(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiirde aranan kişi belli ki vefasız bir sevgili Şair her dörtlüğünde bunu naif sitemlerle getirmiş dile. Ama böyledir insanoğlu kim çektiriyorsa gönlüne gider onu arar yine Bu güzel şiir de bunun en güzel kanıtı işte. Bak buradan sesleniyorum bizim kıymetli şairimiz Delibalı üzene , Aklını başına topla vazgeç onu üzmekten yoksa bütün şair dostları çullanırız şiirlerle üstüne. Tabi Delibal da izin verirse
Anlaştık komutanım ayrıca yeni görev tanımınız ve nazik iltifatınız için de ayrıca çok teşekkürler güzel bakan güzel görürmüş selam ve saygılar. iyi geceler.
İstifa dilekçeniz RUSAMER Personel Başkanlığına ulaşmadan tarafımdan işleme konulmadan iade edilmiştir. Demokrat şair hassasiyetiniz dikkate alınmış, kralların emrinde çalışma göreviniz derhâl iptal edilmiştir.
Yeni görevlendirme emriniz hazırlanmıştır:
Melahat Çetinkaya, bugünden itibaren NERŪNA’nın korumasına verilmiştir.
Ancak burada küçük bir güvenlik sorunumuz var. NERŪNA’nın o kadim çağlardan süzülüp gelen ela gözleri zaten başlı başına korunmaya muhtaç. İnsanın bir baktığında beş bin yıl öncesine gidip dönüş yolunu unutacağı cinsten...
Gerçi aramızda kalsın Melahat Hanım; NERŪNA duymasın, romanın ortasında bana isyan çıkarmasın:
Sizin gözleriniz NERŪNA’nın gözlerinden daha güzel.
Dolayısıyla koruma planını yeniden değerlendirdim. NERŪNA sizi koruyacak derken bir de baktık sizin gözleri görünce kendisi koruma talep ediyor.
Krallık yok, emir yok, istifa hiç yok.
Demokratik düzen içerisinde karşılıklı göz güvenliğine dayalı NERŪNA–Melahat Çetinkaya Koruma ve Dostluk Antlaşması yürürlüğe girmiştir.
İlk maddesi de şudur:
Taraflardan hiçbiri diğerine uzun süre ela gözlerle bakmayacaktır. Aksi hâlde ortaya çıkabilecek şiirlerden Delibal sorumlu tutulamaz.
Yapma komutanım ben demokrat bir şaiirim kralların emrinde çalışamam hele o devirlerde hiç yaşayamam gel sen bu atamayı günümüzde demokrat bir ülkeye yapıver yoksa istifa ederim bu görevden .;)
Vurucu timi dağıtmaktan vazgeçtim. Madem emir ve komutaya hazır ve nazırsınız, timi Mama Krallığı kadrosuna aktarıyorum.
Hem orada size iş çok. Kritik görev bölgeleri var; kervan yolları var, saray entrikaları var, tüccarlar var, elçiler var, casuslar var… Orada neler var neler!
Kalburabastî Efendi atama emrini hazırladı:
YAKAMOZ Vurucu Timi, derhâl Mama Krallığı emrine verilmiştir. Görevi: Şüpheli aşk vakalarıyla uğraşmayı bırakıp krallığın kritik bölgelerinde vazife yapmak. Nerūna ile karşılaşılırsa müdahale edilmeyecek; önce Delibal’a haber verilecektir.
Yalnız baştan söyleyeyim Melahat Hanım:
MÖ 1850 civarına gidiyoruz. Telefon çekmez, navigasyon çalışmaz, vurucu tim kaybolursa arama kurtarma ekibi göndermem.
Hazırlanın.
Mama Krallığı’nda şiirdekinden çok daha ciddi vakalarımız var.
Oh, çok şükür! Vurucu tim geri çekilmiş, masum vatandaşlar azat edilmiş. Edebiyat Defteri bu geceyi olaysız kapatacak demektir.
Ama iyelik ekinden hareketle yaptığınız çıkarımın da hakkını yemeyelim; delil kuvvetliymiş. Yalnız şiir mahkemesinde Ben dediyse kesin kendisidir diye hüküm veremiyoruz. Şair milleti güvenilmez; kendi ağzından başkasının derdini anlatıp sonra da kenara çekilebiliyor.
