3
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
35
Okunma
Sahi, seni unutmaya ömrüm yeter mi?
Bir şarkı başlar aniden, tam göğsümün ortasında,
Anason kokulu akşamlarda adını fısıldar rüzgar.
"Bitti" deriz ya hani, dile kolay...
Ama kalbe anlatamıyor insan dökülen yaprakları.
Ben seni bir ömre sığdırdım sessizce,
Her sokağın köşesinde bir anın nöbet tutuyor.
Şimdi hangi silgi temizler bu kalbin kırıklarını?
Hangi zaman unutturur o sırtımdan vuran vedaları?
Kulaklarımda hep aynı sitemkar nakarat,
Seni unutmaya, şu yorgun ömrüm yeter mi?
Ben senin yerine öleyim diye çırpınırken bu hayatta,
Sen beni dirim dirim toprağa gömdün de gittin.
En çok da bu koyuyor insana; sırtımı yasladığım dağdın sen,
Şimdiyse altından kalkamadığım en büyük enkazım oldun.
Ciğerime kadar işleyen bu yangını, hangi su söndürebilir?
Gözlerin gelir aklıma, bir de yarıda kalan o hikaye...
Herkes "geçer" der, bilmezler ki bazı yaralar kabuk tutmaz.
Sana helal edilmemiş haklarım var bu masada,
Yarım kalmış bir bardak, eksik bir elveda...
Şarkı sustuğunda bile içimde bağırıyor o soru:
Seni benden koparmaya, zamanın gücü yeter mi?
Şimdi adalet mi bu? Ben senin için dünyayı karşıma alırken,
Sen beni arkamdan vurup, yabancı kollara bıraktın.
Bu masadaki her damla gözyaşında, sana helal etmediğim ömrüm var.
Sustuklarım, içime akıttıklarım ahım olsun sana;
Unutmak mı? Ben ölsem de bu acı unutmaz seni...
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.