0
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
43
Okunma
Ne çok yollar geçtim
Nice diyardan dolaştım
Uçsuz bucaksız ovalar
Denizler okyanuslar gördüm
Ormanlarda kayboldum…
Hiç alçaklarda evim olmadı
Aslında hiç evim olmadı.
Yıldızları takip etmek için
Yüksekleri mesken tuttum…
Gökadaların iz düşümüydü dağlar
Seni aradığım dağlardı dağlar…
Biç bir sel götürmedi evimi
Dere yatağında değildi evim…
Damla damla birikirken gökyüzüne
Üstüme düştüğün dağlardı dağlar…
Neye kızmıştında ateş almıştın
İnsanlar anlamamış şimşek sanmıştı..
Yetmemiş duymayan kulaklara bağırmıştın
Duyanlar gökgürültüsü diye kapıyı kapatmıştı
Kimi zaman yeşil kimi zaman kızıl ırmaktın,
Bazen asi oldun bazen fır at
Kızların en güzel ismiydi Dicle
Benim seni seyrettiğim dağlardı dağlar…
Bir antik çağ hikayesiydi Truva
Yalancı bir tarihin yalan hikayesi…
Oysa bir Nuh tufanıydı bir şehhri yutan
Hiç bir tarih yazmadı gerçek hikayesini
O gün bu gündür kazılmakta
Yine bir ateş parçasıydı
Bu sefer göğe yükselen
Sadece ateşde değildi
Dev dalgalar
Heleni Paristen almak için…
Bir antik çağ eseridir kaya mezarları
Bu aşkı ölümsüz kılmak için…
Hala yeryüzünden gökyüzüne
Ne zaman bir ateş fışkırsa
insanın sevgilisine olan nankörlüğü
Serilir yeryüzüne
Yıkılmış viran olmuş şehirler
Yerle bir olmuş evler
Kaybolmuş yaşamlar
Ne çok acı ne çok ölüm…
Hiç düşünmez insan
Zerre zerre biriktirdi bu yıkımı
Ormanları nasıl yaktığını
Ovaları nasıl yok ettiğini
Dereleri nasıl kuruttuğunu
Denizleri nasıl kirlettiğini
Okyanusları buzulları nasıl bozduğunu
“İnsan Rabbine karşı çok nankördür,
Üstelik bu nankör oluşuna da şâhittir”
Hatırla
“Kim zerre miktarı iyilik yapmışsa mükâfatını,
Kim zerre miktarı kötülük yaptıysa cezasını çekecektir”
Hiç evim olmadı, yıldızlara yükselen bir ülkenin
İyi ve güzel insanları bu dünya bizim evimiz…
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.