Kalburabastî Efendi dosyanın sonuna kararını yazdı:
Vurucu tim dağıtılsın. Şüpheli sevgili serbest bırakılsın. Delibal hakkında yeterli delil bulunamadığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilsin.
Efenim ben şiirdeki iyileik ekine bakarak yazmıştım yorumu Haklısınız şaiirler bazen ben dese de kendisini anlatmıyor olabilir onun için vurucu timimi geri çekiyor ve azad ediyorum herkesi
Eyvah! Siz şiiri okumuş, vefasız sevgiliyi tespit etmiş, yetmemiş Delibal adına koruma ordusu kurup karşı tarafa ültimatom vermişsiniz.
Yalnız dosyada küçücük bir problem var:
Delibal şiirlerinde kendisini yazmıyor ki!
Şairin Ben dediğine fazla güvenmeyin Melahat Hanım. Şiirdeki ben bazen şairdir, bazen başka biridir, bazen de daha dünyaya gelmemiş birinin derdini şair peşinen çekiyordur.
Dolayısıyla şimdilik kimseye çullanmayın. Ortada Delibal’ı üzen bir sevgili bulamayınca hepiniz şiirlerle masum bir vatandaşı dövmüş olmayın.
Kalburabastî Efendi de tedbir kararını vermiş:
Şair dostları hazır beklesin; fakat hedef kesinleşmeden şiirle ateş açılmasın.
Güzel sahiplenmeniz ve tebessüm ettiren yorumunuz için çok teşekkür ediyorum Melahat Hanım.
Anlaştık komutanım ayrıca yeni görev tanımınız ve nazik iltifatınız için de ayrıca çok teşekkürler güzel bakan güzel görürmüş selam ve saygılar. iyi geceler.
İstifa dilekçeniz RUSAMER Personel Başkanlığına ulaşmadan tarafımdan işleme konulmadan iade edilmiştir. Demokrat şair hassasiyetiniz dikkate alınmış, kralların emrinde çalışma göreviniz derhâl iptal edilmiştir.
Yeni görevlendirme emriniz hazırlanmıştır:
Melahat Çetinkaya, bugünden itibaren NERŪNA’nın korumasına verilmiştir.
Ancak burada küçük bir güvenlik sorunumuz var. NERŪNA’nın o kadim çağlardan süzülüp gelen ela gözleri zaten başlı başına korunmaya muhtaç. İnsanın bir baktığında beş bin yıl öncesine gidip dönüş yolunu unutacağı cinsten...
Gerçi aramızda kalsın Melahat Hanım; NERŪNA duymasın, romanın ortasında bana isyan çıkarmasın:
Sizin gözleriniz NERŪNA’nın gözlerinden daha güzel.
Dolayısıyla koruma planını yeniden değerlendirdim. NERŪNA sizi koruyacak derken bir de baktık sizin gözleri görünce kendisi koruma talep ediyor.
Krallık yok, emir yok, istifa hiç yok.
Demokratik düzen içerisinde karşılıklı göz güvenliğine dayalı NERŪNA–Melahat Çetinkaya Koruma ve Dostluk Antlaşması yürürlüğe girmiştir.
İlk maddesi de şudur:
Taraflardan hiçbiri diğerine uzun süre ela gözlerle bakmayacaktır. Aksi hâlde ortaya çıkabilecek şiirlerden Delibal sorumlu tutulamaz.
Yapma komutanım ben demokrat bir şaiirim kralların emrinde çalışamam hele o devirlerde hiç yaşayamam gel sen bu atamayı günümüzde demokrat bir ülkeye yapıver yoksa istifa ederim bu görevden .;)
Vurucu timi dağıtmaktan vazgeçtim. Madem emir ve komutaya hazır ve nazırsınız, timi Mama Krallığı kadrosuna aktarıyorum.
Hem orada size iş çok. Kritik görev bölgeleri var; kervan yolları var, saray entrikaları var, tüccarlar var, elçiler var, casuslar var… Orada neler var neler!
Kalburabastî Efendi atama emrini hazırladı:
YAKAMOZ Vurucu Timi, derhâl Mama Krallığı emrine verilmiştir. Görevi: Şüpheli aşk vakalarıyla uğraşmayı bırakıp krallığın kritik bölgelerinde vazife yapmak. Nerūna ile karşılaşılırsa müdahale edilmeyecek; önce Delibal’a haber verilecektir.
