0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
92
Okunma
"Ben bir yüreğe yâr diye düştüm, lakin ateş sadece benim sinemi yaktı. Sevdam tek taraflı bir sızıydı; o bana dostça bakarken, benim içimde kızılca kıyametler kopuyordu. Bizi birbirimizden ayıran şey mesafeler ya da öfke değil, yine bir ’sevgi’ oldu... İnsana duyulan o yakıcı ve çaresiz sevgi, yerini zamanla Yaradan’a duyulan o büyük teslimiyete bıraktı.
Anladım ki bu derdi tartmaya dünyanın mizani yetmeyecek. Sitem etmek yerine sükût libasını giyip boynumu büktüm. Kendi içimde yanan o çınarın küllerinden tevekkül doğdu. Gözümden akan yaşı kimselere göstermeden, kendimi Allah’a dua ederken, sızımı sadece O’na açarken buldum. Bu şiir; bu dünyada karşılık bulamayan bir sevdanın, isyan etmeden, vuslatını mahşer sabahına bırakışının sessiz feryadıdır."
Kızıl saçlarında koptu kıyamet,
Giden gün geriye dönmüyor Şehnaz.
O gamze çukurun gönlüme gurbet,
Soluğum bağrımı kesiyor Şehnaz.
Kahverengi gözlüm, ceylan pınarım,
Kurudu dallarım, yandı çınarım.
Sensizlik oduyla her gün yanarım,
Sensiz bu ömür de geçmiyor Şehnaz.
Ben yâr diye yandım, sen dostça baktın,
Sineme ateşi ne kolay yaktın,
Bu meçhul âşığı odlara attın,
Dost sözün menzile varmıyor Şehnaz.
Sükût eder, Hakk’a boyun bükerim,
Çile tezgâhında sabır çekerim,
Gözlerimden bir katre yaş dökerim,
Halimi kimseler bilmiyor Şehnaz.
Derdimi tartmaya mizan yetmiyor,
Sensiz yaşamaya ömür denmiyor,
Bu yürek senden gayrını sevmiyor,
Bu sevda serimden gitmiyor Şehnaz.
Mahşer sabahına kaldı muradım,
İki cihan boyu sensin feryadım,
Silinip gitse de dünyadan adım,
Gönlüm başkasını görmüyor Şehnaz.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.