Gönül bahçesinde açan gülümün Kokusu sinmiştir bilirim sana Rüzgârı önüme kattığım o gün Durağım son durak gelirim sana
Cevherdir gözleri sevda pınarı Yüzüne yansıyor ateşi narı Eritir içimi gönlümün varı Buz dağından nehir olurum sana
Yollarına bakar nemli gözlerim Aşkın deryasına düştüm özlerim Mısra mısra yazar seni sözlerim Nakşettim şurama salarım sana
Hasretin ateşi sardı her yanı Gelirim sevdiğim bekle o anı Vuslatın uğruna veririm canı Feda olsun BUCAN ölürüm sana
Mustafa Bozkurt BUCAN Kurdoğlu
Paylaş:
3 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Kalburabastî Efendi Hazretleri fötründe SON DURAK tabelası, boynunda otobüs kartı, elinde bir gül, koltuğunun altında erimekte olan buz kalıbıyla salona girdi. Mustafa Bozkurt BUCAN Kurdoğlu’nun Son Durak şiirini okuyup bastonunu yere vurdu: Mustafa Bey sevgiliye gitmek için rüzgârı önüne katmış; otobüs şirketleri duymasın, adam yakıtsız ulaşım sistemini bulmuş!
Ozan Duranoğlu Köşesi’nde Son Durak Sabri bileti elinde bekliyordu: Durağım son durak gelirim sana diyor ama hangi hat, kaç numara, saat kaçta gelir belli değil. Sabri başını salladı: Ben bu aşka güvenip durağa çıkmam; belediyenin uygulamasında bile görünmüyor!
Âşık Ali Demir Köşesi’nde Buzcu Naciye, Buz dağından nehir olurum sana dizesini okuyunca kovayı kaptı: Gözleri sevda pınarı, yüzünde ateş, nar da var; adam buz dağı olarak girip nehir olarak çıkıyor. Bu hanım sevgili mi, iklim değişikliği mi belli değil!
Nedim Ali Köşesi’nde Adresçi Şaban, Nakşettim şurama salarım sana sözünde ayağa kalktı: Şurama neresi? Salmak nereye? Mahalle yok, sokak yok, posta kodu yok. Bu sevda mektubu PTT’ye verilse üç gün sonra Göndericiye iade diye BUCAN’a geri gelir!
Guzubeğ Âşık Ahmet Mızırakçıoğlu Köşesi’nde Vuslatçı Münevver, Feda olsun BUCAN ölürüm sana dizesinde masaya vurdu: Olmaz arkadaş! Dört kıta boyunca kadın beklesin, sen buz dağını erit, deryaları aş, son durağa kadar gel; tam kapıda öl! Bari önce bir kavuş da sonra edebî sanatlara devam edersin!
Kalburabastî Efendi otobüs kartını iptal edip hükmü verdi: Şiir; hasret, sadakat ve vuslatı sıcak bir halk şiiri diliyle taşıyor; fakat RUSAMER incelemesinde rüzgârla seyahat, bakışla buzul eritme, adressiz gönül postacılığı ve son durağa sağ salim varamama riski görülmüştür. BUCAN Kurdoğlu’na talimatımız nettir: Son durağa vardığında ölmek yok; in, sevgiline kavuş, iki çay söyle! Bu kadar yol onun için gelmedin mi zaten? Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri – Celil ÇINKIR / Delibal
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.