1
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
63
Okunma

kuşlar bak orda zena
huşu içinde kanat yoruyorlar
bilki
sancılı nöbetlerini
yuvalarına doğruyorlar
anaç bakışları sönük nedense
biri ötekini istemsizce
hüzülendiriyor
kelebekler bak orda zena
vadisinde ateşin
yanarak kanatlarıyla
aşkla uçuyorlar
gövdeleri henüz kozalak kokuyor
çehreleri henüz bebek
aşk neymiş zena
hayatın ilk nefesle o na koşmakmı
bak orda zena
gözlerinde derin uçurumuyla
yaşlı bir adam
yaş ömrün yıllanması mı zena
yoksa daha hayatın
ilk yazında kederle yaşlanmak mı
bak uçurum uçurum gözlerine
bir sinema sahnesi
dram kaynıyor
bak orda zena
eylül giyinmiş sokaklar
afişler baştan başa sapsarı
üşüyor ağaç gövdeleri
yapraklar çaresiz
ya solmuş güller
kaç aşka tutkulu nefes
değmişti kokularına oysa
bak orda zena
kaygılı bir anne yol gözlüyor göğü gıri tutmuş bir köy evinde
oğul tez gel demişti yola vururken
tekinsiz hayatın hafif kapıları
ay oldu
yıl oldu
gözleri yaşla doldu
dili haber oldu
mektup oldu
eskidi telgrafın telleri
baharlar kış oldu
bak orda zena
taş duvar dibinde bir sevdalı
iki eliyle kalbini sıkıyor
tıpkı benim gibi
sonsuzca
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.