Okuduğunuz
şiir
12.9.2026 tarihinde günün şiiri olarak seçilmiştir.
Eylül ayında 🧣
Nedensiz yorgunluğum istemsiz uykularım Nebze faydası olmaz ne kahve ne çayında Kendinle çelişiyor karmaşık duygularım İçime hüzün dolar her yıl eylül ayında
Aydınlık dünyamıza sanki karanlık çöktü Yağmurlarla beraber seven gözyaşı döktü Nerede o rengarenk güller boynunu büktü Açan çiçekler solar her yıl eylül ayında
Şimdi karşımda olsan kollarımı dolarım Rüyalardan uyanıp saçlarımı yolarım Yine hayaller kurup uzaklara dalarım Dertli şarkılar çalar her yıl eylül ayında
Onca gamsız insanlar dertlerini boşuyor Bir şey olmamış gibi hayatını yaşıyor Sanki bana sarılmış vücudumu okşuyor Rüzgâr saçımı yalar her yıl eylül ayında
Tarih: 04.09.2026 _______________________
Not: Şiirimi güne seçen seçki kuruluna ve güzel yorumlarıyla onur veren değerli kalemlere teşekkür ederim.
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yüreğinize emeğinize ellerinize sağlık efendim Sözlerinizi büyük bir beğeniyle haz alarak okudum Kaleminiz kavi ilhamınız sonsuza akan deryalar misali Hep çağlaya dursun daim olsun En kalbi duygularımla esenlikler dilkerim.
Bu güzel şiirin, " günün şiiri " seçilmesini kutlarım. Sonbahar'ın duygularını hissettiren çok güzel ve etkili bir şiir. Sonbaharın başındayız ama,böylesi güzel ve etkili şiirler biz insanları da ruhen Sonbahar etkisine sokuyor. Değerli şairim kutlarım emeğinizi. Saygııyla esenlik dilerim.
hocam mevsimlerin farkında olmayanlar için eylül ekim fark etmiyor ömür geldi geçiyor biz ise zaman gibiyiz muhteşem bir şiir şarkılardan daha güzel kutluyorum saygılar sunuyorum
Şair, eylülün gelişiyle insanանիշın içine çöken açıklanamaz yorgunluğu ve hüznü hissettim bu şiirde. Aydınlık dünyamıza sanki karanlık çöktü dizesi, mevsimin değişmesiyle ruhun kararmasını sade ve etkili biçimde anlatıyor. Dertli şarkılarla uzaklara dalan hayallerin ardından rüzgârın saçları okşaması, özlemi yaşayan bir varlık gibi hissettirmiş. kutluyorum Sadık kardeşim , kalbi selamlarımla.
Ağır olan yükü tek başına taşımak zordur İnsan ancak sağlam bir dayanak ile Tek başına kuvvet bulur ayakta durur Kalem doğruyu yazarsa mana ulaşır kalbe
Güne düşen bu anlamlı ve anlatımı güzel şiirinizi ve sizi yürekten kutluyorum. Kaleminiz daim ilhamınız bol olsun üstadım Saygı sevgi selâm ve dua ile esen kalınız
Şair: Sadık Yılmaz Şiir: Eylül Ayında Değerlendirildiği Salon: Yazdan Kalan Sandalyelerin Toplandığı, Güllerin Boynunu Büktüğü, Kahvenin Bile Hüznü Ayıltamadığı Eylül Nezarethanesi
Sadık Yılmazın Eylül Ayında şiiri RUSAMERe ulaşınca Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri daha kapıda kahve kazanını kurdurdu. Sebebi ilk iki dizede belliydi: nedensiz yorgunluk, istemsiz uyku; üstelik kahvenin de çayın da faydası yok. Kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Uykucu Ulvi, bunun şiirsel bir rahatsızlık olduğunu ileri sürüp eylül bitene kadar istirahat raporu istemişti. Dosya incelenince anlaşıldı ki mesele uyku değil; şairin takviminde eylül yalnız bir ay değil, her yıl aynı kapıyı çalan bir hüzün mevsimi.
Ozan Azabi Hacı Musa Tuncer Köşesi
İlk kıta bu köşeye geldiğinde Kahveci Kadir, şiirde kendi mesleğinin açıkça itibarsızlaştırıldığını düşünüp itiraz dilekçesi hazırladı. Fakat Nebze faydası olmaz ne kahve ne çayında dizesinin derdi içeceklerle değil, iç sıkıntısının dışarıdan giderilememesiyle. Kendinle çelişiyor karmaşık duygularım dizesinde ise kişi uyumu aksıyor. Duygularım öznesiyle kendinle değil, kendisiyle/kendi içinde ilişkisi bekleniyor. Burada şiirin duygusu doğru, gramer ayağı biraz tökezliyor. Kıtanın en önemli tarafı ise her bölümün sonunda dönecek olan her yıl eylül ayında nakaratının kurulması.
Sibel Orçan Köşesi
İkinci kıtada Bahçıvan Bedri, gülleri muayeneye aldı; hepsinin boynu bükük, çiçeklerin tamamı eylül tutanağına geçirilmiş. Aydınlık dünyamıza sanki karanlık çöktü ile başlayan karşıtlık anlaşılır ve şiirin ruhuna uygun. Fakat Nerede o rengarenk güller boynunu büktü dizesinde sentaks bulanıklaşıyor. Nerede o rengârenk güller? başka bir yapı; rengârenk güller boynunu büktü başka. İkisi tek dizede birleşince anlam sendeleyebiliyor. Ayrıca karanlık, yağmur, gözyaşı, boynu bükülen gül, solan çiçek eylül şiirlerinde oldukça tanıdık imgeler. Şairin burada kendisine daha özgü bir ayrıntı bulması şiiri belirginleştirirdi.
