Düşlerim tekil ve zinde, Mihriban: Çatık kaşlı değil elbet gülüşlerim Ne de olsa her biri annemden yadigâr En çok da iç çekişlerim Hem, hem… Adımın hakkını vermeliyim Bunca hengâme ve terane içerisinde dahi Solmadan kalabildiğim baba toprağım Lakin aşka artık uzak ve yabancıyım, Mihriban Yanıltıldığımdan bu yana değil sadece Yanıltmamak adına karar aldığım Ama sadece kendimi k/andırdığım
Sütliman olsa keşke rüyalarım Hep mi can pazarı hep mi can havli? Kundaklanmış metanetim ve sabrım ve şükrüm Gel gör ki: Ara vermediğim dualarım.
Mihriban, söyle kimlerdensin? Yer içer sen de yazıp gezer misin? Ya da boş ver, Mihriban Sen bana yoldaş eder yeter bana Yetinmeyi bildiğim kadar da Yatıya kalan hayallerimin mezar taşında Bilumum şiir bilumum hikâye Ölümün nazarında Kayıtsız kaldığım kadar da yazdıklarıma.
Tadı yok artık mevsimin: Eylül yanaştı menzile gel gör ki O da ter ve kir pas içinde. Hani, yağmur? Hani, fırtına? Gök gözlü annemin hatırına Keyfini çıkarmalıyım belki de hayatın Elbet cılkı çıkmış isyanlarından ve ihanetlerinden insanların Sıra bana gelirse Layığıyla yaşayım yeter bana
Ele avuca sığmaz hayallerimin peşi sıra Gel gör ki Artık uzağındayım çoğu insanın ve de beyhude aşkın Şiirlere sığmayan duyguların Sandık dolusu sarmalında masalların Şivesi var ya da yok duyguların. Söyle, Mihriban: Ne olacak benim kalbimin dokunulmazlığı?
Dokunmadığım kadar da dokundurtmadığım Gölgemle dahi kavgalı iken Mihriban yoksa sen de mi şiire eşlik eden bir masalsın? Yüreğimin ferinde saklı Bir nazire bir hikâye Ve görünmediğin kadar da sakar mısın? Tıpkı yüreğimin finalinde şaşa kaldığım Hayat denen hengâmede…
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şair: Gülüm Çamlısoy Şiir: SÖYLE, MİHRİBAN... Değerlendirildiği Salon: Mihriban’ın Gerçek Kişi mi Şiir Nöbetçisi mi Olduğunun Araştırıldığı, Kalbin Dokunulmazlık Dosyasının Meclise Gitmeden RUSAMER’de Görüşüldüğü ve Kendini K/andıranların İfadeye Çağrıldığı Salon
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri, Gülüm Çamlısoy’un SÖYLE, MİHRİBAN... şiirini okuyunca RUSAMER danışmasına tek soru bıraktı: Mihriban gelirse kimlik sormayın, doğruca yukarı gönderin. Çünkü kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Mihribanbekler Mümtaz, üç saattir kapıda nöbet tutuyor; gelen her kadına Siz kimlerdensiniz, yazıp gezer misiniz? diye soruyordu. Kalburabastî Efendi adamı içeri aldı: Evladım, Mihriban belki hiç gelmeyecek. Mümtaz şaşırdı: O zaman şair kiminle konuşuyor? İşte RUSAMER’in başına bela olan soru buydu. Şiir ilerledikçe Mihriban sevgiliden çok bir sırdaş, iç ses, hayal ve şiirsel muhatap hâline geliyor. Mümtaz kapıdaki nöbeti bırakmadı ama tedbiren yanına bir sandalye verildi; şiir uzun, bekleyiş daha uzun.
Ozan Avanoğlu Köşesi
Köşeye Kandırılmış Kâmil yerleştirildi. İlk bölümdeki Yanıltmamak adına karar aldığım / Ama sadece kendimi k/andırdığım dizelerine gelince k harfinin niçin ayrıldığını araştırmaya başladı. Sonunda bunun sıradan bir yazım kazası değil, andırmak ile kandırmak arasında görsel ve anlamsal bir oyun olduğunu fark edince kendisini dilbilimci ilan etti; unvanı aynı gün geri alındı. Şiirin ilk bölümünde anne yadigârı gülüşlerden baba toprağına, oradan aşka yabancılaşmaya uzanan kişisel bir iç döküş var. Özellikle kişinin başkasını yanıltmamak adına aldığı kararın sonunda kendisini kandırması, şiirin en insani çelişkilerinden biri. Kâmil Ben kimseyi kandırmıyorum dedi. Kalburabastî Efendi dosyasına baktı: Doğru evladım, sen doğrudan kendinden başlamışsın.
