0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
28
Okunma
O Ev
Bir evimiz vardı, tek katlı, gösterişsiz ama huzurlu.
Önünden bir dere geçerdi, suyu durmadan konuşurdu taşlarla. Biz bazen susardık, dere anlatırdı içimizden geçenleri.
Bahçesi vardı... Toprağı yorgun değildi henüz. Domates kokardı yazları, biber kokardı, nane kokardı avuçlarımız.
Her şey organikti orada; sebzeler de, gülüşlerimiz de, sevgimiz de...
Akşam olunca güneş yavaşça çekilirdi tepelerin ardına, biz verandada otururduk. Çayın buharı yükselirken, hayatın bu kadar güzel olabileceğine şaşırırdım bazen.
Ne büyük hayallerimiz vardı, ne de büyük zenginliklerimiz.
Birbirimiz vardık.
Meğer insanın en büyük serveti aynı gökyüzüne bakabildiği biriymiş.
Şimdi o dere yine akıyordur belki, bahçe yine yeşeriyordur. Domatesler yine kızarıyordur dalında.
Ama bazı evler, içindeki insanlar gidince ev olmaktan çıkar.
Şimdi ne zaman bir dere sesi duysam, aklıma su gelmiyor.
Bir ev geliyor gözlerimin önüne...
Tek katlı, bahçesinde umut yetişen, ve içinde iki kişinin bir ömre sığdırdığı o güzel günler.
Meğer özlediğim ev değilmiş...
O evde kalan bizmişiz.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.