Dadaloğlu Köşesi
Üçüncü kıtaya varıldığında Rüyacı Rüstem uyuyup uyanmak arasında öyle çok gidip geldi ki nöbet çizelgesine hangi âlemde bulunduğu yazılamadı. Burada şiirin asıl kişisel hikâyesi beliriyor: Şimdi karşımda olsan kollarımı dolarım. Artık genel eylül hüznünden bir özleme geçiyoruz. Rüya, saç yolmak, hayal kurmak, uzaklara dalmak, dertli şarkılar birbirini destekliyor fakat yine tanıdık bir ayrılık sözlüğünün içinde kalıyor. Buna rağmen bu kıta ikinci kıtadan daha canlı; çünkü ortada artık yalnız mevsim değil, yokluğu hissedilen biri var.
Ahmet Kahveci Köşesi
Son kıtada Rüzgârcı Remzi, eylül rüzgârının görev tanımını okuyunca şaşırdı; meğer yalnız yaprak dökmüyor, saç da yalıyormuş. Rüzgâr saçımı yalar her yıl eylül ayında şiirin en dikkat çekici dizelerinden biri. Rüzgârın kişileştirilmesi burada fiziksel bir temas duygusu yaratıyor. Öncesindeki Sanki bana sarılmış vücudumu okşuyor ile birleşince rüzgâr, uzaktaki kişinin yerine geçen bir varlığa dönüşüyor. Ancak Onca gamsız insanlar dertlerini boşuyor / Bir şey olmamış gibi hayatını yaşıyor bölümü bu güçlü imgeye hazırlık bakımından biraz dağınık. Gamsız insanların dertlerini boşaması da kendi içinde hafif bir anlam çelişkisi doğuruyor.
KALBURABASTÎ EFENDİNİN DEĞERLENDİRMESİ
Sadık Yılmazın Eylül Ayında şiiri dört kıta boyunca aynı nakaratla ilerleyen, halk şiirinin söyleyişine yaklaşan lirik bir özlem şiiri. Eylül burada gerçek mevsim olmaktan çıkarılıp hatırlamanın takvimdeki adı hâline getirilmiş. Her yıl aynı ay geldiğinde yorgunluk, uyku, yağmur, rüya, şarkı ve rüzgârla beraber aynı kişi de zihinde yeniden beliriyor.
Şiirin en başarılı tarafı son kıtadaki rüzgârın sevgilinin dokunuşuna dönüşmesi. Sanki bana sarılmış vücudumu okşuyor / Rüzgâr saçımı yalar dizeleri, ilk üç kıtadaki hüznün nedenini bedensel bir duyuma bağlıyor. Bence şiirin asıl özgün damarı burada. Şair bu damarı daha erken yakalasaydı şiir sıradan eylül imgelerinden daha fazla ayrılabilirdi.
Dürüstçe söyleyelim: şiirin redaksiyona ihtiyacı olan dizeleri de var. Özellikle Kendinle çelişiyor karmaşık duygularım ve Nerede o rengarenk güller boynunu büktü yeniden ele alınmalı. Birinci dizede kişi uyumu, ikincisinde cümle kuruluşu problemli. Ayrıca karanlık, gözyaşı, solan çiçek, rüya, uzaklara dalmak, dertli şarkı gibi alışılmış imgelerin sayısı azaltılırsa şiirin kendisine ait kahvenin bile fayda etmediği yorgunluk ve saçı yalayan rüzgâr daha güçlü görünür.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri dosyayı kapatırken eylülün suç dosyasını da inceledi. Ayın kendisinde herhangi bir kusur bulunamadı. Mesele yine insan hafızası çıktı. Çünkü takvim yalnızca eylül yazar; onun içine kimi yağmur, kimi ayrılık, kimi de yıllardır unutamadığı bir yüz koyar.
Bazı aylar takvimden gelir, bazıları insanın içinden; en uzun sürenler içimizde başlayanlardır.
Rüzgâr yaprağı daldan koparır; hatıra ise yıllar önce kopanı getirip yeniden insanın omzuna bırakır.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Değerli dost şair, kaleminizden eylülün hüzünlü bir ay olduğunu anlatan anlamlı bir şiir okudum. Tebrik ediyorum ve yürekten kutluyorum sizi. Selam ve saygılarımla esenlikler dilerim.
Her zaman olduğu gibi güzeldi şiir Bizde kutladık yazan kalemi ve yazdıran yüreği Gönlün abat olsun, huzurla dolsun, tüm şiirlerin mükemmel, benzersiz vede ŞAHESER olsun Şiirle kal, sevgiyle kal, dostça kal ve de hoşça kal
4 Eylül 2026 tarihinde kaleme alınan "Eylül Ayında", Türk halk ve divan edebiyatımızın en köklü izleklerinden biri olan "hazan/eylül hüznü" temasını, geleneksel hece ölçümüzün kıvrak ritmi ve samimi bir lirik anlatımla buluşturan son derece duru bir eserdir.
Şiir, eylül ayının getirdiği o fiziksel ve ruhsal çöküşü, mevsime özgü tabiat değişimleriyle harmanlayarak dinleyicinin/okuyucunun ruhuna incelikle dokunmaktadır.
Akıcı sade tekniğine uygun yürek serzenişinizi beğeniyle okudum. Onca gamsız insanlar dertlerini boşuyor.Ama gelgelelim bizlere Halkın dertleriyle dertleniyoruz..Eylül ayı gerçekten hüznün başlangıcı yaprak dökümünün başladığı aydır.Güzel betimlemişsiniz Tebrikler...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.