Yalnız baştan söyleyeyim Melahat Hanım:
MÖ 1850 civarına gidiyoruz. Telefon çekmez, navigasyon çalışmaz, vurucu tim kaybolursa arama kurtarma ekibi göndermem.
Hazırlanın.
Mama Krallığı’nda şiirdekinden çok daha ciddi vakalarımız var.
Oh, çok şükür! Vurucu tim geri çekilmiş, masum vatandaşlar azat edilmiş. Edebiyat Defteri bu geceyi olaysız kapatacak demektir.
Ama iyelik ekinden hareketle yaptığınız çıkarımın da hakkını yemeyelim; delil kuvvetliymiş. Yalnız şiir mahkemesinde Ben dediyse kesin kendisidir diye hüküm veremiyoruz. Şair milleti güvenilmez; kendi ağzından başkasının derdini anlatıp sonra da kenara çekilebiliyor.
Kalburabastî Efendi dosyanın sonuna kararını yazdı:
Vurucu tim dağıtılsın. Şüpheli sevgili serbest bırakılsın. Delibal hakkında yeterli delil bulunamadığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilsin.
Efenim ben şiirdeki iyileik ekine bakarak yazmıştım yorumu Haklısınız şaiirler bazen ben dese de kendisini anlatmıyor olabilir onun için vurucu timimi geri çekiyor ve azad ediyorum herkesi
Eyvah! Siz şiiri okumuş, vefasız sevgiliyi tespit etmiş, yetmemiş Delibal adına koruma ordusu kurup karşı tarafa ültimatom vermişsiniz.
Yalnız dosyada küçücük bir problem var:
Delibal şiirlerinde kendisini yazmıyor ki!
Şairin Ben dediğine fazla güvenmeyin Melahat Hanım. Şiirdeki ben bazen şairdir, bazen başka biridir, bazen de daha dünyaya gelmemiş birinin derdini şair peşinen çekiyordur.
Dolayısıyla şimdilik kimseye çullanmayın. Ortada Delibal’ı üzen bir sevgili bulamayınca hepiniz şiirlerle masum bir vatandaşı dövmüş olmayın.
Kalburabastî Efendi de tedbir kararını vermiş:
Şair dostları hazır beklesin; fakat hedef kesinleşmeden şiirle ateş açılmasın.
Güzel sahiplenmeniz ve tebessüm ettiren yorumunuz için çok teşekkür ediyorum Melahat Hanım.
Şiir boyunca yinelenen “arıyorum” sözü, bir nakarat gibi şiirin omurgasını oluşturmuş; bu tekrar, dizelere adeta türkü tadında, içten ve ezgili bir akış kazandırmış. Her kıta, bir öncekinin duygusunu alıp biraz daha derinlere taşıyor. Okurken sanki sözler yalnızca okunmuyor, bir ezgiye yaslanarak gönülden gönüle söyleniyor.
Özellikle “Gözyaşımı damarımda gezdireni”, “Ummanları damlalarda yüzdüreni” gibi dizelerde duygu ile hayal iç içe geçerken; “ilkbaharı kışlarıyla”, “umutları beşleriyle” gibi karşıtlıklar şiirin ritmini ve anlam katmanlarını zenginleştiriyor. “Aramıza koyup perde / Sızdıranı arıyorum” bölümünde ise hasret, yalnızca bir ayrılık olmaktan çıkıp insanın içine sızan bir hâle dönüşüyor.
Şiirin en güzel taraflarından biri de, aşkı doğrudan anlatmak yerine aşkın insanda meydana getirdiği hâlleri anlatarak okuru o duygunun içine çekmesi. Kelimelerin yan yana gelişinde halk şiirinin, türkülerin ve gönül söyleyişinin sıcaklığı hissediliyor. “Arıyorum” tekrarının her dönüşünde ise aynı söz, başka bir acıyla ve başka bir özlemle yankılanıyor.
Bence şiirin asıl gücü de burada: Bir aşk hikâyesini anlatmaktan ziyade, o aşkın gönülde bıraktığı yankıyı türkü söyler gibi dile getirmek. Kaleminize sağlık; okuru hem düşündüren hem de içinden sessizce eşlik ettiren, nağmesi olan bir şiir olmuş. 🌿🖋️
Şiirin Arıyorum diye çıktığı yolu öyle güzel takip etmişsiniz ki, insan sonunda Aradığımı ben bulamadım ama Pakize Hanım izini sürmüş diyesi geliyor.
