0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
14
Okunma
Bir yanım sökük benim, bir yanım darmadağın,
Tutunsam ellerin kayar, tutunsam devrilir dağım.
Ben bu kentin zifirinde geceyi yaktım da geldim,
Sen hangi iklimin baharısın gülüm, ben hangi yangının külüyüm?
Biz ki aynı sokaktan geçen iki yorgun kurşunduk,
Aynı anda yaralandık biz, aynı pusuda vurulduk.
Şimdi sen geçiyorsun kaldırımdan, başın dik ve yabancı,
Ben bir köşebaşında kalmışım, cebimde sönmüş bir sigara, yüreğimde bayat bir sancı.
Ne zaman göz göze gelsek şu kahpe meydanda,
Bir yabancı selamı çalıyorsun yüzüme,
Sanki hiç aynı tütünü sarmadık, sanki hiç çay içmedik o dumanlı handa.
Gözlerin el gibi bakar bana,
Sözlerin el gibi...
Oysa ben senin için kafa tutmuştum bu kentin kurallarına,
Geceyi ikiye bölmüştüm, raconu bozmuştum sırf senin uğruna.
Şimdi bir el gibi geçip gitmek yakışır mı şanımıza?
Hangi ara unuttun o kanlı yeminleri?
Hangi ara fırlatıp attın beni bu yalnızlığın kuyusuna?
Eyvallah gülüm, eyvallah...
Sen el olursun, ben bu yolda toz olurum.
Sen gülüp geçersin yeller gibi,
Ben bir kuytu köşede, kendi dumanımda söner dururum...
Recep Hayal
Hayaloğlu
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.