0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
55
Okunma

Ağustosu da yolcu ettik;
Sarı yaprakların fısıltısıyla, serin bir rüzgâr düştü sokaklara
Güneşin kavruk gölgesi çekildi zamanın kuytusuna,
Eylül düştü takvimden, bakışları demli bir veda,
Gelişi bir fırtına öncesi sessizliği;
Yaprakların ruhunu soyup rüzgâra savuran,
Özlemle hüzün arasında bir gece yarısı melodisi
Ağustosu da yolcu ettik;
Yazın son çığlığı eritirken saatin kadranını,
Eylül sızdı tül perdelerin arasından;
Biraz leke, biraz kül, biraz da kırık bir kadife sesi...
Avuçlarımızda kuruyan güneş artıklarıyla
Açtık hüznün o ağır, süslü kapısını:
Hoş geldin, mevsimin en jilet gibi kesen sevdası.
Ağustosu da yolcu ettik;
Gündüzün şatafatlı yalanları bir bir çekildi sahneden,
Eylül çöktü gecenin gizli dikiş yerlerine.
Ne tam bir başlangıç bu, ne de sıradan bir bitiş;
Yazın son hevesini ceplerimizde söndüren,
Eski bir sitemin, en jantili, en kırık bestesi
Ağustosu da yolcu ettik;
Güneşin o mağrur tacını devirdik zamanın mahzenine.
Eylül, koyu sarı bir mürekkep gibi damladı takvime;
Biraz sitem, biraz tekinsiz bir şiir kokusuyla...
Şimdi rüzgâr, sokaklarda eski hesapların dökümünü yapıyor,
Bizse hüznün en fiyakalı kostümünü giydik üzerimize.
Ağustosu da yolcu ettik;
Eylül giydi o karanlık, o fiyakalı zırhını.
Söndürdük yazdan kalan son çılgın ateşi,
Devrediyoruz rüzgâra gecenin tüm sırrını
Ağustosu da yolcu ettik;
Eylül geldi en sararmışından
Babamı kaybettiğim aydır en hüzünlüsünden
Ve senin bırakıp gidişindir
Çok yapraklar döküldü ömrümde
Kaç Eylül daha gelecek
Kaç yaprak daha dökülecek kim bilir…
SEDAT KESİM
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.