0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
29
Okunma
Bir insanın kendi evinde yabancı gibi kalmasıymış çaresizlik.
Işığı açmaya korkuyorum, gölgem bile ağır geliyor bu odaya.
Hangi eşyaya dokunsam bir zamanlar var olduğun günlerin soğukluğu çarpıyor elime.
Sen giderken sadece kapıyı çekip gitmedin ki;
İçimde ne kadar inanç varsa, ne kadar yarın varsa hepsini basıp geçtin.
Sessizlik öyle bir çöküyor ki üstüme,
Hani derler ya; insan sessizlikten bile eksilebilirmiş, ben her saniye biraz daha eksiliyorum.
Hiçbir şey canımı seninki kadar acıtmadı bu hayatta.
Ne yoksulluk, ne yalnızlık, ne de şu feleğin kahir darbeleri…
En çok da ne koyuyor biliyor musun?
Bunca yaşanmışlığı, bunca emeği tek bir cümleye sığdırıp hiç olmamışız gibi çekip gitmen.
İnsan bir an hatırlar, bir an sızlar içi, bir an adımı anar diye bekliyor.
Ama yok…
Sen çoktan başka bir hikayenin neşesi olmuşsun,
Bense burada, terk ettiğin o karanlık kuyuda kendi cenazemi kaldırıyorum.
Gözlerimden yaş bile akmıyor artık, kurumuş pınarlarım.
İçimdeki acı öyle bir yere oturdu ki, ne ağlayabiliyorum ne nefes alabiliyorum.
Bir ağıt var içimde ama sesi çıkmıyor,
Sadece göğsümü kabartan, ciğerimi yakan koca bir duman…
Dostlar bir şeyler söylüyor, duymuyorum bile.
Şehir akıp gidiyor penceremin dışından, ben durmuşum.
Zaman ilerliyor, ben senin bıraktığın o uğursuz dakikada çakılı kalmışım.
Bu hüzünlü geceler ömrümden ne götürürse götürsün,
Senden geriye kalan bu kırık kalbi kimse iyileştiremeyecek.
Ben seni bir ömür bıkmadan, usanmadan, canımdan öte sevmiştim.
Sen ise beni bu koca dünyada kimsesiz, yapayalnız bıraktın.
Şimdi nerede mutluysan orada kal, gelme artık.
Ama sakın unutma sen herif;
Ben bu hüzünlü gecelerde yavaş yavaş tükenirken,
Senin vicdanın hiçbir uykuda rahat edemeyecek…
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.