11
Yorum
17
Beğeni
5,0
Puan
84
Okunma

Sanki Nuh tufanından kalan yorgun bir dünya,
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Kazan kaldırmış hele, kaynıyor suyu güya
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Nohut ayrı telden çalar, fasulye dünden katı,
Kazanın içinde her canın ayrı feryadı,
Kaynadıkça unuttu Hâkikat saltanatı,
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Buğday ana gövdedir, sabırla özü açar,
Kimi rengini gizler, kimi kokusun saçar.
Ayrı dursa çürürler, zaman öylece kaçar,
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
İncir, kayısı, üzüm; her biri ayrı bir renk,
Hem ekşi hem de tatlı, nizam kurulmuş bak denk.
Dengeler bozulurken kalır mı hiç ahenk,
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Üstüne dökülen nar, süslenilen yalanlar,
Bölünmüş bin bir parça, kasedeyse kalanlar.
Kaşıkla da açık et, şifâ vermez çalanlar,
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Farklılıklar içinde gizlenmiş asıl niyet,
Tek tipleşmek çürütür, budur en ağır diyet.
Aynı tatta buluşmak, o en büyük meziyet,
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Mesut der; bak kazana, gör şu mutlak uyumu,
Farklılıkta hayat var, kesilir mi can suyu?
Adalet bizde başlar, terk et ki bencil huyu,
Dirlik birlikten geçer, gel bozulmadan önce!
Mesut Tütüncüler _______
5.0
100% (12)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.