1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
122
Okunma

HAİN
Bir şehir meydanı her zamanki gibi kalabalıktı. İnsanlar, yıllarca peşinden yürüdükleri adamın konuşmasını dinlemek için toplanmıştı. O adam, bir zamanlar adaletten, kardeşlikten, emekten ve dürüstlükten söz ederdi. "Birlik olursak hiçbir güç bizi yıkamaz." der, herkes de ona inanırdı.
Aralarında Mertcan da vardı. Gençliğini bu davaya vermiş, gecesini gündüzüne katmıştı. Çoğu zaman ailesinden bile önce bu mücadeleyi düşünmüştü. Çünkü güvenmişti. Samimiyetine, sözlerine ve dostluğuna inanmıştı.
Yıllar geçti.
Bir gün aynı adamın etrafında bambaşka yüzler belirdi. Dün eleştirdiği insanlarla kol kola girmiş, dün "yanlış" dediğine bugün "doğru" demeye başlamıştı. Eski yol arkadaşlarını ise sessizce kenara itmişti. Menfaat, dostluğun önüne geçmişti.
Ali, ilk başta inanmak istemedi. "Belki bir bildiği vardır." dedi. Ama zaman geçtikçe gerçek daha da belirginleşti. Verilen sözler unutulmuş, emek verenler yalnız bırakılmış, makam uğruna nice dostluklar feda edilmişti. Hikmet Metin Çavdar
Hain dediler de,
bir kelime değildi yalnız,
ekmeğin arasına sürülen pas,
dost sofrasına düşen soğuk gölgeydi.
Biz inanmıştık.
Bir avuç umut diye uzattığımız elleri
bir gün sırtımıza çevrilecek bıçak sanmamıştık.
Omuz omuza yürüdüğümüz yolların
bir gün pazara çıkarılacağını
kim bilebilirdi?
Ne çok yüz değişti meydanlarda.
Dün halk diyen,
bugün koltuk diyor.
Dün kardeşim diyen,
bugün menfaatin kapısında nöbet tutuyor.
Rüzgâr dönünce
vicdanını da döndürenler çoğaldı.
Hain,
yalnız ülkeye kurşun sıkan değildir;
güveni satan da haindir,
dostluğu bozduran da,
sevdayı çıkar terazisinde tartan da.
İnsanın insana inancını çalan,
geleceğin ekmeğini eksilten de haindir.
Kürsüler yükseldi,
sesler çoğaldı,
alkışlar göğe değdi belki;
ama toprağın altında
utanç sessiz sessiz büyüdü.
Çünkü hakikat,
kalabalığın bağırmasıyla susmaz.
Bir zamanlar peşlerinden yürüdük.
Yüreğimizi koyduk yollarına.
Şimdi dönüp bakınca
geride kalan yalnız ayak izleri değil,
kırılmış güvenlerdir.
Ey çıkarın gölgesinde büyüyenler!
Sanmayın ki
yalanın ömrü, hakikatten uzundur.
Bir gün hesap sorar zaman;
alkış değil, vicdan konuşur.
Ve o gün
hiçbir unvan,
hiçbir koltuk,
hiçbir kılıf örtemez
ihanetin yüzünü.
Çünkü halk unutur sanırsınız,
ama yürek unutmaz.
Bir kere kırılan güvenin sesi
taşın, suyun, rüzgârın içinde yaşar.
Ve en sonunda tarih yazar hükmünü:
Dostluğu satanlar kazanmamış,
yalnızca adlarını
karanlığa emanet etmişlerdir.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.