0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
24
Okunma
Paslı bir anahtar dönüyor zamanın o gıcırdayan kilidinde,
Açılan her kapı, o dilsiz sıfırın genişleyen avlusu.
Duvar saatleri vurdukça eskiyen o kibirli gölgeler,
Akrep ve yelkovanın arasında ezilen küçük ömürler.
Sokak lambaları sönüyor kedinin gözlerindeki hırsla,
Fareler tavan arasında yeni bir takvim kemiriyor.
Biz ki gökdelen ceketlerimizle meydan okumuştuk göğe,
Şimdi bir cep saatindeki pas lekesi kadar hükümsüzüz.
Çarpıldıkça eksilen, bölündükçe hiçliğe yaklaşan sayılar,
Toprağın o soğuk, o derinliklerinde eşitleniyor.
Ne o geç kalmış tren biletleri kurtarıyor bizi,
Ne de ceplerimizde sakladığımız mühürlü hırslar.
Bir kedi kalıyor geriye, bıyıklarında gecenin sisi,Bir de o paslı anahtarın açtığı sonsuz beyazlık.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.