4
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
71
Okunma
Dağların ardında,
o yüksek dağların ötesinde
bir ülke vardı;
bahar
pencerelerin bakışında
filizlenir, usulca.
Oluklar
yağmurun türküsünü
duvarlara yazardı;
dere,
Mayıs’ın şarkısını
kuş sesleriyle
dağların kulağına fısıldardı.
Kadınların yazmaları
baharın çiçek tarlasıydı;
cenneti
iplik iplik
yeryüzüne dokurlardı.
Acı çaylarını
yudum yudum içerler,
anlatırlardı
kömürlü semaverin sabrını
ve arı kovanlarının
cömertliğini.
Bir babanın mezar taşı
buğday kokardı;
sanki hasat
henüz tamamlanmamıştı.
Günler,
yaban çiçekleri üzerinde
dans eden kelebeğin
adımları gibi
usul usul geçerdi.
Yazmalar,
solgun akşam ışığında
küçük umut bayrakları gibi
omuzlarında salınırdı.
Erkekler
yarının buğdayı için
oraklarını biler,
hazırlardı.
Ne kadar tatlıydı
o acı çaylar.
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.