1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
59
Okunma
Ne güzeldi...
Yaz akşamları ağır ağır inerdi mahalleye.
Güneş, çatılardan çekilirken çocuk sesleri kalırdı sokaklarda.
Kimsenin eve girmeye acelesi yoktu.
Hayat, bugünkü gibi koşmuyor; insanı peşinden sürüklemiyordu.
Mahallenin köşesindeki sokak sinemasına doğru yürürdük.
Katlanır sandalyeler dizilir, beyaz perde rüzgârla hafifçe dalgalanırdı.
Film başlamadan önce herkes birbirini tanırdı zaten.
Bilet almak kadar selam vermek de adettendi.
Ve sen...
Kalabalığın içinde sessiz duran o kız.
Saçlarını kulağının arkasına atışını izlerdim uzaktan.
Bir şarkı çalardı bir yerlerde.
Dilde mır mır bir melodi...
Cesaretim ancak o şarkının sözleri kadar olurdu.
Yanına yaklaşır, kimse duymasın ister gibi
sevdiğimi fısıldardım sana.
Ne büyük sözler kurardık ne de sonsuzluk vaatleri.
Çünkü o zamanlar sevmenin kendisi yeterdi.
Birlikte yürümek,
aynı gazozdan bir yudum almak,
bir akşam üstünü paylaşmak...
Bunlar mutluluğun ta kendisiydi.
Öyle saf, öyle temizdi ki sevmek.
İnsan birini değiştirmek için değil,
olduğu gibi sevmek için severdi.
Bir mektubun günlerce beklenirdi.
Bir fotoğraf aylarca cüzdanda taşınırdı.
Bir bakış, haftalarca insanın içinde yaşardı.
Şarkılar vardı...
Radyodan duyduğumuzda sustuğumuz,
sözlerini ezberleyip gecelere sakladığımız şarkılar.
Her biri biraz bizdi sanki.
Kimi ayrılığı anlatırdı,
kimi kavuşmayı.
Ama hepsi insanın ruhuna dokunurdu.
Sonra yıllar geçti.
Sokak sinemaları birer birer söndü.
Mahalleler büyüdü, insanlar küçüldü.
Mektupların yerini ekranlar aldı.
Beklemeyi bilmeyen zamanlar geldi.
Artık herkes birbirine daha yakın görünüyordu belki,
ama hiç kimse kimseye gerçekten yakın değildi.
Şarkılar hâlâ çalıyor.
Fakat eskisi gibi dinleyen kulaklar azaldı.
Sözler çoğaldı.
Anlamlar eksildi.
Bir gün eski bir şarkıya rastladım.
Bir dükkânın önünden geçerken çalıyordu.
Durup kaldım.
Birdenbire yıllar geriye çekildi.
Sokak sineması yine yerindeydi sanki.
Çocuklar yine koşuyordu.
Ve sen...
Kalabalığın içinde yine aynı yerde duruyordun.
O an anladım ki;
İnsan bazen geçmişi değil,
geçmişteki kendisini özlüyormuş.
Kaybettiği yılları değil,
o yıllarda taşıdığı kalbi arıyormuş.
Kalmadı azizim...
Bu çağ başka.
Bambaşka bir çağ olmuş.
Ama bazı akşamlar,
güneş usulca çekilirken gökyüzünden,
eski bir şarkı ilişiyor kulağıma.
Ve ben hâlâ,
bir sokak sinemasının önünde durmuş gibi,
özlemle arıyorum
o eski günleri...
Çünkü bazı zamanlar bitmez.
Bazı insanlar gitmez.
Bazı şarkılar susmaz.
Ve bazı anılar,
insanın içinde ömür boyu yaşamaya devam eder.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.