2
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
129
Okunma
Gece, penceremin ardında simsiyah bir derya gibi büyürken, odamın tenhalığında yine senin o efsunlu hayalinle baş başa kaldım.
İçimde bentlerini yıkan kadim bir efkâr, göğüs kafesimi zorlayan deli bir nehir var şimdi. Pusulamı hangi yöne çevirsem, adımlarım hep senin o karanlığı Zülfikar gibi yaran asil çehrene çıkıyor.
O yüzden işte sevgilim; attığım her adımda senden kaçmak isterken bile yine sana varmam, kalbimin pusulasının senden gayrı yön bilmemesindendir.
İnsan bir kez hakiki bir aşka ram oldu mu, dünyaya gözlerini kapatırmış; ben de seni gördüğüm o ilk saniyeden beri senden gayrı her şeye kör, her heceye lal oldum.
O yüzden sustum dünyaya; senden başka duyulacak bir ses, senden başka söylenecek bir söz kalmadığı için kapattım kapılarımı kapkaranlık hecelere.
Biz seninle, fırtınaların hırpaladığı iki ayrı uçurumken birleşen o tek ruhuz; toprağın bağrına sızan ortak sızımız, kaderin bizi düğümlediği o gizli bağdır.
Hatırlar mısın o nehir boyunu, söğütlerin rüzgârla seviştiği o mukaddes saati?
Hani esinti saçlarını yüzüne bir tül gibi dökerken bana öyle bir bakmıştın ki, sanki zaman durmuş, koca kainat sustuğu o eşikte donup kalmıştı.
Titreyen ellerini avuçlarıma ilk aldığımda, parmak uçlarımdan kalbime akan o muazzam sıcaklık, hâlâ sol yanımda çırpınan bir kuş gibi taptaze durur.
"Gönül, gerçekten sevene ebedi bir vatandır," demiştin o buğulu sesinle; işte o an anladım ki benim senden başka sığınacak tek bir meskenim yokmuş.
O yüzden bu sürgünlüğüm, o yüzden bu evsizliğim...
Sen yoksan, koca dünya bana yaban, koca kainat bana gurbettir artık.
Araya yollar, aşılmaz sıradağlar, upuzun mesafeler girse de ne fark eder?
Hangi rüzgâr esse gurbetten, hangi tenhada bir dertli ezgi duyulsa, kokun gelir sarar sarılamadığım gecelerimi.
Ben seni öyle uzaktan, öyle sessiz ve derinden sevdim ki; efsanelerin o en saf, en amansız aşıkları gibi...
O yüzden içimdeki bu yangın hiç sönmüyor; ne mesafeler eritebiliyor bu aşkı ne de amansız ayrılıklar unutturabiliyor gözlerini.
O yüzden her şarkıda seni duymam, her şiirde seni sayıklamam.
İşte bu yüzden, ne zaman başımı kaldırıp semaya baksam ve o mağrur hilal bulutların arasından sıyrılsa, dudaklarımdan dökülen tek feryatsın:
Gözümün nuru, ömrümün en zarif süruru, ey ay yüzlüm!
Senden başka kim anlayabilir bu sinemdeki derin sabrı, kim dindirebilir şu zemheri ayazındaki içsel sızıyı?
Kader önümüze ne kadar engel çıkarırsa çıkarsın, varsın yollar bizi tüketsin, varsın gençliğimiz bu sevdada solsun.
Bu hikaye bizim ebedi yazımız; sayfalar dolusu aşkın, sadakatin ve birbirine mühürlenmiş iki ruhun ölümsüz şahseridir.
O yüzden korkmuyorum ne ayrılıktan ne de zamandan.
Ölüm bile gelse kapımıza, bu satırlara nakşettiğim kutsal aşkımızı asla silemeyecek; biz bu dünyadan göçüp gitsek de, bu büyük sevdanın ayak izleri kubbede bir hoş seda olarak sonsuza dek kalacak.
O yüzden sevgilim, bu can bu tenden ayrılana dek;
Her nefeste, her hecede ve her gecenin en siyah yerinde sadece sen...
Mühürlü kalbimin tek sahibi, yine ve sadece sen.
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.