Özellikle aşkın kendisini değil, insanda meydana getirdiği hâlleri anlattığı tespitiniz şiirin niyetine tam dokunmuş. Çünkü bazen kimi aradığımızdan çok, ararken neye dönüştüğümüzdür şiirin asıl hikâyesi.
Türkü tadını ve her Arıyorum dönüşünde değişen duygu yükünü böylesine dikkatle hissetmeniz beni ayrıca mutlu etti.
Yalnız bu kadar ayrıntılı yol tarifi verdikten sonra hâlâ bulamazsam Kalburabastî Efendi’nin söyleyeceği bellidir:
Aradığın bulunmuyorsa şiiri bırak, kayıp ilanı ver Delibal!
Gönülden okuyan gözünüze ve güzel değerlendirmenize çok teşekkür ediyorum Pakize Hanım.
Şiirin Arıyorum diye çıktığı yolu öyle güzel takip etmişsiniz ki, insan sonunda Aradığımı ben bulamadım ama Pakize Hanım izini sürmüş diyesi geliyor.
Özellikle aşkın kendisini değil, insanda meydana getirdiği hâlleri anlattığı tespitiniz şiirin niyetine tam dokunmuş. Çünkü bazen kimi aradığımızdan çok, ararken neye dönüştüğümüzdür şiirin asıl hikâyesi.
Türkü tadını ve her Arıyorum dönüşünde değişen duygu yükünü böylesine dikkatle hissetmeniz beni ayrıca mutlu etti.
Yalnız bu kadar ayrıntılı yol tarifi verdikten sonra hâlâ bulamazsam Kalburabastî Efendi’nin söyleyeceği bellidir:
Aradığın bulunmuyorsa şiiri bırak, kayıp ilanı ver Delibal!
Gönülden okuyan gözünüze ve güzel değerlendirmenize çok teşekkür ediyorum Pakize Hanım.
Usta şair, şiir boyunca hakim olan o derin tasavvufi özlem, tezatlar üzerinden (damlada umman, kışta ilkbahar) insanı hem kendi iç dünyasıyla yüzleştiriyor hem de kaleme dökülen her mısranın o gizli Sani’den doğduğunu hissettiriyor.
Şair, acıyı da vuslatı da aynı kaynaktan bilip o kaynağa teslim olan dervişçe bir edayla seslenmiş. Hem sitemli hem de aşka ram olmuş bu üslup, gözyaşını damarda gezdiren O olduğu sürece, çekilen her çilenin ve yazılan her şiirin bir meşk olduğunu hatırlatıyor. Kalemine, gönlüne sağlık...
Hani bizim çocukluğumuzda kovboy filimleri vardı ,azılı haydut ları wanted deyip ilan asarlar ve bulup getirene veya öldürene ödül verirlerdi ,aynı öyle olmuş aranıyor ilanı gibi şiir ve öyle tafsilatlı anlatılmışki arananın bulunmaması mümkün değil.kutluyorum kardeşim.
''Hesabım var'' dercesine bir arayış.Kimi kendini arar, kimi kendini halden hale koyanı.Hayati çizgi hep bir arayışa götürür insanı.Neyi aradığını bilmek budur Muhteşem bir şiir ile arananlar listesi dizayn edilmiş.Bu derinlikte yüreği ile yazıyorsa bir Ozan, aradığını bulması yakındır deyip Üstadı selamlıyorum.Sağlıcakla.Saygıyla.
Celil ÇINKIR (Delibal)’ın "Arıyorum" başlıklı şiiri, Âşık tarzı Türk halk edebiyatının geleneksel hece ölçüsü ve ayak yapısıyla kaleme alınmış, tasavvufi ve lirik derinliği oldukça yüksek bir arayış ve adanış şiiridir.
insan birşeyi can-ı gönülden isterse mutlaka bulur. bulacağınıza da inanıyorum. aslında bunlar herkesin içinden geçen istekler.
Anlatarak ekâbiri Gösterip evvel ahiri Delibal’a aşk şiiri Yazdıranı arıyorum en çok da finaldeki kıtayı beğeğendim. herşey gönlünüzün istediği gibi olsun. iyi geceler
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.