Ozan Dermani Köşesi
Buraya Rüyacı Rıza yatırıldı; zaten Sütliman rüya talebinde bulunduğu için yatağa itiraz etmedi. Fakat rüyalar sürekli can pazarı ve can havli çıkınca RUSAMER Rüya Servisine iade dilekçesi verdi. Şiirin Kundaklanmış metanetim ve sabrım ve şükrüm / Gel gör ki: / Ara vermediğim dualarım bölümü önemli. Çünkü anlatıcı yalnız kırılmış değil; kırılmanın içinde hâlâ tutunduğu bir manevi dayanak taşıyor. Rıza sabır, metanet ve şükür yanmışsa dua nasıl ayakta? diye sorunca Kalburabastî Efendi meseleyi güzelce bağladı: Evladım, zaten dua çoğu zaman her şey sağlamken değil, geriye tutacak pek az şey kaldığında anlaşılır.
Âşık Feymani Köşesi
Köşeye Dokunulmaz Dursun çağrıldı. Ne olacak benim kalbimin dokunulmazlığı? dizesini okuyunca RUSAMER’den diplomatik pasaport istedi. Kalbinin aranamayacağını, el konulamayacağını, hatta izinsiz sevilemeyeceğini ileri sürdü. Talebi reddedildi; ancak şiirdeki mesele ciddiydi. İnsanlardan ve beyhude aşktan uzaklaşan anlatıcı, aslında duygusuzlaşmıyor; tam tersine duygularını korumak için çevresine bir güvenlik çemberi çekiyor. Dokunmadığım kadar da dokundurtmadığım sözü bunun özeti. Dursun kalbine dikenli tel çekmeye kalkınca Kalburabastî Efendi müdahale etti: Dokunulmazlık başka evladım, gönlü sınır kapısına çevirmek başka!
Ozan Veysi Kabaca Köşesi
Son köşeye Masalcı Mahir oturtuldu. Mihriban’ın gerçek olup olmadığını çözmekle görevlendirildi. Mihriban yoksa sen de mi şiire eşlik eden bir masalsın? dizesine gelince dosyayı kapattı: Hocam, kadın bulunamadı. Kalburabastî Efendi güldü: Belki de bulunmaması gerekiyordur. Çünkü şiirin sonunda Mihriban’ın kimliği değil, anlatıcının kendi içindeki yalnızlık belirginleşiyor. Mihriban; sevgili de olabilir, dost da, şiirin kendisi de, insanın konuşacak kimse bulamadığında karşısına oturttuğu hayalî bir muhatap da. Mahir yine de eşkâl istedi. Kendisine yalnız şu tarif verildi: Görünmediği kadar sakar, yüreğin ferinde saklı, sorulara cevap vermediği hâlde şiirin tamamını dinliyor. Mahir hâlâ arıyor.
KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ
Gülüm Çamlısoy’un SÖYLE, MİHRİBAN... şiirinde asıl ilginç olan Mihriban’dan çok, Mihriban’a konuşan kişinin kendisi. Aşktan uzaklaştığını söylüyor ama aşkı konuşuyor; insanlardan uzak duruyor ama bir yoldaş arıyor; kalbini dokundurmuyor ama şiir boyunca kalbinin kapısını aralıyor. Bu çelişkiler metne samimiyet kazandırıyor. Kendimi k/andırdığım, yatıya kalan hayallerimin mezar taşı ve kalbimin dokunulmazlığı dikkat çekici buluşlar. Ancak RUSAMER torpil yapmaz: Şiirde düşünce ve imge yükü oldukça fazla; bazı uzun dizeler nesre yaklaşıyor ve Mihriban’a yöneltilen soruların arasına çok sayıda yan düşünce girince ana damar zaman zaman gözden kayboluyor. Biraz ayıklamayla Mihriban daha az görünürken bile şiirde daha güçlü hissedilebilirdi. Fakat finalde güzel bir ihtimal bırakılıyor: Belki Mihriban cevap vermek için yaratılmamıştır; insanın kendisine soramadığı soruları ona sorabilmesi için vardır.
