1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
30
Okunma

Mirim eskiden erkekler yerine göre;
Ölmesini de bilirlerdi sevmesini de...
Haberin yok mu?
O donuk bakışların şu militan duruşunla
Kolumu kanadımı kırdı.
Suretime bir kadın yerleşti, Lapa lapa kar yağmış saçlarına,
Uçurumun dibinde uyanı verdim.
O ki üşüyen bir kardelen,
Ütopyası uzak mı
Sesim yok ki sızlana,
Sözüm yok ki acıyı anlata
Çiçeği burnunda eyvah ki
Nevbaharım!..
Kaldı ki gerçekle yüzleşmek;
Acı çağla tadında, köklere dolanmış.
Sarmaşığı ile
Kendine taze diyor.
İnanmazsan o vakit mazi kendince oynaşta,
Gönlün deryası kelepçeli,
Feleği kader diye algılıyor.
Peki ya kırılmış umutlar?
Ölü doğmuş istekler?
Yarım kalan yarınlar?
Bunlar ruhun üzüntüyle boğuşan sitemleri değil mi?
Şiirin asaleti ipinden çekilmiş dizginlenemiyor
Oysa tatlı kelimelerle okşanmalı.
Hayat zaten başlı başına bir drama değil mi?
Ki kendi kabuğundan çıkmıştır üzünçle
Harekete geçse de mavi düşle,
Bahar olur kızıl ve kırgın,
Birikir yine dırdır ve vır vır.
Gülüşler sahte, gerçekler yarım.
Bir ömür boyu arar dururuz,
Kendi sesimizi, kendi sesimizde.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.