorgulamalarından biri olmuş. “Eylül giyinmiş sokaklar” ve baştan başa sararan afişler, mevsimi yalnızca doğaya değil, bütün şehrin üzerine giydiriyor. Oğlunun yolunu gözleyen annenin bekleyişinde ayın yıla, baharın kışa dönüşmesi, zamanın hasret içindeki ağır yürüyüşünü çok dokunaklı biçimde anlatıyor. “Eskidi telgrafın telleri” dizesi, gelmeyen haberin süresini tek başına taşıyan, şiirin gönlüne bırakılmış acı bir mühür gibi duruyor. Finalde taş duvar dibindeki sevdalının iki eliyle kalbini sıkması ve anlatıcının kendisini onunla bir tutması, önceki bütün görüntüleri kişisel bir sızıda topluyor. Kutluyorum, kalbi selamlarımla.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL