0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
43
Okunma
Bir gece yarısı vurdunkapıma,
Ateşten gömlekle geldin, bildim misafir.
Cebinde kırık umutlar,
Kuşatılmış bir yalnızlıkla geldin...
Başımın üstünde yerin var,
Gönlümün harabesine hoş geldin.
Sana verecek yaldızlı sözlerim yok benim,
Gümüş tepsilerde sunacak ikramım da.
Bir demlik acı çayım var ocakta,
Bir de tütünü sert bir cigaram...
Otur şöyle köşeye,
Anlat bakalım, seni de mi yaktı bu şehir?
Seni de mi yarı yolda bıraktı o namertler?
Biz ki misafiri baş tacı ederiz dağlarımızda,
İster sevinç ol gel, ister dert!
Lakin bilesin;
Bizim soframıza ihanet oturamaz,
Yalan giremez kapımızdan içeri.
Kederinle geldiysen başım üstüne,
Kalleşliğinle geldiysen, çek git geldiğin yere!
Şimdi gece uzun, vakit dar...
Söndür lambayı, gürlesin rüzgâr.
Sen derdini dök, ben acımı ezeyim;
Bizi bu sabaha ancak dostça bir muhabbet çıkarır,
Hayaloğlu bizi ancak ayakta ölmek kurtarır...
Recep Hayal
Hayaloğlu
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.