1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
107
Okunma

IV. BÂB
Mülk-i cihân emânet iken mülküm dedi insân;
Bir nefha ile var olanın dâvâsı ne kadar?
Mansıb deyü sarıldığın ol kürsî-i fânîye bak;
Dün başkasınındı ol, yarın gayrınındır.
Hükm eyleyen çok bulundu hükmün gölgesinde;
Hükme boyun eğenlerin adı kaldı zamânda.
Adl ile dolmazsa eğer mîzânın iki gözü,
Altın da konsa kefeye hafif gelir Hakk’a.
Bir dirhem eğrilik yeter yoldan çıkarmaya;
Ok misli doğru olmayan hedefi bulamaz.
Nefsin kurar sarayını kibir taşından her gün;
Bir âh yeter yıkılmaya, bilmez bunu mağrur.
Yetmîmin ahı sessizdir, lâkin erişir Arş’a;
Sultânın nârası kalır çoğu kez yolda.
Aç gönlü doyurmadan aç sofralar kuranlar,
Gölgelerini büyütür, küçültür ihsânı.
İnfâkı ilân eden, ecrini eksiltir kendi;
İyilik gizli açınca kokusu güle benzer.
Bir elde mühür taşıyıp hükmü satan kimseler,
Evvel kendi vicdanını sürgüne yollarlar.
Kânûn yazmak kolay imiş mermer levhalar üzre;
Zor olan adâleti yazmak insanın özüne.
Kılıç pas tutsa bilenir, demir yine parlar;
Kalp pas tutunca cilâ tutmaz bin nasîhat.
İzzet ararsan arama alkışın gür sesinde;
Bir mazlumun duâsında gizlidir devlet.
Hak sözü eğrilmez aslâ söyleyen eğrilirse;
Pınar bulanık görünür testisi kirlenirse.
Ne taht ebedî kalmıştır, ne tâcın ihtişâmı;
Toprağın kapısında hep birdir ulu, gedâ.
Mîzân kurulduğunda susar bütün mazeretler;
Dilin dokuduğu perde yırtılır bir nefeste.
Emâneti yük bilen omuz sonunda doğrulur;
Emâneti mülk sanan, yükü altında kalır.
Erol Kekeç/30.07.2026/Sancaktepe/İST
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.