Kalbine dokundurmayan insan sevgisiz değildir; bazen yalnızca son sağlam yerini koruyordur.
Bazı Mihribanlar hayatta karşımıza çıkmaz; içimizde oturur, bütün sorularımızı dinler ve tek kelime cevap vermeden bizi bize anlatır.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Kaybolmakla kaybetmemek arasında da gidip geldi mi insan
Rüyalara gelince
Artık uyumadan kağı kalem koyacağım baş ucuma çünkü iki kere bölünen uykumda gördüğüm rüyalardan roman çıkardı ama not almak aklıma gelmedi hoş işim de olmaz bir huzurla uyuyayım uyanayım ne isterim??
Mihriban ise tanıdık
Mihriban meçhul
Sevgiye gelince o da ayrı havalarda çalıp oynuyor
Belki de çaldırmamam adına
Yorumunuz çok farklı idi ve de düşündüren zaten beyin fırtınasını hep sevmişimdir...
''Anlamak ve Anlaşılmak Adına...'' bir yazı kaleme almıştım seneler önce
Uzmanlık alanımdır anlaşılmamak ki tecrübe ile sabit hele ki şu son iki sene başıma gelenler
Ama anlatmaktan vazgeçmeyeceğim illa ki dinleyen birilerini bulup tabii ki de silah zoruyla değil
Kaybolmakla kaybetmemek arasında da gidip geldi mi insan
Rüyalara gelince
Artık uyumadan kağı kalem koyacağım baş ucuma çünkü iki kere bölünen uykumda gördüğüm rüyalardan roman çıkardı ama not almak aklıma gelmedi hoş işim de olmaz bir huzurla uyuyayım uyanayım ne isterim??
Mihriban ise tanıdık
Mihriban meçhul
Sevgiye gelince o da ayrı havalarda çalıp oynuyor
Belki de çaldırmamam adına
Yorumunuz çok farklı idi ve de düşündüren zaten beyin fırtınasını hep sevmişimdir...
''Anlamak ve Anlaşılmak Adına...'' bir yazı kaleme almıştım seneler önce
Uzmanlık alanımdır anlaşılmamak ki tecrübe ile sabit hele ki şu son iki sene başıma gelenler
Ama anlatmaktan vazgeçmeyeceğim illa ki dinleyen birilerini bulup tabii ki de silah zoruyla değil
Mihriban’a seslenirken hayata, aşka ve insanlara karşı biriken kırgınlıklar şiirin her yanına sinmiş. “Ama sadece kendimi k/andırdığım” sözündeki gülümce anlatımı ve kelime oyunu çok hoşuma gitti. “Ne olacak benim kalbimin dokunulmazlığı?” sorusu da yalnızlığı ve korunma isteğini güçlü biçimde dile getirmiş Gülüm Hanım. Kutluyorum, kalbi selamlarımla.
Yaşanan hayal kırıklıkları, insani vefasızlıklar ve hayat hengâmesi karşısında aşka ve insanlara mesafe koyan bir ruhun; anne ve baba mirası olan sabır, şükür ve dualara tutunarak kendi iç kabuğunda onurlu ve dingin bir yaşam sürme çabasıdır.kalemin daim olsun inşallah
Her dizesinde ayrı bir duygu, her kelimesinde ince bir ruh izi var. Sade ama derin anlatımıyla okuyucunun gönül kapısını usulca aralayan güzel bir şiir olmuş. Kelimelerin ahengi ve duyguların içtenliği şiire ayrı bir güzellik katmış. Yüreğinizden dökülen bu güzel dizeleri keyifle okudum. Kaleminize ve yüreğinize sağlık, gönülden tebrikler.
Her dizesinde ayrı bir duygu, her kelimesinde ince bir ruh izi var. Sade ama derin anlatımıyla okuyucunun gönül kapısını usulca aralayan güzel bir şiir olmuş. Kelimelerin ahengi ve duyguların içtenliği şiire ayrı bir güzellik katmış. Yüreğinizden dökülen bu güzel dizeleri keyifle okudum. Kaleminize ve yüreğinize sağlık, gönülden tebrikler.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.