0
Yorum
8
Beğeni
0,0
Puan
66
Okunma

Beş yaşında indik köyden şehire;
Ne köylüm olabildim ne de şenirli.
Oyuncaklarımın çoğu kaldı ağlamadım da;
Çocukluğum köyde kaldı ona ağladım...
Teselli edemediler,
Ne yaptılarsa, nafile!!!
Taa ki şehire alışana dek...
Şirin bir evimiz vardı dereye bakan...
Baharları müjdeliyem çiçekli ağaçları,
Renkli renkli gülleri...
Üzerlerinde tempo tutan cıvıl cıvıl kuşları...
Kazık oynardık
Ucu sivrılmlş kalın duyneklerle...
Öldü denilen oyunumuz vartdı
Fındık fışkınlarından hazırlanan...
Evimizin karşısında vardı köy çeşmesi...
Toplanırlardı eli bakraçı testili teyzeler...
Biz de yalağın gider suyunda ...
Dereler yapardık göletler yapardık,
Torlak yarı çıplak ...Kınayan da olmazdı.
Ara sıra çekişseler de...
Çocukluğum kaldı köyde..
Can arkadaşlarım...
Dert ortaklarım...
Gerçi olmazdı bir derdimiz;
Hava temiz...Teızeler temiz,
Amcalar abiler temiz..
Havası suyu temiz.
Oksijeni bol,
Çam,karaağaç ve pamukçuk
Bodurları dolu idi
köyümün etrafındaki tepeciklerin...
Ellerimizde birer kekiç (çekiç)
Yerlere çakardık,
Köy kahvesinin önünden
Yağmur dinip,sel geçtiğinde;;;
topladığımız kalın kalın
Dövme çivileri...
Hele hele, ramazan akşamları
Beklerdik caminin yanında;
Başlayınca ezan okunmıya
Hızla koşardık evlerimize
Çoluk çocuk bir tempo tutturur
Bağirırdık avaz avaz;
Ezan okunuyooo oruç bozuluyooo!...
Tarhana çorbası misler gibi kokardı
Geçtiğimiz her evin önü...
Nedenmi özlüyorum eski köyümü???
Eski çocukluğumu,
Geleneklerimin eski varlığını???
Hayır.Gerici desinker,veya yobaz desinler;
Ne derseler desinler;
Daha güzeldi ESKİ GÜNLER,
ESKİ GELENEKLER-ESKİ YILLAR!...
..........Mustafa AKIN...
,
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.