0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
6
Okunma
Evvel zaman içinde vardım düşler ülkesine,
Bindim karıncanın üzerine, çıktık dağın en zirvesine.
Efrasiyab’ın sarayında baykuş nöbet tutuyor,
Çıkmış kocaman kitap üzerine, bana silgi sallar.
Süt kazanına düştüm, bir derviş göbek atıyor,
Su döktüm içime, gördü de tilki davul çalmakta.
Martı konmuş balkona, gagası battı bana,
Yayılınca koku, eğildi zaman benden yana.
Biraz kaldım da nefesim döndü ezgiye,
Her sesin sonunda yine kendimi duydum.
Tilki vurdukça davula, döner içimde çile,
Dergâhıma bir "Lâ", bir ben yazarım.
Dedem Korkut bastı söze, gözlük ardı sır taşıyor.
Ama her şey biraz eksik, biraz da ben bakıyor.
İçimde boşalan bir gök gibi sustum; Hu...
Sildim, bir adım dışarı; aynı dünya kaldı: "İlla Hu."
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.