1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
32
Okunma
ihanetin gölgesi perdelenmişti saçlarında,
sen mavi bir rüzgâr gibi esiyordun
tensiz bir yuvada.
Tensizlik büyüyordu evin içinde,
yumuşacık bir mutluluğun içine gizlenip
gözlerinde kayboluyordu.
Umutsuz bakışlar yürüyordu pencerende,
sen ay ışığını seyrediyordun
çıplak ve sessiz.
Kimseyi dinlemiyordun;
sen, ben, biz…
herkes bir kesik oluyordu,
kimse kendisi kalamıyordu.
Yaşanmışlıklar,
Paslı zincirler
vicdansızlıklar
birikiyordu teninde;
yalnızlığı ıslak bir çorap gibi
giydiriyordun üstüne
ve apacık bir düşman oluyordun
kendi gözlerinde.
Ay ışığı artık parlamıyordu,
yakamozlara inat yürüyordun;
içliğin yoktu,
ben yoktum.
Kimseye bakmadan,
sessizce yürüyordun.
Kimsesizliğinle yürüyordun,
bana bakıp gülmüyordun.
Umut ışıkları çoktan kaybolmuştu teninde,
yalnızlık en sadık arkadaşın olmuştu.
Ve her şey,
boş boğuyla
bitti.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.