0
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
64
Okunma
Bir avuç kor bıraktın bağrımın ayazına,
Kurban ettin ömrümü bir gecelik nazına.
Gölgeni nasip bildim, yönümü şaşırttın sen,
Nefsinin şehvetini korumda erittin sen.
Varlığın koca bir çöl, yokluğun serap imiş,
Bize vaha sandığım o mülk bir harap imiş.
Şimdi sen beni attın, uçsuz bucaksız çöle,
Gönül mülkünü yıktın, çektirdin bana çile.
Ey vefasız celladım, har düşürdün sineme,
Aşk dediğin o hükmün can çektirir tenime...
Gözlerinde bir sahte merhametin izi var,
Kül altında bekleyen kor alevin gizi var.
Adını anmak bile ağır bir vebal artık...
Aramızda kurulmuş bin yıllık masal artık...
Sana verdiğim ömrün diyeti ödenmiyor,
Kendi kışında kurut, o bahar dirilmiyor.
Ben sana derin kuyu, sen bana zehirli taş...
Gövdesi yetim kalmış bir gölgeyle bu savaş.
Dilsiz bir feryat gibi düştün kendi koynuna,
Bu vefasız ilmektir dolanan o boynuna...
Ey vefasız celladım, har düşürdün sineme,
Aşk dediğin o hükmün can çekişir teninde...
Gözlerinde bir sahte merhametin izi var,
Kül altında bekleyen kor alevin gizi var.
Adını anmak bile ağır bir vebal artık...
Aramızda kurulmuş bin yıllık masal artık...
Sana verdiğim ömrün diyeti ödenmiyor,
Kendi kışında kurut, o bahar dirilmiyor.
Kendi kışında kurut...
O bahar dirilmiyor.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.